izmir ekonomi üniversitesi burslu reklamcılık ve halkla ilişkiler'i kazandığı için tebrik ettiğimiz ama yıllarınını vereceği bölümün sözlükte 45 karakter sınırına takılacağınını nasıl akıl edemediğini anlayamadığımız mutlu ama şanssız insan. bu zevkten mahrum kalacak sanırsam. ismi biraz daha kısa bi bölümü seçer insan.
ahmet kaya şarkısı. ayırt edilemeyecek kadar sevilirken bütün şarkıları bu biraz daha başkadır. çok başka ağlatır, "yar uykuda ben yine penceremde" dediği an.
hukukcu olacagim diye tutturup surekli ders calisan arkadas. umarim seneye kardesi ankara'dan abim gelmis isimli sarkiyi bol bol seslendirecektir. hatta kendisi benim ayiptir soylemesi.. daha önce buluştuğu sözlükten içinde bulunduğu düşünceye aykırı insanların yoğunluğu nedeniyle ayrılmıştır ayrıca. uludağ sözlük'ün bursanın aydınlık yüzünün ve umut veren çağdaşlığının bir sembolü olduğunu da düşünmektedir.
islam ve yoluna küfretmek islam ve yolunu kirletmekten daha affedilebilirdir ki karanlikta bunların ikisini de yapmamıştır. kelepçe vurulmuş düşünceler kara çarşaf altına hapsedilmiş çalıştırılmayan kadınlar,başı açık kadına hafif kadın muamelesi yapanların yaptıklarıdır islam'a asıl küfür olan,islam'a ve sözde kutsal mücadelemize küfür olan islam dininin bağımsız olarak bir devlette var olmasını sağlayan dünyanın gelmiş geçmiş en büyük lideri mustafa kemal'e ve laikliğe hakaret edenlerdir. islam yolunu kirletenler bunlardır,islam'ı yanlış algılayanlardır,600'lü yılların mantığıyla kitabımızı uygulamaya kalkanlardır. şu kesindir ki insan sosyal evrimini yavaş yavaş gerçekleştirmektedir ve insanı hayvandan ayıran kontrol edebilme yetisi de günden güne insan aklına yerleşmektedir;ama bazı aptal insanlar hala karanlık çağın inanç ve yaşam anlayışını taşıdıklarından dini de bu anlayışlarıyle kirlettiklerinden,hala ibadetin bile arapça yapılması gerektiğini sandıklarından,çocuklarına duaları tekerleme gibi öğretip içi boş bir din yaratacaklarından,kadının kur'anda nisa suresinde geçtiği gibi dövülmesi itilmesi gerektiğine inandıklarından mıdır bilinmez kendi otoriteleri ataerkil düzenleri adına annelerini,kızkardeşlerini hiçe saymaktadırlar. sadece fiziki büyümelerini sağladıklarından yanlış insanları model alıp yanlış hareket etmektedirler. din kirlenmektedir. dinin içi boşaltılmakta ve din hiç edilmektedir. gerçek olmayan hadisler din olarak sunulmakta kur'an'da geçiyor diye çocuklara öğretilmektedir. karanlıkta işte bu sömürülen duygulara,onları sömüren şerefsizlere küfretmektedir ve inancında samimidir ki artık dinle ilgili yazı da yazmayacaktır. burası cumhuriyet döneminde kapanmış rant yuvası tekke ve zaviyelere döndürülmeyecektir. yemin ederim ki eğer mevlana'nın yunus'un tekke terbiyesiyle bir dini öğreti söz konusu olsaydı ses çıkarmazdım;ancak lailahe illallah diyerek cennete gidilebileceğini garanti eden sözde müslüman bir tarikat liderinin müridleri varken bu sözlükte,bu sözlükte hala kızlarını okula göndermeyen onları alıkoyan babaları allah'ın kitabında böyle yazıyor diyenler varsa kendilerini vicdana davet ediyorum. bu kişilerde zerre kadar vatan sevgisi yoktur. vatan gençlerin el ele vermesiyle kalkınabilir ki bu da böyle olmuştur. memleketi kuranlar eğitimli kişilerdir,her ne kadar artık tarikat liderleri,aşiret reisleri devletin en üst mevkilerinde olsalar da devletin şu anki hali göstermektedir ki eğitim birinci şartımızdır. bu eğitimi bile din adına yasaklamak isteyen yazarlar varken,bir bok anlamadadığım arapça kuranı okumaktansa atatürk'ün çevirttiği sonradan diyanet işleri başkanlığınca onlarca öztürkçe çevirisi yapılan kur'an'ı çocuklarıma öğreteceğim. bir ailem olduğunda allah'ın varlığını ve o'nun yarattığı kusursuzluğundan şüphe edilmeyen evreni sömürenlere sövmeyi onlara da öğüt edeceğim.
benim bir şeyhim yok. beni koruyacak hatırlı abilerim ya da ensesi kalın bir dayım da. yazdıklarıma olan inancım var yalnızca. kimse gibi adam olmak için bir cemaatin kartvizitine ihtiyaç duymuyorum. aileme teşekkür ediyorum ki bu yaşa kadar beni getirmekle kalmayıp basmakalıp,zeka pırıltısı taşımayan düşüncelerle makara geçmeyi,doğru yolu bana en iyi biçimde öğrettiler. bu dünyada sahip olduğum tek şey annem babam kardeşim dostlarım maddi değil manevi abilerim dosttan yakınım ve arkadaşlarımdır.
başlığımın altına adam değil bu manalı yazı yazabilecek kadar küçülen insanlara söyleyebilecek bir şey bulamıyorum demeyeceğim. ben bunları bulabilecek kadar güçlüyüm. cevap verebilecek kadar zekaya da sahip olduğuma inanıyorum. kaçacak kadar küçülenlerin utanması gereken bir yazarım ben. on sekiz yaşımda eğer bunca yazarın karşısında durabiliyorsam ve birileri beni destekliyorsa doğru yoldayımdır. düşmanım güneşin yokluğunda değil bilginin yokluğunda doğan karanlıktır,kısacası cehalettir.
yıllar sonra uyandığında ulu sözlük'te yazdıklarını okurken aklından geçenler o satırları yazan çocuğun saf ve cesur tavrına nazaran daha kirlenmiş olduğundan şu an o ekrana üzülerek bakan yazar. Bu üzüntüsü muhtemelen inandığı, uğrunda savaştığı fikirlerin ulusal sol adı altında bugün kirletilmesi, hatta faşizmi destekler hale gelmesi. Yıllarca kapitalizme karşı savunduğu ülkülerin kapitalizmi yaşam biçimi haline getirmeye çalışan bir statükoya ait kılınmaya çalışılmasıdır onu üzen. O'nu üzen sistemin kendisini yine kendisiyle yenilemesi haline karşı çıkmaya çalışmasıdır. O saflıkla bugün aralarında pek de fark olmayan sistem partilerinin yarattığı ve bugün de süren taraflaşmada ortada da olsa bir tarafa yakın oluşunun ve anlayamadığı kimi insanların acısını taşımaktadır; ancak bildiği bir şey vardır.
Milliyetçilikle vatanseverlik arasındaki o ince çizginin yok edildiği o dönemin çocuklarından biri karanlıkta. bugün ergenekoncu diye anılan insanların da hasan celal güzel kişiliklerin de olduğu safta yer tutmuyor , tutamıyor. Perihan Mağden'i hem seviyor hem de o'na kızıyor. Taraf'ı da okuyor Vatan'ı da; ama yeni çağ gibi gazetelere tahammül edemiyor. Karanlıkta yerini belirlemiş, o iki uyku halinde olmamak için insomniyak olmayı göze alıyor işte.
Ne kitaplarından aldığı gazla iletişim fakültesinde okumaya karar verdiği Emin Çölaşan'ı ne de şirketlerinde çalışmak zorunda olduğu patronları sevebiliyor, gariptir yaranamıyor kimseye.
Hepimiz gibi silik bir yazar işte, cüzdanı ve vicdanı ayrı yönlere savrulan milletin aklı karışık çocuğu.