kapitalizm de evet doğru, sanatçı kendi haline bırakılır ve o da işini yapar. örneğin bir müzisyen açısından bakarsak; kapitalizm, eğer bu sanatçının albümü, sahnesi iş yapıyorsa, para kazandırıyorsa onun yanında olur. onu sever, kollar, servet ve şöhret ile taltif eder.
diğer taraftan sesi harikulade olan ya da birden fazla enstrüman çalabilen ve çaldığı bu enstrümanlara hakim, müzik bilgisi üst düzeyde bir müzisyen, sınırlı sayıda bir kitle tarafından takip ediliyorsa, albümleri satış rekorları kırmıyorsa, konserlerini onbinler izlemiyorsa, kapitalizm onu meşhur serbest rekabet piyasası içinde barındırmayacak, çünkü kendisi para kazanamaycaktır. dolayısıyla, kazandığın para kadar konuşabildiğin bu düzende yetenekli bir sanatkar olmanın da kapitalizm açısından hiçbir anlamı yoktur.
misal erkan ogur kapitalizmin hiç sevmediği türden bir sanatçıdır, kasedi çok satmaz, konserine onbinler gitmez ama erkan oğur başlığının altına yazılanlara bakarsak kapitalizmden daha çok sevildiği ortaya çıkacaktır.
bir kere öncelikle kapitalizmdeki sanat ve sanatçı kavramı ile sosyalist yapılardaki sanat ve sanatçı kavramı, toplumun bakış açısı farklılık arz eder.
sanat'a bir çeşit üretim gözü ile bakarsak, her çeşit üretimde olduğu gibi sanatçı üreten kişi olarak emek verir ve sanatı ortaya çıkarır. kapitalist toplumlarda emeğiniz sonucu elde ettiğiniz şeyi bir gelire dönüştürmeniz gereklidir. farklılık ise şurdadır; bir eseri para kazanmak için yapmakla, sanat adına yapmak!
birinde arz talebi, diğerinde talep arzı doğurur.
fakat sanatı sanat yapan şey, üretkenlik ve yaratıcılık ise, düşünmek gerekir, romantik, barok dönemlerin ortaya çıkması hangi kaygılarla ortaya çıkmış? yine düşünmek lazım saray adına sanat yapmak ne zaman tercih sebebi olmamaya başlamış ve düşünmek lazım 'sanat toplum için olmalıdır' lafı bu dünyaya nasıl yön vermiş?