artik internet uzerinden g.te gireni de yayginlasmis bir durumdur.
ornegin kullanim sartlarini okumadan "he" dedigim icin bir alisveris sitesi uyeligine 160euro kazik girdi. adamlar haklilar, sonucta sartlari okudum diye imzaliyorum ama siteye koyar bir insan ya.
bugün başıma gelmiş olaydır. bakkala meyve suyu almaya gittim. gözüm raflardaki yeni gelmiş janjanlı kutulu drajelere çarptı. son zamanlarda da draje krizi geçiriyordum. bir baktım meyveli, muzlu, elmalı, karadutlu. hemen 3 tane aldım. fiyatını sordum tanesi 75 kuruş dedi. yuh kent poptip bile 50 kuruş dedim içimden. fakat sonra demek ki çok kaliteli ki bu kadar pahalı dedim. neyse aldım eve geldim. tadına bir baktım beş para etmez. hepsi birbirinin aynısı tat. ne diyim sana bakkal senden hiç beklemezdim.
Eski sevgilinin, senden sonra kim olursa olsun ben seni unutamam sözünü hatırlarken. Bir başkasıyla seninle olduğundan daha mutlu görünürken resmini görmek bu duyguyu uyandırır.
Yada dost sandığının seni bırakıp gitmesi...
istanbul'da bana meyi balaban diye satan adamın yol açtığı olay. adam cahil cühela. ama bu olayın benim istediğim sesi vermediğini düşünüp tokat'tan takas yoluyla 50 lira farkla balaban almam, evet bu kazık.
aslında tam 50 tl değil. 35 falan, ama kazık kazıktır.
edit: aslında bende de vardır balaban hususunda bir cahillik, evet.
Yapıların temelinde kullanılan, toprağa çakılan veya toprak içine giren tahta, maden veya betonarmeden silindir, prizma vb. biçimindeki uzun parçayı insan öldürmek için yere dik çakılmasıyla meydana gelen hadise ki kazıklanan insan ölen insandır tabi ki. ya da çarsıdan ne amaçla alınır bilinmez ama kazık alan bir kişinin kazığa sahip olduktan sonra kendine yüklediği sıfat.
2 gb internete 50 euro vermek en büyük kazıklardan birisidir. acısı kolay kolay cıkmaz. hele birde bulunduğunuz yer stadyumun yanında ise ve stadyumda mac olduğu zaman internetiniz kesiliyorsa küfürlerin en büyügünü edersiniz.
tanım: bir malı oldugundan yüksek fiyata almak. argoda kazıklanmak.
bu gün başıma gelmiş olaydır efenim. aslında kazıklanma denmez tamamen benim aptallığım demek daha doğru olayı anlatalım da tam olsun. *
efenim pazartesi günü hastaneye yatacagım ve bilgisayarımdan uzak kalacagım 1 hafta. mp4 üm var benim böyle çok teknolojik bir şey zengin işi * onun kulaklığı bozuktu dedim bari gideyim kulaklık alayım da hastane de 1 hafta sıkılmayayım. yüklerim sagopa kendimden gecer müslüm gürses ile alem yapar tarkan ile hemsirelere nanik yaparım diye düşündüm.
neyse efenim düştüm yollara o dükkan senin bu dükkan benim dolaşıyorum o kısa süre icerisinde kız bile ayarladım ama bir kulaklık satan yer bulamadım koca brükselde.
girdiğim dükkanda kişilere soruyorum aglıyorum acitasyon yapıyorum ''kulaklık acil nolur'' diye yalvarıyorum. acıyorlar bana ''ileride bir dükkan var eloktronik malzemeler satıyor orada vardır belki'' deyü yolluyorlar oraya. oraya gidiyorum aynı olayla baska dükana gidiyorum yok yok yok amk bir kulaklık bulamıyorum.
neyse efenim en sonunda birisi bir yer tarif ediyor gidiyorum oraya avreka kulaklık var.
gözüm dönmüş efenim kulaklıgın üstüne atlıyorum sokuyorum içime dükkanın icinde oley cektiriyorum tezgahtar kıza. bir tane yavsak satıcı yanıma geliyor kızla arama giriyor. bunu mu alacaksınız diye rahatsız ediyor.
lan diyorum kızla anlasıyorduk sen kimsin? ben onun nişanlısıyım diyor yenge cok güzelmiş eki eki eki diye sırıtıyorum. adam kulaklıkları cıkartıyor bana gosteriyor hangisi? diye soruyor. ben o sevinç ile en güzelini begeniyorum. böyle rengi sarı eşek kadar bir şey. üff diyorum havaya bak. zenginim amk öyle fakir işi kulaklıklar bana ters deyüü en güzelini seciyorum. kutusundan cıkartıyorum takıyorum mp4 e dinliyorum sagopayı tezgahtar kıza ''selam yenge arkadasın var mı? beni tanıstır'' diyorum. oralı olmuyor ırıspı.
neyse efenim o sevnçli halimi yavsak satıcının pis sırıtışı bozuyor 25 euro diyor ben diyorum lan yavşak hani nişanlındı o diyor yok yanlış anladın kulaklık 25 euro. bir kulaklığa bakıyorum bir mp4 e bir tezgartar kıza mp4 ü 20 euro ya almıştım o aklıma geliyor o arada başım dönüyor bayılmışım ayıldığımda tezgahtar kız üstümde oyeah yaparak tokatlıyor dükan senleniyor hepimiz o tezgahtara saldırıyoruz falan ama kulaklığın kapağını acmısım amk diye veriyorum ibneye parayı. ve kazıklanmanın getirdiği rahatlama duygusu ile müslüm gürses dinleyip kafa yapıyorum..
ilk kez gittiğim ankarada kaldığım yere dönerken taksi şöforünün hiç olmadık yerlerden dolaştırıp beni düşürdüğü durum. nerden anladıysa yeni olduğumu.