bedenden ayrılmış ruhların kısacık ömürlerde serbestçe dolaştığını görmek gibi soğuk. Her yanımı acı dolu bebek ağlayışları sararken ben seni doğurmaya çalışıyorum. Kendimi kaybettim yine o soğuk ayrılıkların içinde. Her ayrılıkta yeni bir yumruk yiyorum soğuk, ruhsuz ve de çaresiz. zifiri karanlığımda, kalbimdeki o tuz basılmış yaranın acısını hissederken bu acıyı varlığınla dindirmek mümkün mü sence? Gelmeyeceğini bile bile kendimi bu dinginliğe hazırlamak da güzel bence.
parmaklarım kesiliyor gitarımın soğuk tellerine dokunurken. kan damlaları ve gözyaşlarından melodiler oluşuyor kendiliğinden. Ya da bana öyle geliyordur kim bilir? Belkide gelmeyecek birinin hayaleti yardım ediyordur bana. çaresizliğime acıyıp bana bir el vermiştir kim bilir?