bazi zamanlarda kişi gune iyi başlar uzun zamandir olmadiği kadar kendini zinde hisseder.
uzun zamandir ilk defa önünü görebilmekte ve kasvetli gelecek ise hiç olmazsa pembe ruyalar ile suslenir. kişi pembe bulutlarin yalan oldugunu bilir ama kendini kaziklayabilmesine hiç kafasina takmaz.
çünkü bilir ki bazi bunyelerde bir zaman sonra kişi artık kendini kaziklama melaikesi yok olmustur. daha dogrusu colak kalmistir.
işte o zamanlarda artik bu melaike saf heyecanlar duyuldugu zaman gecici sure de olsa hortlar. kişi daha önce allah bilir ne zaman önce cortlayan melaikeyi tekrar yasamistir.
herneyse gun iyi baslamis ve herşey yolunda gitmektedir. sanki herşey otomatik olarak duzenlenmekte ve kişinin kafası apaydinliktir.
ve bunun uzerine bir de saf heyecanlar duymaya baslar. bu aslında yabancisi olmadiği ama nasil ki düsmüs bir aristokatin gumus samdanda mum yakmasi misali mahrum kaldiği için unutulmustur.
dunya guzel, insanlar saf ve temiz, gokyuzu satafatlı hava bok gibi soguk olmasina ragmen tatli, ruzgar surati oksar... coktan beri unuttugu yasam seline tekrar karismistir kişi. planlar kurar hayaller kurar.
tam artik hayat öyle güzel ki diyecekken önüne baksana ulan davar diye ses onun butun keyfini kaçirmiştir artik. butun neşesi gitmis daha bes dakika önce şek şek basaraktan bade süzerekten yürüdügü hayat yolunda birden ferdi tayfur moduna gecmistir.
ufacik bir darbe (aslında darbe bile sayilmaz) sirça sarayini yerle bir etmiştir. kişi umarsizca bir sigara yakar ve normalde oldugundan daha gamlı bir şekilde yollari arşinlamaya devam eder.
giden bir geminin arkasindan mendil sallar gibi dumanlar süzülür süzülür...