(#1832209) numaralı entrysi ile beni yarmış akşam akşam gülmekten kıvılcımlar saçmama sebep olmuştur...sana avuçlatmayan elletmeyen taş olsun, çürük domates olsun, olsun da olsun...
seviyom olum seni...gel ben elletecem
vatani görevinin yaklaşması ve girdiği terörle mücadele psikolojisi ile sözlüğe ortalama 2 yıl kadar ara verecek olan belkide bir daha dönmeyecek yazar.
yetiştirdiği zirve organizatörleriyle sizleri giderken bile eğlenceden mahrum etmeyecektir *. salt geyik bir muhabbetten dolayı üstüne yapışan celebrity damgasını ve bu damgadan dolayı yediği hakaretleri cebine koyup giden yazar. ''iyi olur allahtan, kötü olur senden'' atasözünün gerçekliğini bu sanal platformda sonuna kadar yaşamış yazar. insanları memnun etmenin ne kadar zor olduğunu, herkesin kişisel tatmininin mümkün olmadığını ve bu yükü sırtlanıp, insan eti taşımanın ne kadar zor olduğunu birkez daha anlayan yazar.
iyi kötü sözlüğe gücü yettiğince emek etmiş/etmeye çalışmış. sözlüğün sırtından çok güzel dostluklar, insanlar kazanmış yazar. herşeye ramen kimseye kızmayan, kimseye kırılmayan sözlüğe olan minnetini ve vefa borcunu hiç unutmayacak yazar.
belki döndüğümde buraları eskisi gibi bulurmuyum bilmem. belki döndüğümde bu sözlük burada olurmu bilmem ama bana verdiğin herşey için çok sağol sözlük ve yolun açık olsun...
üçüncü nesil ve sözlükte yaklaşık on aydır olmam itibariyle benden daha önce tanımış olanları çok olan yazar... ama sanırım önemli olan ne kadar uzun süredir tanımış olmaktan ziyade bu arkadaşlık sırasından neler paylaşıldığıdır... kendisi hakkında sözlükte entry olarak, yazarlar arası dedikodu seanslarında ve bilumum yerlerde birçok şey söylenmiştir... bunları kaçı doğru kaçı yanlış bilinmez... ya da ben biliyorum en azından... ama bilinmesi gereken bi'şey var ki o da bu adam kendisi hakkında kötü söylenen birçok şeyi hak etmediği... sözlüğün en güzel zirvelerinden birisinde söylediği "birinci nesil celebirty" sözü anlaşılmamış şekilde birçok yazarın bünyesinden kötü etkiye neden olmuştur... büyük bir hazımsızlık sonucu ipini koparanın saldırdır, laf sokmaya çalıştığı bir yazar haline gelmiştir... neyse bunları niye anlatıyorum ki ben "eşek hoşaftan ne anlar" di mi karpuzkabugu? *
oturmuş bir kişilik, konuştuğu ve söylediği şeyleri çok iyi bilen bir beyin, karizmatik bir dış görünüş ve birçoğunuzun anlayamadı iç güzellik...
zaten anlamanız da beklenemez zira 3-5 kişi haricinde hemen hemen hepiniz sadece zirvelerde 1-2 saat görüp gidiyorsunuz... ve 1-2 saatlik bir görüşmeden sonra kişiliği ile ilgili ilginç saptamalarda bulunuyorsunuz ya işte bu beni size hayran bırakıyor...
uzun zamandır sözlüğe girmeyen ve kafasında da bu oluşumu hemen hemen bitirmiş olması üzücüdür... ha ben üzülmem o ayrı nasıl olsa bir telefon uzaklıkta...
- karpuzkabugu bjk sahildeyim zıpla gel... (ya da tam tersi)
bu aralar kasim'da gitmeyi düşündüğü askerlik ve daha sonrası için plan yapmakla gününü geçiren, yapmak istediği iş, aşk, vb şeylerin istediği şekilde olması için dua ettiğim insan...
burası sanal bir platform ama sanal diye de kurulan dostlukları, sırdaşlıkları, arkadaşlıkları görmemezlikten gelmek sanırım o insanlara terbiyesizlik olur...
burada tanıyıp buradan sonrasında da her daim dostum olarak kalacak güzel insan...
"bir gün ince parmaklı küçük bir el gelip düzeltecek herşeyi" buna inan ne kadar ütopya olsa da bi'şeylere inanmak zorundayız... ama yaşamdan taviz vermeden... sevgi ve saygıyla...
ne zaman bir "kül tablası" görsem aklıma gülümseten bir olayı getirtecek selebiriti bünye. rahatlığına gurban. çok da iyi bir rehberdir. ayrıca ruh mu okuyor ne, şehrindeki son dakikalarımda çaldığı şarkı ile;
"gidiyorum bütün aşklar yüreğimde
gidiyorum kokun hÂl üzerimde
sana korkular bıraktım bir de yeni başlangıçlar
Bir kendim bir ben gidiyorum"
uzun zamandan sonra görüştüğüm güzel kardeşim. pek sıkıntılı gördüm kendisini, sen kardeşini dinle gönlünü ferah tut,
her şey çok güzel olacak merak etme. kendisine çok güzel bir şarkı armağan ederek sözlerime son vermek istiyorum.
(bkz: yaylalar yaylalar)
iftar zirvesinde yemek yiyeceğimiz mekanın önünde nöbet tutarak kendini askerliğe ısındıran yazardır. askerlik stresiyle olsa gerek, ev sahipliğini yapamamış yazardır.