"Mutluluk vücut için yararlıdır ancak zihinsel güçleri geliştiren, üzüntüdür.." *
Aklen ve ruhen gelişebilmemizi, olgunlaşabilmemizi, büyüyebilmemizi, "adam" olabilmemizi, güçlüklere karşı daha sağlam ayakta durabilmemizi; kısaca bilge olabilmemizi üzüntülerimize borçluyuz. Onları da sahiplenmemiz, başa çıkmayı öğrenebilmemiz gerek.
beni arabasıyla kadıköy iskelesinden aldı. vücut hatlarını ortaya çıkaran, dar bir t-shirt giymişti. sol kolunun adale kısmında dövmesi vardı. ''good fucker'' yazıyordu. gülümsedim. ''güzel dövme'' dedim sessizliği bozarak. cevap vermedi. gergin gibiydi. elimi omzuna attım, ona dokunmak istiyordum. sertçe ittirdi elimi. ''şimdi olmaz'' dedi. ''ne olmaz'' diye sormak istedim ama susmanın daha iyi olcağına karar verdim.
arabayı garaja parketti ve asansöre doğru yürümeye başladı, ben onu takip ediyordum. o yürürken kalçaları ne kadar dolgun ve biçimli diye düşündüm, onlara dokunmak istiyordum. göğüs kıllarını okşamak, dudaklarını ısırmak... kapıyı açtı ve beni içeri davet etti. ''salona geç ben geliyorum'' dedi. ses tonu o kadar soğuktu ki. yanlış birşeyler vardı, bunu hissedebiliyordum. salona geçtim. ''bir viski alabilr miyim'' diye bağırdım, ''sorun değil'' diye seslendi lavobodan. kendime bir viski doldurdum ve bir dikişte içtim. sonra evi dolaşmaya başladım. odaları geziyordum ki onun sesini duydum. telefonda konuşuyordu ve sesi gayet neşeli geliyordu. kapıya yanaştım;
-evet, geldi.
....
-sikip, parasını alıp salıcam ibneyi napıcam!
....
-fena değil gibi, zorlamasa bari..
...
-tamam, eyvallah akşam görüşürüz.
dünya başıma yıkılmıştı. hemen salona geri döndüm. adi bir paçavraydım onun için. kullanılıp atılacak. ve parası alınacak. gözlerim doldu, ağlamamak için kendimi zor tuttum. çok mu abartıyordum acaba; ne bekliyordum ki. sevgi mi? aşk mı? sonra salona girdi. üzerinde sadece boxer vardı. ''çok zamanım yok'' dedi ve kafamı sertçe erkekliğine yaklaştırdı. boxerını indirdi. itaat ettim. isteksizce ağzıma aldım. saçlarımdan tutarak ağzımda sertçe gidip gelmeye başladı. bir hayvan gibi ağzımı beceriyordu. bense inceden süzülen gözyaşlarımı saklamaya çalışıyordum. sonra boşaldı. ''nasıldı'' diye sordu. kafamı çevirdim. konuşmak istemiyordum. sonra banyoya gittim ve duş aldım. banyodan çıkmak istemiyordum. arınamazdım ki bir kaç dakikada. saatlerce temizlenmeliydim. kapıya vurdu, ''çık artık'' dedi, emir verir bir edayla. çıktım. sonra beni kanepeye dayayarak, kalçamı okşamaya başladı. parmağıyla içime giriyordu. bu arada bana küfürler de ediyordu. tek istediğim, hemen o an evi terketmekti ama yapamazdım. ona ihtiyacım vardı. yalnızlığa tahammül edemezdim. ve bu yüzden beni hayvanca becermesine de müsade ettim. 15 dakika daha üzerimde tepindi. ve sonra boşalarak yığıldı. ben toparlandım. sessizce giyindim. komidinin üzerine 100 lira bıraktım ve çıktım. artık gözyaşlarımı saklamak zorunda değildim.
işte bu insandır; kalbi pramparça ama ılık ve atmakta...