hamileliğimde tam 45 kilo aldım ve doğum sonrası
-iki adım atsam ter içinde kalıyordum.bütün elbiselerim terden sırılsıklam oluyordu
-bacaklarımın arası sürtünmekten yara olmuştu ve adım atarken çektiğim acı yüzünden zorlanıyordum.
-gideceğim yere yürüyerek gidiyorsam, (ki genelde yürüyemezdim) nefes nefese kalıyordum
-mağazalardaki satış danışmanlarının *burada 40 bedene kadar satıyoruz tarzı aşağılamaları da cabası
aklıma gelmeyen daha pek çok sorunla karşılaştım. ve iki ay içinde isyan ettim. yedi ayda toplamda elli kilo verdim. 46 bedenden 38 bedene , eski halime geri döndüm. oh be dünya varmış dedim. dış görünüşte önemli tabi , fakat ben kiloları sağlığım ve özgürce yaşayabilmek için verdim.
yemek yemek sadece yaşamak için yapılması gereken ihtiyaçlardan biri ve hiçbir yemek benim özgürlüğümden önemli olamazdı.
kiloları vermekteki en önemli iki noktaya gelince akşam saat yedi-sekiz den sonra meyva dışında hiçbirşey yememek , akşam yemeğini en hafif öğün olarak geçirmek. ikincisi ise düzenli spor yani mevsimlik değil , sürekli.
uzmanların söylediği gibi diyet + spor ikilisi en sağlıklı yolu bu işin. ama iş her tarafta dönen çikolata ve dondurma reklamlarına inat diyete devam edebilmekte sanırım. yoksa o kadar çok caydırıcı etken var ki. gerçekten uzun ve zorlu bir süreç, ciddi irade ve disiplin gerektiriyor. iki günde gitmiyor ne yazık ki o kilolar.
nacizane ufak bir bilgilendirmede ben yapayım tam olsun. tabiki bu bünyeden bünyeye farklılık gösterebilir ama genel olarak bir kişi günde 200kalori az tüketir veya 200kalori fazla yakarsa bu kişi bir ayda sadece 1 kilo verebilmektedir. 200kalori yakmak ne kadar yürümek oluyor acaba diye sorar gibisiniz, hemen söyleyeyim. 200kalori yakmak için ortalama 3 ile 3.5 kilometre arasında tempolu yürümek gerekmektedir* ve bu da yaklaşık 30 dakika kadar sürmektedir. yani kısacası günde yarım saat tempolu yürüyüşle ancak ayda 1 kilo verebilirsiniz eğermek olarak yediklerinize de dikkat etmezseniz. saygılar.
-sabah normal insan kahvaltısı edin
-öğlen çorba yoğurt
-akşam üstü meyve yeşil çay
-akşam kalorisiz yiyecekler ot tavuk
-yatarken yoğurt greyfurt suyu
-bisiklete binmek , yüzmek , 31
ramazanın başından beri içinde bulunduğum eylem(di). taki 2 dakika önce bakkaldan sigara almaya inene kadar.
vendetta:selam aliküm. abi ne olacak bu fenerin hali?
bakkal: haliküm selam. lan ne feneri senin bu halin ne olacak?
v: ne var abi halimde?
b: lan dana gibi kilo almışın.
v: abi ramazanın başından beri 9 kilo verdim ya.
b: hmmm iyi neyse bakalım.
lan neyi neyse. ne neyse!! ben o kiloları verene kadar ne çektim bir bilsen. sıçarım rejimine. tatlı getirin lan.
saglikli olmak icin sismanca insanlarin mutlaka yapmalari gereken bir olaydir.
su an itibariyla ben de kilo veriyorum. gözlemim sudur ; yemek aslikanlik yapapn birseydir. yani insan aciktigi zaman yemeli. ama su,hele türk annelermiz tarafindan bilincaltimiza pompalanan "ögüt" mereti biraz abartilmis birseydir. ben bizim normal kahvalti da yedigimiz kaloriyi bir kere hesaplamistim da, internetteki sayfalardan irdeledigim kadariyla, biz o kahvalti da iki günlük kalorimizi aliyormusuz da haberimiz yokmus!!! beyaz peynir, bal, sokella, sürüsüne bereket ekmek, üstüne zeytinyagi gezdirilmis zeytin tabagi, sucuklu yumurta....ohhh oh....tadi güzel olmaya güzel de, buna alistigin ve iyice de dötü göbegi saldigin zaman, bunlardan mahrum olmak resmen, uyusturucu bagimlisi bir adamin uyusturucu istemesi gibi birsey aslinda...
isin en zor tarafi insan farkinda olmadan kendisini yemekle özdeslestiriyor herhalde...aciktigin icin yemiyorsun, "yemen" gerektigi icin yiyorsun. resmen aliskanlik. sadece su bile yeteri kadar kilo verdirir adama... aciktigin zaman yiyeceksin, ve doydugun anda da biracaksin. da insan öyle bir oluyor ki, acikma olayinin ne oldugunu bile unutuyor. unutmus olan arkadaslara hatirlatmak babindan ; insan, aciktigi zaman midesindeki o acikma hissi sonradan gecmeyecek bir sekilde devamliligini koruyor. benim midem, resmen aliskanligim yüzünden, arada bir "acikmis" gibi yápiyordu, ama hemen yemege sarilmadigin zaman bu his gidiyor, bu birkac ket daha geliyor, ve en sonuncusu kalici oluyor. iste o zaman yiyeceksin.
ancak bu yemek aliskanliginin türk kültürüyle de kopmaz baglari var, onu da bilahare belirtmek gerekir.
insanı çok mutsuz eden, çok zorlayan bir süreçtir.yenecek o kadar güzel şey varken bunlardan kendini mahrum etmek, üstüne bir de spor yaparak, eziyeti ikiye katlamak, herkes mutlu mesut yemek yerken onlara gıpta ile bakmak, zayıflama alanında çıkan her tür zımbırtıyı(mesoterapi lpg, karboksiterapi, binlerce destek ürünü, yüzbinlerce diyet) yakından takip edip yeterince iradeli olamamak nedeni ile bayılınan onca paraya rağmen geri almak üzere üç-beş kilo vermek, sonra yeni yeniden başlamaktır.
ciddi manada yapıldığında insanın tipini değiştirir.
üniversiteye geldiğimde de şimdiki kilomla aynıydım aşağı yukarı, yalnız arada bir sene şimdikine göre 25 kilo civarı zayıftım. hiiç mütevazı olmayacağım manken gibi heriftim. hala o dönemin fotoğraflarını görünce yarın spora başlıyorum derim ama yalan olur.
insanın veremedikçe zoruna giden şey.
evde kalanlar,evlenemeyenler kimse tarafından beğenilmeyenler ve sağlık açısından rahatsız olanlar
kısaca kilo problemi olan herkesin gündeminden düşmeyen şey.
yaz geldi hala siyahlar içindeyiz , hergün aynaya bakmaktan kendimizi ezberledik kendimizden sıkılır olduk
son tanıştığım arkadaşım da kilolarım yüzünden benle görüşmüyor artık.
gibisinden yakınmalar ..
bu kadar mutsuzluk kaynağı olan şeye ciddi anlamda tıbbi bir tedaviye gitmedikçe daha çok yakınırız.
az az ve sık sık, hafif ve lifli gıdalar tüketmek**, akşam yemeğinden sonra sabaha kadar hiç bir şey yememek, yemekten önce iki bardak su içmek ve günde yarım saat yürüyüş yapmak ile gerçekleştirmesi gayet kolay olan olay. ben şahsen bunları uygulayarak kısa sürede 6 kilo verdim. ne olursa olsun, bu öğütlerimden dolayı oluşabilecek herhangi bir sağlık sorunundan ben sorumlu değilim.*
edit: gün itibariyle 12 kilo vermiş bulunuyorum. az önce bunu kutlamak için 3/4 ekmek arası 12cm kalınlığında doğranmış sosis, sucuk ve bolca ketçaptan oluşan enfesötesi sandwich-tost kırması bir şey yaptım, oturdum keyifle yedim. bunun hazzı hiç bir şeyde yok, inanın. önemli olan ertesi gün dengeli beslenmeye devam edebilmek.
edit: 120 kilo olarak başladığım serüvenimde bugün 99 kiloyum arkadaşlar. bunun pek ayrıntısı falan yok yani. isteyince oluyor.
düzenleme: şu an 89 kiloyum.
edit4: gençlik işte, kolay kilo veriliyor. 99 kiloyum bu vakitlerde.
Edit5: yok yahu yaşla çok da alakalı değil orta yaş sınırı aşılmadığı sürece. yemeyince gidiyor kilolar. 90 yine.
edit6: tipe bak atıp tutmuş. neyse arkadaşlar 97 kiloyum sene 2019. al ver al ver artık umrumda değil. siz de takmayın kiloyu falan.
profosyonel yardım almadan veya iyice araştırılmadan yapıldığı taktirde sonuç alınamayan zaman kayıbıdır.
kilo vermek için aç kalmak gibi saçmalıklar yüzünden iyice kilo alınmaktadır. Vücut siz aç kalınca yediğiniz şeyleri hemen gerekli kısmını alır gerisinide yağ olarak depolar savaş durumundadır yani tekrar aç kalabileceğini düşünür. ama sık aralıklarla az yenirse vücut '' ulan bu pisboğazın azı durmuyor ki zaten istediğim anda enerji alıyorum ne diye depolayayım'' diye yağ depolamaz(tabi gün içerisinde ki her 6 öğünün her birinde yarım ekmek yersen yine bi fayda göremessin.
kaldır kıçını koş, çikolata yeme, ekmeği kahvaltıda ye, meyveye abanma vb. gibi
eee peki ben profosyonelmiyim? ne diye beni dinliyorsun ya git araştır.
alışkanlıklarınızdan vazgeçmedikçe mümkün olmayacak eylemdir. kalıcı kilo vermenin altın anahtarı yaşamınızı birazcık değiştirmekten geçer. nasılsa her öğünde düzenli olarak fazla yemek yerseniz kilo alırsanız, her öğünde düzenli olarak az yerseniz kilo verirsiniz. bu durum bu kadar basitken hangi ara uğrunda milyon dolarlar harcanan bir sektöre dönüştü anlamak mümkün değil.
düşük karbonhidratlı, orta yağlı, yüksek proteinli düzenli bir diyet, ağırlık çalışmaları ve kardiyo egzersizleri ile 6 ay içinde gayet atletik ve şekilli vücuda sahip olarak başarılabilen eylem.