marx 1818 de doğdu, 2018 marx'ın doğumunun 200.yılı vesilesi ile 'gazete duvar' da yapılan kısa kısa programlar var, 10 adet şuan, izlemeye yeni başladım. belki çok derin değil ama bilgi verici ve zihin açıcı. marx'ı biraz olsun bilmek isteyen arkadaşlara öneririm. iyi seyirler...
Liberalizme tepki olarak doğmuştur. Liberal düzenin sunduğu sinirsiz mülkiyet hakkini ve bunun sonucunda olusan adaletsizligi eleştirmiştir. Üretime em çok katkısı olan işçilerin sefil hayat yasamasina tepkisi büyük ve 3 cilt kapital adlı eserinde sosyalizmin bilimsel temellerini atmıştır. Mülkiyet hakkina karşıdır. Ortaya koyduğu sosyalizm ekonomik düzeni saf olarak hiçbir ülkede uygulanamaz. Mümkün değildir. Kar faktörüne karşıdır. Özel firmalara karşıdir. Fakat özel firmaların toplumsal faydayi bir şekilde maksimize ettiğini unutmuştur. Devlet üretim yaparken kar amaci gutmeyecekse toplumun taleplerini asla dikkate almaz. Özel mülk ve herkesten ayrı bir ekonomik zenginlik elde edemeyen bir doktor, bir mühendis asla verimli çalışamayacak bunlari göz ardı ediyor.
Düşüncelere öyle çok dalmıştı ki, kendini davası için, daha doğrusu bu davanın yolunu belirlemek için kapatmış, sınırlandırmış ve bedenini ölüme sürüklemişti.
Oysa istese, fikirlerini bir kenara atıp fabrikatör çocuğu olan can dostu Engels ile birlikte mükemmel lüks bir hayat sürer; açlıktan, hastalıktan çocuklarının ölmesini engellerdi ve adam gibi yaşardı, insan gibi.
Ama o kendisi insan gibi yaşasın diye başkalarını köle yapmak istemedi, dahası bunu isteyenlere karşı mücadele vermek ile geçti ömrü ve dünya tarihine ilk kez sınıf eksenli bu mücadelenin bilimsel temelini attı.
Düşüncelerine öyle önem verir, zaman ayırırdı ki, kendi ve çevresi ile ilgilenemezdi yaşlandığında.
Rivayet edilir ki Marx öldükten sonra cenazesini almaya gelenler, marx'ın yaşadığı odada bir dakika kalmayı bile eziyet kabul ettiler.
Oysa Marx orada hayatını geçirmiş, daha doğrusu başkalarının hayatını değiştirebilmek için kendi hayatını feda etmişti.
Üniversitede dersteyiz. (çok tuhaf, derse girmişim.) hoca kültür konusunu anlatıyor. Önümüzde kitaplar ve makaleler duruyor. Kültürün tanımını yapan tüm log'ların (biyolog, sosyolog, antropolog) isimleri ve kültürle ilgili tanımları yazıyor bu kitap ve makalelerde. Sayfalarca yazıyı okuyup incelememiz gerekiyor. Tanımlar birbirinin devamı gibi. Hep aynı şeyler. Ama sonunda öyle bir cümle gördüm ki kültürle ilgili yazılmış tüm kitapları ve makaleleri yok saydım.
"Kültür, doğanın yarattıklarına karşılık insanın yarattıklarıdır."
Karl Marx'ın mükemmel cümlesi. Demek ki 200-300 yıllık birikimi olan insanlar, 200-300 yıldır yazılan şeyleri tek bir cümlede özetleyebiliyor.
Teşekkürler Karl abim, mezarına burdan papatyalar.
kim bilir ne düşünüyordun tütünsüzlükten kıvrandığın gecelerde işçi sınıfının geleceğine dair.
kim bilir tahmin ediyor muydun canını verdiğin, hayatını feda ettiğin işçilerin bir gün senden nefret edebileceğini..
güzel kalpli, temiz insan, düşüncelerine ekleyecek, marksist teoriyi pratiğe taşıyacağız.
gün bu gün değil, ama o gün, biz; sömürünün, haksızlığın olmadığı, insanların açlıktan ölmediği, hastalıktan kırılmadığı, ilaçları parayla alıp köle gibi çalıştırılmadığı dünyayı kuracağız, ve seni yeniden gülümseyerek anımsayacağız.
Konserlerinde sadece kendi resitalini yapmayan seyircilerin de bilfiil konsere dahil olmasını isteyen, gene dinleyicilerine iyi müzik ayaklarına gelsin diye beklemenin boş olduğunu, iyi müziği yapmaya bizzat kitlenin kendisinin vakıf olduğunu ağır metal rifleri eşliğinde söyleyen kolektif anonim bir müzik grubunun hipster ve aynı zamanda da sapla samanı birbirinden ayırd edememiş solisti.
Bu grup şöyle ya ne kadar marksist varsa o kadar marx var. Her dinleyen başka şey anlıyor ama ortodoks markistler adlı bir fan kulübü var. Ondan uzak durmak gerek. Sonra postmodernizmi yanlış anlamak, şarkıları özel mülk haline getirmek gibi yanlışlar olabiliyor.
Tabii derrida adlı grubu çok sevdiğimden şarkılarını dinlerken melodilerini yapısökerim.
karlm marx üzerine türker armaner'in güzel bir söyleşisi. selahattin hilav'ın bir kitabında şöyle bir şey okumuştum, hegel'i anlamadan marx anlaşılmaz diye, türker armaner de hem hegel hem marx konusunda gayet bilgili, iyi seyirler dilerim.
kötü iktisadçı, kötü filozof, marksizim dininin kurucusu...
marx'a göre toplumlar ilkellik, kölelik, feodalizm, kapitalizm, sosyalizm gibi aşamalardan geçerek nihayet komünizme ulaşacaktır ve bu sıralama yer çekimi kanunu kadar bilimseldir. marx'ın iddiası tamamen böyledir. hatta bu sıralamayı inkar edenler de bilim karşıtı yobazlardır. işte böyle saçma sapan bir kafa yapısına sahip birinden bahsediyoruz.
kaldı ki, madem tarih marx'ın iddia ettiği gibi ilerlemeci doğrusal bir işleyişe sahipse, o zaman neden bu süreç komünizmde duruyor? neden komünizmden sonrası konuşulmuyor? bunu izah edebilecek bir komünist var mı sözlükte?
ayrıca, insanlığın tekrar köleciliğe geri dönmeyeceğine dair bir kesinliğe sahip olan var mı?..