kemalizm

entry1488 galeri104 video9
    160.
  1. boşta bir fikir akımı.

    sallantıda yani, temelsiz.
    2 ...
  2. 159.
  3. miadi dolmus ideojiymiş. 21. yuzyıldaymişiz. lan sizin benimsediğiniz ideoloji ne zamandan kalma ? bin yıl, 2 bin yıl ?? daha eksi ? kıcımın kenarlari...
    1 ...
  4. 158.
  5. miadı dolmuş ideolojiymiş,onun yerine tayyip'in islam alemi halifesi olmasını destekleyen ideolojileri benimsemeliyiz,onlar daha ilericiymiş,zaten bu bilimde şimdi bulunan şeyler varya onların hepsi kuran'da yazıyomuş olum,valla lan.
    2 ...
  6. 157.
  7. son iktidar dönemi 60 yıl öncesinde olmasına rağmen sürekli hedef gösterilen ideolojidir. sebebi ise abd ve işbirlikçileri için bir öcü olmasıdır. ileri olduğunu savunan batı emperyalizmine karşı bir savaş vereceksin ve batıya rağmen çağdaş olacaksın, köy enstitüleri kurup halkı şeyhin şıhın elinden alacaksın, batıya teslim olmuş bir hanedanı ülkeden kovacaksın, kamu iktisadi teşebbüsleri kuracaksın, bölgedeki ülkelerle düşman değil kardeş olacaksın; daha ne olsun, katli vaciptir!
    4 ...
  8. 156.
  9. 155.
  10. kapitalist, komünist, veya teokrasi sevdalılarının bir yerine dokunan düşünce sistemi.

    "hadi canım hadi!beğenmiyorsan başka kapıya" deyip bir sonraki aşamaya geçiyoruz.
    2 ...
  11. 154.
  12. menfaatperestlik içinde debelenmekten başka işe yaramayan bir "izm".
    0 ...
  13. 153.
  14. resmi ideolojidir. 1. sınıftan itibaren okullarda öğretilmeye ve dayatılmaya başlanır.
    ilkeleri:
    1) türküm doğruyum calıskanım
    2) atam atam, sen kalk ben yatam
    3) türkün türkten başka dostu yoktur
    4) ya sev ya terk et den ibarettir. dogmatik ve hamasidir. içi tamamiyle boşaltılmıştır. tarihi o kadar çarpıtmıştır ki, bu yüzden türklerden başka herkes, türk tarihi ile alay eder.
    bu bağlamda ülkemize en fazla zararı veren ebleh ideolojidir. pencesinde bulunanlara acil şifalar dilerim.
    8 ...
  15. 152.
  16. kemalizm..

    mustafa kemal, toplum ve yönetim ilişkilerini tanımlarken, ulusal egemenlik gibi ortak öğeleri içeren bir toplum, dinle devlet işlerinin ayrılması, pragmatik akılcılık ve milliyetçilik gibi ilkelere sahip bulunan bir devlet yapısını söylevlerinde ve nutuk'ta iletmektedir. atatürk kullandığı bu olgular bütünlüğünü modern devletlerin temel karakteri olarak adlandırmaktadır. bu yapıları içeren devlet görüşüne bazılarınca kemalizm denmektedir. kemalizm, türk ulusunun çağdaşlaşma ideolojisi ve aynı zamanda türkiye cumhuriyeti'nin değişmez resmi ideolojisidir... vikipedi amca boyle tanimlamis.. copi peystin gozunun yagini yidim..

    mesele su dur ki;kemalizm bir ideolji degildir,sadece turkiye cumhuriyeti`nin kabul ettigi bir akimdir,cunku baska bir devlet bu akimdan etkilenmedigi icin( cezayir kurtulus militanlari haricinde) ideoloji olmasi beklenemez..

    temel olarak alti farkli ana temadan olusmustur..bu alti temadan cogu hatta hepsi su gun icin iflas etmistir..
    zamaninda gerekli olan milliyetcilik su gun ulkenin yobaz sinifinin eline gecmistir.. *

    laiklik sozcugunu ise artik liboslar, irticacılar, ılımlı islamcılar, sorosla kol kola girmis "dusunce kurulusları" h. cemaller, taha akyollar,zaman gazetesiyle aynı agzı kullanıp turkiye nin kuresel surece eklemlenmesi surecinde tornavida gorevi ustlenmiş yeni tureyen sosyalistler kullanıyorlar..

    diger dort tema iste gelismekte olan her ulkenin yaptigi seylerdir..

    devletcilik;mustafa kemal istemediysede yapmak zorunda kaldigi bir temadir,ulkenin o zaman ki endustriyel durumu goze onunde bulundurup yapacak hicbirsey olmamasindan dolayi karma ekonomi sistemi politikasidir ki ulkenin 30 yillardan 50li yillara kadar bugdaya bile ac kalmasinin sebebidir, nitekim baska caresi yoktur, cunku asagi yukari 20 yildir savasan bir ulkenin tekrardan ozel sektorle ekonominin kalkinmasi imkansiza yakin bir haldir..

    halkcilik;bu tema kesinlikle basarili olmustur(50lilere kadar),genel okuma seferberligi ilan edilmis,insanlarin yasayislarini ve kultur duzeylerini genel olarak ilerletilmis ve 50lilerden sonra bitmistir..

    inkilapcilik;cumhuriyetin ilk 15 yilindan sonra unutulmustur..
    2 ...
  17. 151.
  18. bir düşünce akımı.. düşünenler için dizayn edilmiştir..
    5 ...
  19. 150.
  20. 1-anti emperyalizm
    2-tam bağımsızlık
    3-halkçılık
    3 ...
  21. 149.
  22. asla atatürkçülük ile karıştırılmaması gereken bir kavram. zira atatürkçülük daha dinamiktir, statükoyu reddeder.
    3 ...
  23. 148.
  24. hayrola? türkiye cumhuriyeti devleti'nin dayandığı ideolojiler sorgulanmaya mı başlandı?

    kemalizm konusunda fikir edinmek isteyenleri sosyoloji bölümlerinde görmek isteriz. sözlükte işkembe çalıştırmak kolay.
    4 ...
  25. 147.
  26. içinde demokrasi barındırmaması nedenıyle yokolmaya ya da tedavulden kalkmaya mahkum olan bu gune kadar hakım sınıf tarafından hakımıyetın devamı için buyuk bır ustalıkla kullanılan ancak hakımıyet altında bulunan muhalıf kesımın taktık değiştırmesıyle(yuzlerını avrupaya dondurmelerı)zor gunler yaşayan turkıye cumhuriyetı'nın en etkın ideolojisi. antıdemokratık her oluşum demokrası karşısında kaybetmeye mahkumdur.
    5 ...
  27. 146.
  28. şu anda amacından neredeyse tamamen kopmuş, hatta bazıları tarafından islamiyyetin yerine din olarak konulması istenen fikir akımı.
    2 ...
  29. 145.
  30. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kuruluş ideolojisidir. ilkelerini nereye çekersen o " izm " i yaşarsın. Milliyetçiliği ön plana çıkarırsan bir nasyonal sosyalizm , devletçi - liberalizmi ön plana çıkarırsan bir devlet kapitalizmi elde edebileceğin türden amorf bir ideoloji. Sınırları mevcut konjontüre göre her zaman değişebilen pragmatist bir ideolojidir. Ancak evrimsel bir kararlılığı olmayan herhangi bir tür ya da organik bağ doğası gereği tutarlı ve kendisine baskın olan " izm "ler tarafından geride bırakılmaya mecburdur. Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşundan bu yana geçen 85 yıllık süreçte bu kararlılık darbeler ve tek parti yönetimleri, emperyalizm kuyrukçuluğu ve ulusal kapitalizm dönemleri ile suni bir şekilde sağlanmaya çalışılmaktadır.
    2 ...
  31. 144.
  32. komünizmle hiçbir açıdan kesişmeyen doktrin. ikisini kesiştirmeye kalkanlar devrimciliğin, sol ideolojinin imajından yararlanmak isteyen ulusalcı faşistlerden başkası değildir.
    4 ...
  33. 143.
  34. komünizmle hiçbir açıdan kesişmeyen doktrin. ikisini kesiştirmeye kalkanlar cumhuriyetçiliğin, kemalist düşüncenin imajından yararlanmak isteyen sözde solculardan başkası değildir.
    2 ...
  35. 142.
  36. gericiliğin, bu aziz toplumu her alanda geri bırakan zihniyetin ta kendisi olduğunu, gerçek dogmatik; işlemeyen beyinlerin fark etmesi, idrâk etmesi zordur. onlar ancak sosyalbilimleri 'terk ederler' konu bu olunca... refleksif sevgileri(!) tapınsal düzeydedir ve içsel-buyrultusal müthiş(!) sarsılmaz bir yapı arz etmektedir. ayrıca az buçuk durumu fark edip de kafa konformizminin dayanılılmaz câzibesini terk etmek istemeyenlerin 'kemalizm, atatürk'ten sonra icâd edildi' diye cümleler sarf etmeleri ise akıl ve vakit sarfiyâtıdır. iyi(!) bir ingiliz mûhibi olan mustafa kemal, putlarının, pardon kutsal büstlerinin dikilmesi işiyle 'bizzat' âlakadar olmuştur ki dünyada eşi benzeri olmayan mütevâzılıkta bir icraattır(!) bu...
    (bkz: akıl tutulması)
    4 ...
  37. 141.
  38. kuzey kore gibi aç, muhtaç -lâkin ne gâm- yiğit(!), süper hisli(!), şanlı milliyetçi(!) ama kıçında çuval bezinden üniforma olan yüce bir ülke(!) olmaya giden en sağlam, en kestirme yol.
    2 ...
  39. 140.
  40. bin yıllık güçlü ve anlamlı kültürümüzle, demokrasi ve ilerlemeyle âlakası, ünsiyeti, muhabbeti olmayan âtıl soft-faşist kandırmaca. hâlâ aksini iddiâ eden uyuşuk kafa konformisti sathî gâfil zevâta çükümle gülerim, o (g)ayrı...
    ha, ille dîne kıl olacam; entel dantel imajı neşredicem havasındaki dandik tiplerdenseniz şu aşağıdaki bakınızla zikredilen fikir çok daha mâkul ve insanîdir, onu alınız, içselleştiriniz.
    (bkz: sosyalizm)
    2 ...
  41. 139.
  42. Bire bir atatürkün hayatıyla bağdaşmayan bir düşünce sisteminin atatürkümüze yakıştırılmasıdır.*
    2 ...
  43. 138.
  44. abuk sabuk, fikir sistemi bile olmayan, bu milletle ve değerleriyle ve reel bilimlerle ve ilerlemeyle ilintisiz fantastik kurgu. buna, bana inanmayan eblehler için bu ülkenin en iyi, en makul alt-metin deşifrecisi köşe yazarlarından birine* kulak ve beyin verelim (b)ilgili sözlük.

    ''Cumhuriyet'in kurulması ile birlikte yönetici elit kadroların iktidarda kalmasını meşrulaştıran bir 'makbul vatandaş' kimliği üretilmesine girişildiğini biliriz. Türklüğü ve laikliği öne çıkaran, ikisini de otoriter zihniyetin kalıpları içine sıkıştıran bir yaklaşım devlete egemen oldu. Böylece gizlenmiş bir ırkçılıkla, kamusal alanın temizlenmesine yönelik bir strateji birleşti. Bu bakış tek parti döneminde doğal ve medeni bile sayıldı... Ama tepeden kimlik tanımlamalarının işlevsel olamadığı bir coğrafyada olduğumuz ya kavranamamıştı, ya da baskı rejiminin toplum istese istemese de başarılı olabileceği sanılmıştı. Oysa bu topraklarda din gereksinimi o denli yüksekti ki, dinsel olmadığı varsayılan öğretiler bile ancak dinî kalıplara dökülerek zihinlere işleyebiliyordu. Dolayısıyla laiklik dine mesafe alan değil, ona alternatif olmaya çalışan bir ideolojik tavra dönüştü. Öte yandan laikliğin dinsellik ihtiyacını gerçek anlamda tatmin edebilecek bir duruş olmadığı da açıktı. Bu haliyle laiklik olsa olsa dindarlığın kamusal alandaki meşruiyetinin tırpanlanması için kullanılabilirdi. Dindarlığın yerine geçebilecek tek alternatif ise tabii ki kemalizmdi... Nitekim Anıt Kabir'in Kâbe'ye, Nutuk'un kutsal kitaba, Mustafa Kemal'in peygambere karşılık geldiğine dair epeyce zengin bir deneyim birikimimiz var. Böylece laik kesim de kendisini rahatlatan bir dinselliğin içinde yoğruldu. Kendilerini 'sekülerleşmiş' sandılar ama bu kavram kişinin kendi zihninde inanç karşısında mesafe alabilmesini, inanç gereksinimine nesnel bakabilmesini ve bu sayede dünyevi olanı çarpıtmaya eğilimli dinsel önermelerden uzak durabilmesini ifade etmekteydi. Ne var ki laik kesim bunu hiçbir zaman beceremedi... Hiçbir zaman sekülerleşemedi. Onun yerine 'laikleşti' ve Müslümanlığın yerine kemalizmi ikame ederek çağdaş olunduğunu sandı.

    Bu açıdan bakıldığında Türkiye'deki laiklik uygulaması, Müslümanların kamusal alanda ve özellikle siyasette etkin olmaması gerektiğini ima eden siyasi bir önermeden ibaret kalmış ve özgürleştirici bir sekülerleşmeyi engellemiştir. Çünkü söz konusu otoriter laiklik, insanların inançla olan bağlarını eşitlikçi bir bakış içinde değerlendirmek bir yana, dindar olanla olmayan arasında bir hiyerarşi üretmiştir. Buna göre 'laikler' 'Müslümanların' üzerinde yer almaktadırlar ve yönetme imtiyazına da 'doğal olarak' sahip olmaları gerekmektedir. Bunun bariz bir ırkçılık türü olduğu, siyasi çizgisinin ise ancak faşizan olabileceği ise nedense idrak edilememiştir.

    Bunun muhtemel nedenlerinden biri söz konusu yaklaşımın devlet şemsiyesi altında 'rasyonel' kılınmış sayılmasıdır. Diğer bir deyişle devletin hem dindarlığı hem de laikliği daha iyi 'bildiği' varsayımının yarattığı rahatlama sayesinde, laik kesim 'bilimsel ve doğru' olan tavrı sürdürdüğünü sanmıştır. Devletin bilgisinin billurlaştığı kurumlar ise yargı ve diyanettir... Birincisi laikliğin, ikincisi ise dindarlığın 'bilirkişisi' olan bu cüppeli kurumlar, bize her iki alanın da 'doğru' tanımlarını vermekte ve hizada durmamızı sağlamaktadırlar.

    Böylece dindar kemalizmin ideolojik sonuçlarından birinin kemalist Müslümanlığın oluşturulması olduğu öne sürülebilir. Bilindiği gibi kemalistler dindarlığa temelde karşı olmadıklarını hep söylerler. Ancak bunun nasıl bir dindarlık olması gerektiğini de yine sadece kemalistler bilmektedir. Bugün halen yargı bizi 'doğru' laikliğe, Diyanet ise 'doğru' Müslümanlığa davet eden akil kurumlar olarak öne çıkarılmakta. Nitekim yargı başörtülü kadınların üniversiteye girmesinin laikliğe aykırı olduğunu söyleyerek bizlere 'gerçek' laikliği hatırlatıyor... Diyanet ise bir müftünün geçenlerde sarf ettiği sözlerle Türkiye toplumuna ''gerçek dini anlatmaya çalışıyor.''

    Bu garip özgüvenin nereden geldiği ise malum: Doğrunun tek olduğunu ve ancak bilimsellikte bulunduğunu öne süren pozitivizmin Türkiye koşullarında siyasete tahvil edilmesini ifade eden kemalizm, her türlü çoğullaşmayı ve dolayısıyla zihinsel sekülerleşmeyi sakıncalı bulan bir inanca dönüşmüş durumda. Bunun adı en genel haliyle özgürleşme korkusudur... Kemalistler özgür bir zihniyet ve inanç ortamından o denli korkmaktalar ki, bir yandan kendiliğinden sekülerleşen Anadolu muhafazakârlığını laiklik adına mahkûm ederek siyasetin dışına itmenin yolunu arıyorlar; öte yandan da o sekülerleşme yolundaki muhafazakârları kemalist bir Müslümanlık yorumunun içine hapsederek devlete yamamaya çalışıyorlar.''

    yazının orijinal web adresi: http://taraf.com.tr/yazar.asp?mid=1667
    0 ...
  45. 137.
  46. bir türlü varlığı ispatlanamamış ideolaji .
    2 ...
  47. 137.
  48. 1920lerde ulkeyi istibdatçı anlayıştan daha modern ve özgürlükçü bir anlayışa yönelten, bugün ise tam aksine demokrasi ve özgürlükler karşısında el freni görevi yapan miadını doldurmuş anlayış.
    0 ...
© 2025 uludağ sözlük