benim gibi düğünden nefret eden bir insandır. mecburen bazen gidiyorum ve hiç bir düğünde ilk 1-1,5 saatten sonra kalmıyorum. genellikle takı merasimi sonrası kaçıyorum. esoli adlı arkadaşımızın benzer versiyonları da az gelmedi başıma. rahmetli gel gel diye az tutturmazdı.
evliliğini klasikleşmiş, herkesin rolü önceden hazırlanmış bir törenle kutlamak istemeyen insandır. bunu tanımadığı bir sürü insanla beraber yapmak yerine sadece tanıdığı ve sevdiği insanlarla yapmak istiyordur. daha derinine inince aslında evliliği bile saçma buluyordur ama ne yapsın, dünyayı yöneten bu klişeler işte.
benimdir la o benimdir. oynamak nedir allah aşkına ya? mal bi müzik eşliğinde ellerimi yana açıp şıkıdık yapma isteği gelmiyorsa ben ne yapabilirim ? o yüksek sesli ritmler, kötü şarkılar kötü sesler, iğrenç bir pasta ve ortalıkta koşuşan çocuklar. bi de herkese gidip hoşgeldin diyeceksin.
düğününü "şenbiraderler düğün salonu"nda yapacak olan insandır kendiler.
dolmabahçe sarayında düğün yapacak kadar parası olmadığı için 3-5 liralık parfümlerin birbirleriyle karışımını suratında hissetmeye mahkumdur.
böylelerine düğün bile fazla.
bi imam yeter aslında.
düğün nedir efendim. sevişmenin anlamını öğrendiğimden beri düğün olayına kılım. baslığa uygun tanım: tam olarak ben kendim ve kişiliğim. nedir bu ya. iki insan resmi yollarla sevişecek diye neden onlarca belkide yüzlerce insan nedensiz sevinsin. ve ayrıca madem o gece gönül rahatlığıyla sevişeceğim. neden nedensiz yere yoruluyorum ben ya. aptalmıyım. gel hayatım biz nikahı kıydırıp direk balayına uçalım.
her insanın isteyebileceği bir şeydir. çünkü ilk önce tasarlanan arkadaş arasında bir şey yapmaktır, sonra o gelsin şu da gelmezse ayıp olur derken memleketten 3 otobüs kaldıracak duruma gelinir.