yalnızlıklarda düşünmek. evde bir sessizlik olur bazen, rüzgar kapıları çarpar, perdeler pencerelere sarılır, içinde bi kırgınlık, yüzünde bi ifade vardır ama ne olduğunu bilmezsin. gördüğün ama algılayabildiğin duvarlar duvarlar duvarlar...sol elinle saçlarını, sakalını felan kaşırsın. orda zaman durur. yapacak çok fazla şey yoktur. dalıp gidersin işte uzaklara. düşününce geri getireceğini sanarak...
aklıma gelince sol elimin baş parmağıyla birlikte burnumdan aşağıya doğru yüzümü kapattığım zamanlar... hani o karşımda görmeyi ölesiye istediğim, hayalini kurduğum giyilmeyen sarı serapa elbisenin içinde bir hava boşluğu ve daha fazlası. insan kapılmayagörsün bir kez;
Bir urba ki eskimez, Bir düş ki gerçekten daha doğru. bir sarı elbise işte, bütün karşılıksızlıkların kanıtı sanki. ben alacaktım sana onu, sana hediye etmeden önceki akşam heycandan yastığımı öpecektim, uyku tutmayacaktı kalkıp ışığı yakacaktım, seni içine koyarak, sonbahardan kalma ıslak gözlerimle uzun uzun sarılırcasına bakacaktım. uykusuz kalıp sana getirecektim, ellerime bakacaktım seni düşünerek istemsizce. açacaktım, necati cumalı nın yalnız kadın isimli kitabındaki 35. sayfayı karalayacaktım. buram buram sen kokan geceler, sarı bir elbise den, kitaptan, bir resimden, bir fotoğraf karesinden kurtulup güvercindeki özgürlük sevinci gibi içime dolacaktın...