karadenizli bir lazın kürte mektubu

    1.
  1. anadilde eğitim, işsizlik,ilgisizlik gibi bahanelerle kandırılarak bölücülüğe zorlanan bir millete durum değerlendirmesinde bulunarak kısa ve öz karşılaştırma yapılmıştır. bir sosyal paylaşım sitesinden alıntıdır.

    Karadenizliyim!
    Lazca konuşma merakım hiç olmadı.
    ... Ana dilde lazca isteğim olmadığı gibi.
    Karadeniz diye adlandırılan topraklarda hep gurbeti yaşadım.
    Bazen inşaatçı oldum, bazen hamal.
    Bazen yurt dışına göç eden emekçi.
    Bazen milletvekili, bazen mühendis.
    Patika yollarla doludur yaşadığım yer. Keçi yolu diye tabir edilen
    yolları hiç keleş ile dolaşmadım.
    Pusu atmadım askere, polise.
    Senin gibi açlığı iyi bilirim. Beraber yüklendik ülkenin en ağır yükünü.
    Emekçileri oynadık nesiller boyu.

    Sen susuzluktan yakınırken ben sellerin sürüklediği molozlar arasında kaybettiklerimin cesetlerini aradım.
    Senin adın sınır kaçakçılığıyla anılırken, ben yasa dışı silah
    kaçakçısı olarak tanındım.
    Silah ürettim evimin ahırında, namlu taktım oyuncak silahlara.
    Sen Irak, Suriye topraklarında gezinirken ben de Gürcistan
    topraklarına uzanmışım ara sıra.
    Bazıları bizi çok özdeş kabul eder.
    Lazlar Kürt'ün deniz görmüşüdür der bilirsin.
    Benziyor muyuz gerçekten?
    Hem de çok, hem de hiç!
    Benziyoruz; sen karnı burnunda anne adaylarını kızak ile hastanelere
    taşırken ben sırtımda taşıyorum.
    Benzemez miyiz?
    Ülkenin en ağır işlerini beraber sırtlandık.
    Sen beton dökerken ben duvarcılık yapıyordum. Sen duvar örerken ben demir döşüyordum.
    Sen park simsarlığı yaparken ben gazinoları haraca bağlıyordum.
    Benzemez miyiz?
    Senin çocukların ile benim çocuklarımın kaderi de aynı, aynı
    hastalıklardan kırılırlar, aynı hastalıklardan sakat kalırlar, aynı
    eğitimsizlikten mağdur olurlar.
    Benzemez miyiz hiç?
    Sana ulaşma konusunda devletin nasıl geç kaldığını iddia ediyorsan
    benim de farkım yok bilesin.
    Devleti hep jandarma diye bilir yörem insanı.
    Sizdeki gibi.
    Benzemez miyiz?
    Aynı gelenek yüzünden silahına sarılıp binleri öldürdük namus anlayışı gereği.
    Silaha merakımız, silahı yaşamın parçası görme anlayışımız hep aynı.
    Benzemez miyiz?
    Çok benziyoruz çok.
    Kürtler, Lazların deniz görmemişidir!
    Ne kadar doğru değil mi?

    HiÇ BENZEMiYORUZ ASLINDA HEM DE HiÇ!

    Ana dil hiç sorun olmadı benim için, bahane de olmadı.
    Kültürel haklar gerekçesi ile hiç cana kıymadım ben.
    Hiç pusu atıp mayın döşemedim körpe delikanlılara, yiğitlere. vatan
    için görev yapanlara.
    Hiç işyeri yakmadım.
    Hiç kepenk kapatmadım insanların yüzüne.
    Hiç yollara düşüp caniliği, canileri savunmadım.
    Hiç Mehmetçik ile puştu bir tutmadım, yakıştıramadım vicdanıma.
    Hiç benzemiyoruz hiç!
    Çanakkale'de ben de öldüm.
    Yetmedi Pontus çeteleri ile mücadelede öldüm.
    Ruslara karşı öldüm.
    Yetmedi Kore'de öldüm, Kıbrıs'ta öldüm.
    Bunu iğrenç ayrılıkçılık anlayışına kılıf uydurmak için malzeme konusu yapmadım.
    Nereden bilebilirim ki Çanakkale'de ölen atalarımın şimdilerde yapmaya çalışacağım ayrılıkçılığa anlayış gösterebileceklerini ki!
    Zafere ulaşmak için her yol mübah demedim, diyemedim.
    Çocuklarımı sokaklarda taş atsınlar, barikat kursunlar diye yollamadım.
    Bayrakları çiğnesinler, Milli Marşı söylemesinler diye öğütlemedim.
    Hiç bir zaman Lazlığımı Türklüğümün önünde görmedim.
    Ben dağa çıkmadım.
    Ülke ülke dolaşıp vahvahlarımı anlatmadım.
    Bir oğlumu dağa bir oğlumu üniversiteye birini askere yollamadım.
    Devlete vergiden kaçıp eşkiyaya haraç vermedim. Ekmeğine yağ sürmedim.
    Gece dağda gündüz kurumda olmadım. Hastaneleri basmadım, okulları yakmadım, şantiyeleri havaya uçurmadım..

    Çünkü ben yediğim ekmeğe ihanet etmedim..Bizim için tek bayrak, tek dil, tek vatan...
    62 ...
  2. 14.
  3. boş beleş bir mektuptur. bi yürüyün siktirin gidin arkadaş. bir lazın lazca konuşmaya hiç merakı olmadıysa o onun enayiliği. bak ben ne usluyum ne uyumluyum hadi sen de benim gibi ol demenin övünülecek bir tarafı mı var.
    16 ...
  4. 21.
  5. türkiyedeki pek çok şey gibi sadece ve sadece duygulara hitap eden ama bunun yanında aklı ve mantığı es geçen mektup. bunu yazan arkadaşa tavsiyem; yazdıklarını bir okusun. çünkü o zaman fark edecek ki yazdığı şey "saat 9u 5 geçe, atam dolmabahçede" şiirinden daha fazla akla ve mantığa hitap etmiyor. şimdi bunu gerekçeleriyle izah etmeye çalışalım:

    öncelikle mevcut durumdaki kürt hareketine bir tepki olarak lazlar bir bütün olarak dile getirilmiş bu mektupta. yani mektubu yazan kardeşimiz, zannediyorum bütün lazların ciğerini bilen bir laz peygamberi olarak görmüş kendisini. çünkü mektup daha en baştan böyle ciddi bir hatayla temellerinden sarsılıyor. nedir o hata? bütün kürtlerin ve lazların organik bir bütün olduğu yanılgısıdır o büyük hata. bu bir yanılgıdır çünkü bütün kürtler burada bahsedildiği gibi değildir, aynı şekilde lazlar da. lazların arasında da anadilde eğitim isteyenler vardır, kürt olup türk milliyetçiliği yapanlar da. bunlar öyle hiçe sayılacak kadar azınlıkta da değiller ayrıca, sadece sesleri yeterince gür çıkmıyor olabilir. ama tüm bunlardan daha önemli bir şey var: her birey kendi hayatını yaşar. kendi çıkarları, hevesleri, hedefleri ve kendi sorumlulukları vardır. bu yüzden kürtler, lazlar, çerkesler dediğiniz zaman kaskatı bir gerçek olarak ortada duran bireyi yok edip onun yerine tamamiyle kendi hayal dünyanızda yarattığınız "toplum"u ya da "millet"i koyarsınız ortaya. bu yüzden söz konusu mektup, daha ilk satırlarından itibaren s.çmıştır.

    ikincisi mektubun devamında bu derin ve anlamsız milletine göre kategorizasyon sistemi daha da tarihselleştirilmiş ve bunun neticesinde daha da komik bir hal almıştır. örneklerle gidelim:
    "sen beton dökerken ben duvarcılık yapıyordum." "sen park simsarlığı yaparken ben gazinoları haraca bağlıyordum." senli benli konuşmalar sizi aldatmasın. bir birey, başka bir bireye sesleniyormuş gibi duruyor ama yazının tamamına baktığınızda durum çok farklı. bu, ete kemiğe bürünmüş "laz milletinin" "kürt milletine" seslenişi. yani bütün lazlar, kürtler; hep beraber beton döküyor, duvar yapıyor, haraç kesiyor bilmem ne. yani hiç bir şanslı kürt ya da laz çıkıp da kendi çıkarları doğrultusunda hak yiyerek, ihaleye aracılar sokarak, zengin olmuyor, fabrikatör olmuyor. veya oluyorsa da hangi millettense o milletin bir parçası olarak yapıyor bunu. peki gerçekte öyle mi? bak gülesim geldi şimdi. bu ülkede nice insan var ki, onların milleti, vatanı yok. gariban insanlar gelmesin aklınıza. tam tersi çünkü. bu insanlar zengin iş adamları, girişimciler, tefeciler bilmem neciler. bunların kürtlüğü, limuzinlerinde ahmet kaya türküleri dinlemekten daha öteye gitmiyor; çerkeslikleri, senede trilyonlar kazanan şirketlerine at figürü koymaktan daha fazlası değil. dünyanın hangi ülkesine gitseler paşalar gibi karşılanıyorlar, 5 yıldızlı otellerde konaklıyorlar, şehrin en güzel yerlerindeki en güzel restoranlarda yemek yiyorlar. s.kmişim toplumunu da milletini de. adamlar yaşıyor ulan.

    daha da bitmiyor üstelik. "kültürel haklar gerekçesi ile hiç cana kıymadım ben" haa, yani cehaletten ve daha da kötüsü çaresizlikten evladının dağa gitmesine göz yummuş anneler hiç yok, kardeşleri dağa çıkıp terörist olduğu halde kendisi askere giden; sonra da bunu yaptığı için ödüllendirilmesi gerekirken terörün en yoğun olduğu şehirlere askerlik yapması için s.ktir edilen, orada da sırf kürt olduğu için "terörist" damgası yiyen bir tane bile insan yok yani. o kadar da mükemmel, o kadar da mutlu mesut bir ülkeyiz. bildiğin neverland!

    "yetmedi kore'de öldüm," harbiden aga, sen korede neden öldün? kore senin anavatanın olduğu için mi? komutanın "bugün Chongchon nehrini savunmazsanız, yarın fıratı, dicleyi, kızılırmağı da savunamazsınız" dediği için mi? vallaa kusura bakma da kardeş, seni fena keklemişler. sen o savaşta Türkiye natoya girebilsin de, daha istikrarlı bir devlet yapısına kavuşsun, daha liberal bir ekonomiye geçiş yapabilsin ve böylelikle bazı insanlar servetine servet katsın, bu istikrarlı ortamda daha büyük şirketler kursun, daha istikrarlı bir iktisadi düzenimiz olsun diye öldün. yani ortada çok ciddi bir kandırılmışlık var.

    - niye gidiyorum ki koreye?
    - çünkü ülkemizin çıkarlarına, bizim düzenimize (yani amerikan uşaklığı) kast eden harici düşmanlarımız var.
    - e peki, neden ben gidiyorum da zengin ailelerin çocukları gitmiyor?
    - çünkü sen seçilmiş kişisin, sen aslansın, kaplansın. bu bir şanssızlık değil bilakis senin için ülkene olan borcunu ödeme şansıdır. (yani kesinlikle sen gariban olduğun için; senin hayatın, bu değil bu hiç değil diye bağıran alinin çocuğundan daha değersiz olduğu için değil. bu ülkeye olan borcunu bu ülkeden en çok ekmek kazananların değil de bu ülkede en çok ezilen insanların ödemesi bir talihsizlik değil kesinlikle ve evet biz de bunu yedik. dedemin babası koreye gidip de dönemeyenlerden, ölüp ölmediği de belli değil.)

    son olarak mektup inceden inceye bir çözüm üretiyor kürtlere. siz de bizim gibi(artık o biz kimse) sesinizi çıkarmayın, siz de bizim gibi oturun evinizde kuzu kuzu, anadilde eğitimmiş, onurmuş, gururmuş, hakmış, hukukmuş böylesine saçma sapan bahanelere sığınmayın diyor. tabi yanlış anlaşılmasın, burada kürt hareketini desteklediğim falan yok. onlar bu saçmalığın diğer yüzü. ama buradaki mesele daha da derin. çünkü bu noktaya kadar kendi duygularını izah eden vatandaş, bu noktada sanki kendisi bir çözüm bulmuş gibi bu iğrenç sisteme, karşısındakileri de kendisi gibi olmaya davet ediyor.

    aslanım, atı alan üsküdarı geçti. bazıları kürt coğrafyasına dikeceği gökdelenlerin, 5 yıldızlı otellerin projelerini şimdiden çizmeye başladı. sen hala o gökdelenlerin müstakbel kapıcılarından hesap sorma derdindesin. ulan sorsan ne olacak? o da senin gibi garibanın teki işte. o da tıpkı senin gibi kandırılmış, gasp edilmiş, öldürülmüş. al işte sana benzerlik. birileri sana kendi çıkarları için "devlet bizim babamızdır, ona asi gelemeyiz" demeyi öğretmiş. aynı şekilde başka birileri de yine kendi çıkarları doğrultusunda bu garibanlara "dövlet bize bahmiyir" demeyi öğretmiş. hiç biriniz durup da düşünmüyorsunuz ki; ulan biz vuruyoruz, vuruluyoruz; ölüyoruz, öldürülüyoruz ama ne için? kim için? ben ölünce kimin cebine üç kuruş daha fazla para giriyor? anamın mı? babamın mı? yoksa inşaat kumunu denizden çektik diyen Ali'nin mi? eğer öyleyse bu vatan dediğiniz, millet dediğiniz sırf ben kendimi enayi gibi hissetmeyeyim, gerektiğinde kurbanlık koyun gibi seve seve canımı feda edebileyim diye uydurulmuş bir kavram olmasın?

    not: bu kadar uzun bir yazıyı şu sözlükte kim okur bilmiyorum. okuyanların da yazdıklarımdan ciddi şekilde rahatsız olacağından eminim. ama bu yazıyı yakın bir geçmişe kadar türklüğe toz kondurmayan bir türk milliyetçisi olup da "gerçek" türk milliyetçilerinin, türk milliyetçiliğini yönetenlerin ne olduğunu, nasıl insanlar olduğunu, nasıl çıkar ilişkilerinin olduğunu mecburen öğrenmiş olan, sizin gibi kanmış, kandırılmış ama en nihayetinde de kandırıldığını anlamış olan bir kardeşiniz olarak yazdığımı aklınızın bir köşesine not düşün ne olur. belki bu entriyi kısa bir süre sonra silerim, bilemiyorum. ama şunu bilin ki şu yazdıklarım şimdiye kadar yazdığım her şeyden daha değerli ve kıymetlidir benim için.
    7 ...
  6. 3.
  7. doğruları yazan mektuptur.

    bölücü şerefsizler kudurmaya devam edin.
    11 ...
  8. 22.
  9. uslu bir çocuk olmuş, ne denilirse yapmış; ''dilini konuşma'' demişler, ''olur abi'' demiş, ''laz değilsin türksün'' demişler, ''sen nasıl emredersen abi'' demiş, kendi değerlerini korumak için hiç mücadele etmemiş, ''ben lazım beni olduğum gibi kabul etmelisin, sen türklüğe değer veriyor, türklüğünle övünüyorsan, laz olmakta ve lazca da benim bir değerimdir'' diyememiş, bir toplumun kimliği olan dilini korumaktan aciz, hatta bırak korumayı konuşmayı istemeyecek kadar kendi dilinden uzak zavallı bir adamın mektubu.

    mektubun temel prensibi; ben koyun gibi her denileni yaptım, sen insan olmanın gereği olan kültürünü koruma sevdandan vazgeç, sen de benim gibi ol. olmuş.

    burada sıkıntı; bir toplumun, aynı ülkede yaşadığı toplumların değerlerine saygı duymayıp o değerleri yok etmek istemesinin insanlık dışı bir muamele olduğunu ( kültürel soykırımdır bu) söylemek yerine, bu soykırıma karşı direnen insanların yanlış olduğu lanse edilmeye çalışılmış.

    lazların canı tatlı olduğu için direnmemişler, bu kürtleri ilgilendirmez. kürtler yıllardır sadece kültürlerini koruyabilmek için 100 binlerce can verdiler. tüm hukuki haklarına kavuşmadan da vazgeçmezler.

    ama lazlar merak etmesinler sayemizde onlarda bu haklarına kavuşabilecekler, eğer lazcayı unutmayanlar kaldıysa ( okuduğum bir yerde unesco'nun yayınladığı bir rapora göre yok olmak üzere olan diller arasındaydı) lazca konuşabilecekler. sanırım lazların çok büyük çoğunluğunun hazetmediği durum bu; kendi mücadeleleri ile değil kürtlerin mücadelesi sayesinde bazı haklara kavuşmaları. işte bu durumu hazmedemedikleri için türklerden çok türk milliyetçiliği yapıyorlar.

    lazların bu türk milliyetçiliklerinden dolayı asıl türk olanlara da çok fazla milliyetçilik yapma gereği kalmıyor. eminim bugün kürtler, doğu ve güney doğuyu böldüler savaşacak vatanseverler lazım denilse türklerden çok çok fazla lazlar gönüllü olur.
    6 ...
  10. 17.
  11. kendi milletini ezik gören bi adamın mektubu.
    Kimsenin milleti diğerlerinden yüce olmadığı gibi kimsenin milleti de diğerlerinden alçak değildir.
    Lazlar da zaten bunu bilir.
    3 ...
  12. 28.
  13. Bir laz olarak benim yazdığım aşağıdaki mektuptur.
    Lazım. Öyle karadenizli olup laz diyenlerden de değil has lazım yani.gel gelelim Lazca bilmem, dedelerim ninelerim Lazca konuşurken ben anlayamam onları, köyümün adı lazcadır ben onu bile doğru telaffuz edemem. Ana dilim kaybolan dillerin başında gelir. Her sabah türküm diye başlayan yeminler ederken laz olduğumu bile hatırlamazdım ne yazık. Bana laz diyenlere de lazlık suçmuş gibi Türklük mavalları okurdum ne yazık. Ve işin kötü yanı bu çocukluktan değildi. Şimdi sinirlendiğinde, ağladığında Lazca konuşan büyüklerim Türk'üz diyorlar. Atalarını dedelerini kültürlerini unuturken iyi bir şey yaptıklarını sanıyorlar. Siz yapmadınız özünüzü, geçmişinizi unutmadınız. Siz silahı elinize alana kadar en doğruyu, en güzeli yaptınız. Keşke en başta koca koca milletleri tek bir ırka sığdırmadan önce farklıklarımız bizi biz yapan şeylerdir, onlardan vaz geçmeden yaşamalıyız deseydik, hep beraber bunu yapsaydık da siz terörist gözüyle bakılan biz de kaybolan, asimile olan millet olmasaydık. Şimdi hep beraber farklılıklarımızla, etnik kökenlerimizin getirdiği çeşitlilikle barış içinde yaşamayı başarma vakti.
    3 ...
  14. 9.
  15. bir kürt tarafından cevap yazılacaksa eğer;

    ben hiç papaz vurmadım.
    hiç bir ermeniyi arkasından beyaz beremle öldürmedim,
    ben hiç kürdüm ama türküm.

    tarzı saçma bir düşünceye kapılmadım gibi cümleler içermelidir mektupta.
    12 ...
  16. 13.
  17. ziya gökalp şöyle der; ''kültür milli olmalıdır.'' bu sadece türk kültürü için geçerli değildir. nitekim bizim düşüncemiz nasyonalizm bunun üzerine kurulmuş bir ideolojidir.

    benim düşünceme göre laz arkadaş lazcasını konuşmalı veya unutmamalı. en azından aile içinde dilini konuşmalı, yaşatmalı. onunla benim aramda fark olmalı. veya daha geniş düşünelim bir türk'le bir hint aynı olmasın, aynı yaşamasın aynı düşünmesin. bunda hemfikiriz herhalde. peki olaylar nereden kaynaklanıyor?

    bence olay şu; bu ülkede birileri etnik kimliği üzerinden ayrı bir devlet kurmayı düşündü. aslında bu da tartışılabilirdi, tartışmaya açmadılar o dönemin devlet yöneticileri, ezmeyi tercih ettiler. aslında ezdiler de. bugün kürtler ayrı devlet iddiasından vazgeçmişlerdir. sonra ortaya işte bu dil, kültür konusu çıktı. direnişe geçmeseydik yok olacaktık diyorlar bu noktada. bugün doğuda hala türkçe bilmeyen yaşlı insanlar olması ilginç mesela. demek ki ya asimile başarısız olmuş ya da olaylar kürt siyasetçilerin dediği gibi gelişmemiş.

    kimsenin başkasının kültürüne, diline vs'ne laf ettiği yok bu ülkede, hakkı da yok kimsenin buna. lazlar lazcasını, rumlar rumcasını, kürtler kürtçesini yaşatmalı. ama kimse farklılıklarını kötü niyetlerinin maskesi yapmamalı. benim gözümde masum olaylarla hiç ilgisi olmayan bir kızı diri diri yakmak, kürt siyasetçilerin deyimi ile 'birini sırf kürt olduğu için amed zindanlarında işkenceye tabi tutmak ve öldürmekte' daha aşağılıkça bir suç.
    3 ...
  18. 4.
  19. ama dövlet bize bahmiirrr diye cevaplanması muhtemel mektup. başka bi bok bilmezler zaten.
    11 ...
© 2025 uludağ sözlük