hz hüseyin * ve yakınlarının susuz bırakılmak yoluyla katledikleri yer. rivayet o dur ki bu katliamın sorumlusu yezid ömrünün son zamanlarında hiç su içemez olmuş ve su içtikçe sürekli kusarmış.
ortadogu cografyası icinde bir tane mi normal insan toplulugu cıkmaz
dedigim goruntulere sahne olan sehir.kanla hasırnesir olmayı ne kadar
rahat benimsiyorlar?allahtan isa carmıha gerildi diye hristiyanlar da
kendilerini carmıha germiyorlar.kabile toplumları,kurban kulturu.
bir damla su verin dedi.
yok diyorlardı
isyan etti Hüseyin
komutanla konuşurken
Allahtan korkun dedi.
şu fırat ve dicleden Yahudiler Hristiyanlar su içiyorlar..
siz peygamber torunlarına Bir damla su vermiyosunuz..
zalimler in, ekmeksizler in, nursuzlar ın dünyada gelmiş geçmiş en büyük zaferlerini (!) kazandıkları yerin ismidir. bu zaferlerini (!) ahirette alevli * meyvalar ile kutlayacaklardır. turnalarda onlara eşlik edecektir, çok güzel bir şekilde.
Akşam gelip çattı. Hüseyin (a) ashabını topladı, Allah'a hamdü sena ettikten sonra onlara hitaben buyurdu: "Ben kendi ashabım kadar salih bir ashab ve kendi ehl-i beyt'im kadar iyi ve üstün bir ehl-i beyt tanımıyorum. Allah hepinize hayırlı mükafat versin. Şimdi gecedir ve karanlığı sizi çevrelemiştir. Siz de onu yürüyen bir deve edinip (gecenin karanlığından yararlanıp) her biriniz ehl-i beytimden birinin elini tutup gecenin bu karanlığında dağılın ve beni bu orduyla yalnız bırakın. Çünkü bunlar benden başkasını istemiyorlar." Hüseyin'in (a) kardeşleri, oğulları, Abdullah ve Cafer'in oğulları, neden seni yalnız bırakıp gidelim dediler, yoksa senden sonra yaşamak için mi? Allah o günü bize nasib etmesin asla. Bu sözü önce Abbas b. Ali (a) dedi ve diğerleri de onu izlediler. Hüseyin (a), Akil'in oğullarına bakıp buyurdu: "Müslim'in şehid olması sizin için yeterlidir; ben size izin verdim, gidin." Başka bir tarikle gelen rivayette de şöyle belirtilmiştir: Bu arada Hüseyin'in (a) kardeşleri ve ehl-i beyti söze başlayıp dediler. "Ey Peygamberin evladı, o zaman halk bize ne der ve bizim cevabımız ne olur? Efendimizi, büyüğümüzü ve kendi Peygamberiimizin evladını yalnız bıraktık, düşmana bir ok dahi atmadık, ele mızrak alıp savaşmadık ve bir kılıç bile savurmadık mı diyelim? Hayır, andolsun Allah'a, senden ayrılmayacak, senin yolunda öldürülünceye kadar bu canlarımızla seni koruyacak ve senin gibi şehid olacağız. Allah senden sonra yaşamayı haram etsin bize!" Müslim b. Avsece kalkıp dedi: "Ey Peygamberin evladı, etrafını saran bunca düşman arasında seni bırakıp gidelim mi? Hayır, andolsun Allah'a bunun imkanı yok, senden sonra yaşamayı Allah nasip eylemesin bize! Ben savaşacağım; mızrağımı düşmanın göğsünde kırıncaya ve elimdeki kılıcımı onlara indirinceye kadar. Savaşmak için hiç bir silahım olmasa dahi taş alıp savaşacağım ve seninle birlikte ölmedikçe senden ayrılmayacağım." Said b. Abdullah-i Hanefi konuşmaya başladı: "Ey Peygamberin evladı, biz seni asla yalnız bırakmayız. Muhammed (s) Peygamberin senin hakkındaki vasiyetine uyduğumuzu Allah'a da göstermeliyiz. Eğer bilsem senin yolunda öldürülecek ve yeniden dirileceğim ve bu defa da diri diri yakılacağım, yetmiş kere de bu tekrarlanacak olsa, kendi ölümümü senden önce görmedikçe senden ayrılmam. Nasıl senin yolunda can vermem, oysa ki ölüm birden fazla değildir ve ondan sonra ise ebedi izzet ve saadete kavuşmuş olacağım." Ondan sonra Züheyr b. Kayn yerinden kalkıp dedi: "Ey Peygamberin evladı, andolsun Allah'a ki senin, kardeşlerinin, evlatlarının ve ehl-i beytinin sağ kalabilmesi için bin kez öldürülmeye razıyım!" Ondan sonra da Hüseyin'in (a) ashabından bir grubu aynı mazmunda sözler söyledi ve eklediler: "Bizim canlarımız sana feda olsun, biz seni kendi el ve yüzlerimizle koruyacağız. Eğer bu yolda öldürülürsek, Allah'In bize vermiş olduğu vazifeyi yerine getirmiş olacağız." Aynı gece Muhammed b. Beşir-i Hazremi'ye "Oğlun Rey sınırında esir düşmüştür" haberi verilince "Onu Allah'a bırakıyorum. Andolsun canıma, ben yaşadıkça oğlumun esir düşmesine razı olmazdım." dedi. Hüseyin (a) onun bu sözünü duyunca "Allah seni bağışlasın. Senden biatımı kaldırdım ben, (git) oğlunu kurtarmaya çalış" buyurdu. Muhammed b. Beşir "Yırtıcı hayvanlar diri diri yesinler beni, eğer senden ayrılırsam!" dedi. Hüseyin (a) de "O halde bu Yemen keteninden olan elbiseleri al ve oğluna ver ki kardeşini kurtarsın." buyurdu ve bin dinar değerinde beş elbise verdi. Ravi şöyle diyor: Hüseyin (a) ve ashabı o geceyi yalvarıp yakararak, dua zemzemesiyle geçirdiler. Bazıları rüku, bazıları secde ve diğer bazıları da ayakta ibadet ettiler. O gece Ömer b.Sa'd'ın ordusundan otuz iki kişi Hüseyin'in (a) ordusuna katıldı. Hüseyin'in (a) namazı ve kemal sıfatlarıyla ilgili seciyesi her zaman öyleydi.
ibn-i Abd-i Rabbih "ikd'ül Ferid" kitabının dördüncü bölümünde şöyle nakleder: Ali b. Hüseyin'e (a) "Babanızın evlatları ne kadar da azdır!" dediler. Ali b. Hüseyin (a) buyurdu: "Bu birkaç evlat sahibi olması bile şaşırtıcıdır. Çünkü hergün bin rekat namaz kılardı ve artık zevceleriyle birlikte olacak zamanı olmazdı." Aşura sabahı Hüseyin'in (a) emriyle çadırlar kuruldu, ıtır dolu bir tabak hazırlandı ve Hüseyin (a) şahsi temizliğini yapmak için çadıra geldi. Rivayete göre Büreyr b. Hüzeyr-i Hamedani ve Abdurrahman b. Abd-i Rabbih-i Nesari, Hüseyin'den (a) sonra temizliklerini yapmak için çadırın arkasında beklediler. Bu arada Bereyr Abdurrahman ile şakalaşmaya başladı. Abdurrahman dedi: "Ey Büreyr, şimdi gülmek ve komik laflar etmenin zamanı mı?" Büreyr: "Benim tayfam da biliyor ki ben ne gençlikte ve ne de yaşlılıkta beyhude konuşmaktan hoşlanmamışımdır. Fakat şehid olacağımın sevinciyle şimdi böyleyim. Andolsun Allah'a, çok az bir zamanımız kaldı, kılıcımızı alıp bunlarla bir süre savaştıktan sonra hur-il ayn'in boynuna sarılacağız."
Irak'ta baskent bagdat'in guneyinde bulunan bir sehirdir. Muslumanligin sii ve alevi mezheplerine gore Kutsal sayilan 4 sehirden biridir.
digerleri icin
(bkz: Necef)
(bkz: Mekke)
(bkz: medine)
peygamberimiz hz. muhammed'in torunu olan hz. hüseyin in 62 yandaşı ile beraber öldürüldüğü yerdir.
iki ordu * saf tutarak direk savaşa girmektense bedir savaşındaki gibi iki tarafan da çıkan cengaverlerin insanlar önünde savaşmasıyla sonuca gitmişlerdir.
hz. hüseyin ve ashabının tamamen öldürülmüştür. bu savaştan önce hz. hüseyin ve ashabı susuz bırakılmış ve halsiz düşmüştür. hz. hüseyin in muaviye oğlu yezid e biat etmeyi reddetmesi nedeniyle meydana gelmiştir. bu olay yüzünden yezid ismi gümüzde kötülük, çirkinlik olarak kullanılmaktadır.
sıra sıra çıka erlerden geriye kalan son ikisi hz hüseyin ve oğlu ali ekber dir. ya baba oğlu önünde ölecek ya da oğul babasının önünde.
en son hz. hüseyin 33 mızrak ve kılıç darbesi ile yaralanır.
kimse 34. yü vuramaz.
çünkü o peygamberin torunudur.
hz. hüseyin öldürüldükten sonra kesik başı yezid e sunulur. yezid de kesik başla asası ile oynar. o sırada eğitmeni ağlayarak "ya yezid. seni bunca sene yetiştirdim. ama dikkatli olasın. o oynadığın başı peygamber efendimiz defalarca öpmüştür." der.
kerbela susuzluk demektir. çoraklık demektir. yalnızlık demektir. ayrılık demektir. göz yaşı demek, acı demektir.
hasanım ağu içti, leb-i sükker ah çeker
hüseyin attan düştü, kime şikar ah çeker
nerde kalmış acaba, bak zülfikar ah çeker
ali'nin on bir oğlu, yerde yatar ah çeker
fatma ana ciğeri sızlar sızlar ah çeker
hüseyin attan düştü, sahra-i kerbela'ya
cibril kurban haber ver sultan-i enbiyaya
yektir ali tektir ali şahtır ali
ali ali cansın ali
ali ali yar ali
medine dağlarında susamla sümbül ağlar
dağlar inim iniler sular sarhoş sel ağlar
cümle kuşlar figanda vah dertli bülbül ağlar
viranede baykuşlar hû çeker yıl yıl ağlar
kerbelaya kulak ver sahra ağlar çöl ağlar
lanet olsun yezid'e şah-u geda kul ağlar
ey mürteza gel yetiş binekte düldül ağlar
hasanım ağu içmiş gözyaşları sel ağlar
kerbela imdat ister gözedirler yol ağlar
hüseyin attan düştü, sahra-i kerbela'ya
cibril kurban haber ver sultan-i enbiyaya
yektir ali tektir ali şahtır ali
ali ali cansın ali
ali ali yar ali
yezid hükümranlığı zamanında yapılmıs en vahsice eylemin yapıldığı yerdir. peygamber in torunlarının ikisi de doğrudan ya da dolaylı* olarak öldürülmüs, hz. hasan ve kerbela nın acısının hatırlanmaması icin emevi hükümdarlar tarafından asure günü kavramı ortaya cıkarılmıstır.
fakat sii ekole mensip mezhep ve tarikatler hala o gününü ve hz. hüseyin in sehit edilisinin yasını tutmaktadır.