bölüm konusu : aradan 17 sene geçmiş memnun kaygısız ve ailesi ismail-zeynep çiftinin hayatına atanmış bir kayyum misali yapışmıştır. çocuklar büyümüş, eleman ile burcu evlenmiş, kültigin, hostesle evlenip mafya babasından aile babası olmaya yönelmiş olsada hostesten gizli saklı alper, kürşatla ara ara maceralara atılmaktadır. sabriye, yılmaz ustanın vefatıyla tamirhaneyi bir başına çekip çevirirken, kafiye ve terbiyede hayatlarına memnun ve kaygısız bir şekilde devam etmektedir.
memnun kaygısız ise tüm yaşananlara rağmen asker arkadaşı ismail'in her daim yanındadır... 21 senelik efsane kısa, duygusal bir finalle sevenlerine veda edecektir...
memnun : böyle sadece bakıyorsun yatağından. yenge seninle ilgileniyor böyle sürekli. sonra tak ediyor tabi canına basıp gidiyor terkediyor seni tertip. sende bu olanları hep kafanda canlandırıyorsun ben karşında kanepe üzerinde kalmış fötrlü şapka, sabriye ingiliz anahtarı, terbiye geceleri camına konan baykuş, kafiye'de şekerlikmiş. çocuklarda hep hayalini kurup sahip olamadığın çocuklarmış.
ismail : öyle saçmalık mı olur memnun... taşın artık şu evden.. al kabileni git artık.. kabile demişken ne zamandır göremiyorum kızlarıda.yoksa ayrı eve çıktınız benden mi gizliyorsunuz ?
memnun : yok be ismail, olur mu öyle şey. üçüde çalışıyor geç saatlere kadar ondan göremiyorsun.
( yılmaz usta hakkın rahmetine kavuşmuş ve neyi var neyi yoksa sabriyeye bırakmıştır. sabriye memnun'un kırdığı son cevizden sonra onu terketmiştir. yılmaz usta'nın evinde bi başına yaşamaktadır. yer tamirhanedir duvarda yılmaz usta ve sadri alışığın fotoğrafları asılıdır. sabriye ustayla dertleşirken gültenin geldiğini farketmemiştir.)
sabriye : hey gidi yılmaz usta sende gittinya, istanbul daha bi öksüz kaldı şimdi. sen vedaları sevmezssin bilirim, seni hep mert yüreğin, gülen gözlerinle hatırlıycaz be usta... arada gülten yenge gelip seni soruyor ona senin gittiğini ve artık gelmeyeceğini söyleyemiyorum. biz fakir büyüdük be usta tarlada çalışırdık gençliğimizde elimiz, üstümüz başımız toz toprak olurdu ama içimiz hep temizdi.
Gülten : bi soru sordum sabriye yılmaz öldü mü ? benim neden haberim yok.
Sabriye : başımız sağolsun geçen ekim ayında kaybettik kendisini. vasiyetinde senin bilmeni istemedi. üzülmeni, perişan olmanı istemedi.
Gülten : doğrudur, yılmaz bu dünyada benim herşeyim belki de hiçbirşeyimdi. bende benden kaçıyor sandım o benden önce gitmiş ve hayalini kurduğumuz pembe panjurlu evde beni bekliyor... (gider)
( sabriye'nin radikal bir kararla memnunu terketmesinden sonra kafiye ve terbiyede bağımsızlıklarını ilan etmişler ve ikisi bi ev tutup memnundan ayrılmışlardır.)
( eleman ve burcu uzun süre çalıştıkları yerden ayrılmışlar, yuva kurmuşlar ve kendi küçük şirin dönerci dükkanını açmışlardır. eleman işe geç ve hırpalanmış elemanınla konuşur)
eleman : oh my god... rıdvan ne yapmışlar sana, kavga mı ettin ? benim yanımda çalışan birisine yakışmayan bir hareket bu...
rıdvan : 10-15 kişi üzerime çullandı ele... sir :(sör)
eleman : olabilir, gençliğimde kültigin ve çetesi vardı beni bi güzel... neyse buraya kadar gelebildiğine göre çalışabilecek durumdasındır. go, go...
kültigin : bırakın lan sığırlar nede olsa eniştemiz...
alper : abi bu sünepeden enişte falan olmaz, burcu yengemize bile layık değil bu..
kürşat : aynen, gençliğinde ne canlar yakmıştır kim bilir lan ! kütür kütür erik gibi kızdı gitti bu sünepeyle evlendi.
alper : şimdide yıllanmış şarap gibi oğlum sabah akşam...
kültigin : lannnn... size kaç defa benim yanımda bacım hakkında konuşmayacaksınız dedim lan..
alper : bilmem abi daha geçenlerde demiştin saymadık...
kültigin : susun lan tamam.. enişte ne dolanıyorsun buralarda cüzdanınımı düşürdün.
eleman : işime gidiyorum, cüzdanımı düşürdüğüm falanda yok. hem sen bu işleri bırakmıştın hani hostese söylememi ister misin ?
kültigin : sende adının başına rahmetli sıftaı eklememi ister misin ? uçlan bakalım birazda siftah yapalım. hem ben söz verdim doğru ama azaltıyorum geçen hafta çıkmadık mesela piyasaya.
alper : abi geçen hafta hastanedeydik bizi bi güzel maariizlemişlerdi ya..
kültigin : tabi ya... para kazanmak lazım... yoksa biz senden para istediğimizde bize karşı mahçup olursun. bak bu portakal çürük çıktı mesela dostum ( meyveleri atmaya başlar.)
alper : bak buda ezik utanmıyor musun halkın sağlığıyla oynamaya.
kültigin : tamam lan nostaljiye gerek yok hem o salak dediğin benim kayınbabam oluyor ha. hem bu memlekette yolunmaya halinden memnun çok keriz var nasılsa. yürüyün lan göstermelik iş bulalım akşama kadar yengenize.
( ve sona gelmişizdir. ismail yıllar önce yakalandığı Alzheimer hastalığının pençesine düşmüş sürekli geçmişi hatırladığı içinde memnun bulundukları odayı onun evi haline getirmiş para karşılığı parktan topladığı çocuklarıda oraya getirip hala herşeyin eskisi gibi olduğunu göstermeye çalışmaktadır.)
memnun : ahhh.. ahhh... neyse tertip, ben şu çocukları parka çıkarıyım gene gelirim. ooo.. çoktan uyumuşun tertip..
zeynep : ben seni geçireyim. ( kapıya yönelir ) memnun...!
zeynep : 40 yıl düşünsem bu lafı edeceğim aklıma gelmezdi belkide ama çok sağol. ismaili bu durumda bırakmadığın için.
memnun : sen soyadımın kaygısız oluşuna aldanma zeynep. ben tertibimi asla bırakmam. o benni yıllarca taşıdı şimdi sıra bende. haydi sağlıcakla kalın...
zeynep : kızlardan, çocuklardan haber yok değil mi ?
memnun : yok... herkes hayatından memnun ve kaygısız şekilde yaşıyor...
( çocukları parka bırakır ) alın bakalım çocuklar.
çocuk - 1 : bu para az, arttırmassan gelmem bir daha...
memnun : hergeleye bak, bakarız yarın burada olun tamammı...
( arka fonda erkan oğur nereden geldim istanbula şarkısı çalmakta, memnun bir sahil kenarında efkarlı şekilde gezinmektedir. https://www.youtube.com/watch?v=yvkgq_0IqvQ bu sahnede geçmişten bu ana kadar kesitler görürüz...
memnun elindeki müslüm gürses, orhan gencebay, ferdi tayfur karpostallarını atar ve karşıdaki banka oturur. insanlar karpostalların yanından geçerken bir bayan durur bakar ve ferdi tayfuru alıp çantasına koyar ylua devam eder. ardından gelen kadın bakar orhan gencebayın karpostalını alır çantasına koyar gider. 3 cü kadın gelir müslüm gürsesin kartpostalını alır ve az ilerdeki taşın üstüne koyupp yoluna devam eder. memnun ise ayağa kalkar elleri arkasında o kendine has gülüşünü yaparak arkasından gider kadının...)
not : ilk bölümlerinde memnun eşlerini çeşme başında bu üçlünün fotograflarını koyarak seçmiştir. son kısımda huylu huyundan vazgeçmemiştir ve arayışının devam ettiğini göstermiştir. absürd komedinin atası olan bu dizide kendimce bir final yazdım kısa sürdüğünü kabul ediyorum çünkü ben absürd değilde daha farklı bir pencereden olaya bakmak istedim onun için karakterlerin günümüzdeki son hallerini gösterdim. her son mutlu bitmiyor neticede...
memnun : böyle sadece bakıyorsun yatağından. yenge seninle ilgileniyor böyle sürekli. sonra tak ediyor tabi canına basıp gidiyor terkediyor seni tertip. sende bu olanları hep kafanda canlandırıyorsun ben
karşında kanepe üzerinde kalmış fötrlü şapka, sabriye ingiliz anahtarı, terbiye geceleri camına konan baykuş, kafiye'de şekerlikmiş. çocuklarda hep hayalini kurup sahip olamadığın çocuklarmış.
ismail : öyle saçmalık mı olur memnun... taşın artık şu evden.. al kabileni git artık..