Bu konuda çok kötüyüm. Neden de bilmiyorum. Beynimin doğru düzgün çalışmadığı aşırı korktuğum, duygusal olduğum zamanlar falan en azından kullanabilmek güzel olabilirdi. günü kurtarırdık. Zaten başıma ne geliyorsa her şeyi direkt söylememden geliyor. Bunları filtrelemek gerekiyormuş ben de yeni yeni öğrendim. Mesela biriyle konuşmak istemiyorsan seninle şu an konuşmak istemiyorum diyemezsin de gidip ütü yapmam lazım diyebilirsin ama enteresan.
ilginç ve doğru olmadığını, aslında farklı bir şeyi göstergelediğini düşündüğüm bir kavram, olgu.
Kavrama göre, sanki benim haricimde başka bir ben varmış da ona bilerek yalan söylemişim ve diğer benliğimin bundan haberi yokmuş gibi bir anlam ifade ediyor.
Çünkü "kandırmak" gibi bir kavramdan bahsediyorsak ve ben bir kimseyi kandıracaksam, o kişiye doğru olmadığını bildiğim bir şeyin tersini(doğru olduğunu) söylerim, ve bunu söylerken de söylediğim ifademin doğru olmadığını bilir ve ona yanlış eylemde bulundurma amacı güderim.
Bu halde ben kendi kendimi nasıl kandırabilirim? Kendime, doğru olmadığını bildiğim bir şeyin doğru olduğunu söylersem, buna inanıp eyleme geçecek olan kişi kim? Yine benim. Eğer buna inanarak harekete geçmişsem, bu sefer de bunun doğru olmadığını unuttuğum yada artık buna inanmadığım için, kendi kendimi kandırabilecek bir ben de ortadan kaybolur. Dolayısıyla kendi kendimi kandırmak gibi bir olgudan söz edemem.
Fakat bu kavram aslında şunu göstergeliyor olabilir; sağlıklı düşünememek yada gerçeği düzgün görememek. Bir kişi, başka bir kişiye kendini kandırıyor dediğinde, bu kişinin sağlıklı veya doğru düşünemediği, buna paralel olarak doğru olmayan duyguları ortaya çıkardığını kasteder, kişinin gerçekten kendi kendini kandırdığını değil. Çünkü insan kendi kendini kandıramaz.
Etrafındakileri kandırmaktan daha zordur. Kimine göre bir sanat, kimine göre ise bir ahmaklıktan ibarettir. Ben sanat olduğu görüşüne daha yakınım.
Aslında birçok şey insanın kendi kafasında oluşuyor ve bitiyor. Hemen hemen hepsi kendini ne kadar kandırabildiğinle alakalı. Sevinmek, üzülmek, sevilmek... Tabii bazen kendini kandırmak yeterli olamayabiliyor. Sen her ne kadar gittiğim her yerde çiçek açacağım, bahar benim içimde desen de eğer bir kardelen değilsen kışı gördüğün an solup gidersin.
Demem o ki, kişi mutlu olmalı ya da kendisini mutlu olduğu yalanına ikna edip bir şekilde öyle hissetmeli, taa ki kışı görene kadar. Yalan olan bir dünyada ne kadar gerçek olunabilir ki?
Zamanında belli bir süre boyunca kendime yaptığım eziyettir.Yapmayın bunu kendinize sonrasında çok pişman oluyorsunuz kendinizi bile bile kandırdığınız için.
Kendini kandırmaktan arındırmak sert defans olmamalıya yok şans bilindik bu türbülans
Unuttuğumun sonrası hatır gönül sofrası ve bir ziyafet bayram yeri kalbimin tam ortası
Kelepçesine aşık eller artık anladı bir yerde zaptedilmiş olduklarının farkına vardı
Pek girişmediğim eylem. Anlamı yok çünkü. Kendini kandırırken o eyleme önem verirsin. Bişeyleri gizlersin birilerinden. Ama benim gizleyecek hiçbir şeyim yok. Mal meydanda.
bazen bile bile yapılandır. bilirsin kendini kandırdığını Bunun yanlış olduğunu, bunun sana zarar vereceğini bilirsin ama böyle olmak seni daha mutlu eder. düşündüğün şeye inanmak, öyle varsayarak yaşamak daha kolay gelir işte.
ilkokul öğretmenim sayesinde tanıştığım söz öbeği. Zamanında "kopya çekerken, soruları cevap anahtarından bakıp işaretlerken, ödevlerinizi yapmazken beni veya ailenizi değil sadece kendinizi kandırırsınız." deyip dururdu bu adam. Ben de çocuk kafası ya bu söze aşırı takılırdım. Ben kimseyi kandırmıyordum ve kandırmazdım da. Zaten insan kendini nasıl kandırabilirdi ki?
Ama kandırıyormuş işte. Herkes kandırıyormuş. Ya zorunluluktan, ya verdiği mücadele gereği ya da cidden keyfinden kendi zevkine yapıyormuş insan.
mesela milli piyango'dan kendime büyük ikramiye çıkmış gibi yaptım, rahatlatan bir gülümseme oturdu yüzüme. ankara'da değilim ama olsun, bileti ankara'dan almış olabilirim.