ilk kitapta, karınca adası'ndaki kahraman sayımız sadece vasili ve poyraz musa ile sınırlıyken; bu kitapta kahraman sayısı olabildiğine artmıştır. Aynı zamanda kitaptaki akışı besleyen olaylara bir de aşk konusu eklenmiştir. Arka plandaki "savaşın getirdiği yıkım" tüm canlılığıyla sürerken ön planda hep mutlu hikayeler dikkat çeker. Kitabı okudukça kendinizi, kötü olaylar da olsa hep iyi sonla biten; umut ve mutluluğun daim olduğu ertem eğilmez filmi izliyormuş hissine kaptırırsınız.
yaşar kemal, savaşın yıkımını, bu tip mutluluklar silsilesiyle saklamaya çalışır adeta. adadaki herkes güzeldir, yardımseverdir, herkesin usta olduğu bir iş vardır, paranın lafı bile edilmez... ideal ve biraz da sosyalist bir yaklaşımdır bu. Adada bulunan bir alevi dedesi de bu ütopik derecedeki mükemmel toplumun "ideal din" anlayışını ortaya koyar.
Ve son olarak, insanlığın ve yaşar kemal'in vaz geçilmezi: doğa... 508 sayfa boyunca balıklar, deniz kokusu, çınar ağaçları, keçiler, menekşe kokuları, arılar, yılanlar peşinizi bırakmayacak. Ve bir de adaya gelen dengbejin anlattığı hikayeler ve atlar...
508 sayfalık da olsa sizi bir adada yaşamaya davet ediyor. Bu yaşamı öyle benimsiyorsun ki; serisinin diğer kitaplarıyla bu hayale devam etmek istiyorsun.