Yağdığını görmemiz için pencereden dışarı bakmamız yetiyor. ancak sosyal medyada kar yağdığını haber veren hava durumu spikeri olma hayaliyle yanıp tutuşan arkadaşlarım var. Bitmiyor karlı paylaşımlar bitmiyor.
yağdığı süreçte sosyal medyada paylaşılan fotoğraflara tema olan bir doğa olayıdır.
ha biz anlamıyor muyuz o fotoğrafın altına "yolda mahsur kaldık ehehe" yazdığınızda aslında "bakın arabam var, pis fakirler" demek istediğinizi; ya da tumblr kızı gibi poz verdiğinizde aslında "bakın terastan manzaram, çünkü terasım var" demek istediğinizi...
Orhan Pamuk adlı yazarın dini politik bir kitabıdır. Bu yazar sonradan olmayan ermeni soykırımını kabul etmiştir. Aksi halde nobeli alamazdı zannedersem. Değer mi değmez bana kalırsa.
Kar insanların evde kalmasını sağlayıp telefonda takılarak kendilerine bir uğraş bulmaları konusunda olanak sağlayan muhteşem bir şeydir. Tek sorun hala çaylağım.
Çocukluğumun başlıca eğlence sebebidir.
Mahalle kültürüyle büyüdüm ben, hem yaşıtım hem benden küçük hem de bende büyük arkadaşlarım oldu. Kalabalık arkadaş gruplarıyla oyunlar zevkli olur bilen bilir, benimkisi de öyleydi her kafadan arkadaşım vardı.
Kış geldiğinde karlar lapa lapa yağıp tuttuğunda mahallenin çocukları sözleşmiş gibi dışarı çıkar kartopu oynardık.
Kardanadam vazgeçilmezimizdi. E o zamanlar selfie çılgınlığı da yok analog fotograf makinesi olan(çok havalı bir durum) herkesin toplandığı bir kardanadamlı fotograf çekerdi. Tabiki herkeste o fotograf olmazdı.
Dik yokuşumuz vardı ana caddeye bağlanan o yokuş bizim tren yapıp kaydığımız yerdi. Geceden bir şekilde birileri suyu döker buz tutardı( e araba yok denecek kadar azdı ve kimse de öyle yokuş fantazisi yapamazdı).
Herkes birbirinin arkasına oturur kayardı.
Karlar lapa lapa yağar biz o yokuştan mutluluk kahkahalarıyla kayardık.
Çocukluğum kardı.
Eskiden sivas'ın karı şu anda istanbul'a yağan kar gibi olur ve mart sonuna kadar da pek yerden kalkmazdı. Öyle okullar da tatil yapılmazdı. Sert iklimin sert kurallarına da alışık oluyor insan; istanbul'da yaşamaya başlayınca yapılan tatiller ilk zamanlarda beni oldukça şaşırtmıştı.
Dedim ya sert iklim.
Kış mevsiminin keskin soğuğundan dert yanan ve öfkesinden ardı ardına ayazlar, fırtınalar savuran yeryüzüne hediye olarak iner kar. Sonra bir sessizlik çöker sokaklara. Çünkü dünya sakinleşmiştir, birkaç gün yeter ona üstündeki bu örtü.
Ve sabahın köründe evden çıkmayı biraz olsun güzel yapan bir neden vardır artık. Hiç basılmamış kara basmak...
gecenin ve sekinetin habercisi.
insanlar gibi önce hoyratça savurur tanelerini sonra birden sanki incitmemek için büyük bir çabayla kibar kibar yağar yeryüzüne, üzerimize.