dünyada işçilerin en fazla hakkını aradığı ülkelerin kapitalist olduğunu bilir. kuzey kore, türkiye gibi sosyalist ülkeler ile amerikadaki bir işçinin statüsü aynı değildir.
çünkü dünyadaki en halk düşmanı hükümet bile kendini halk kahramanı olarak göstermek, kendini halk nezdinde meşru kılmaz zorundadır.
tarihten örnekler ile donatabilirsiniz bunu, ikinci abdülhamid'in ikinci meşrutiyeti ilan etmek zorunda kaldığı andan ertesi gün kartpostallarda ''yaşasın hürriyet, padişahım çok yaşa'' kelimelerinin yer aldığını ve onlarca yıl istibdad ve baskı ile ülke yöneten abdülhamid'in, meclis kapatan sultan'ın neden hürriyet kahramanı olarak kendini lanse etmesini örnek gösterebilirsiniz.
ya da hitler'in seçim konuşması yaparak, halktan tam yetki isteyerek, bilerek meclisi bombalatıp seçime aylar kalmışken bundan komünistleri sorumlu tutup oy çalarak iktidara gelmesini..
kapitalizm de böyledir, patronlar kendilerini meşru göstermek uğruna basın başta olmak üzere, iktidar dahilinde her şeyi kullanırlar.
örneğin dini kullanırlar, ''zengin değilsen şükret, boyun eğ ve diğer dünyada daha mutlu olursun'' derler, milliyetçiliği kullanırlar, ''ikimiz de aynı vatanın evladıyız, neden bu kavga?''
derler, oysa aslında onların sahip olduğu vatan betonların arşa değdiği rant cennetiyken en alt katta bunları taşıyan yüklü işçiler olurdu hep..
gelin basit bir hesap yapalım; bugünün koşullarında türkiye'De 10 saatten az çalışan işçi sayısı çok az, günde 24 saat var, bunun 8 saati uyuma, 10 saati çalışma diyelim eder 18 saat.
kalan 6 saatin 2'si kişisel ihtiyaçlar, 2'si ulaşım, sorumluluklar vs. olsa kalır 2 saat, bu 2 saatte bu adam televizyon izliyor olsa, açsa bir diriliş, ya da açsa bir a haber ve her şeye tozpembe baksa, daha doğrusu gösterileni görse, dışına çıkmaya ayıracak zamanı olmasa, bu adam kapitalizmin ne olduğundan haberdar mıdır?
kapitalizm nedir bilmeyen birini, başka bir dünya mümkün fakat bunun bilincinde olmayan birini kapitalizmi savunmakla suçlayabilir misiniz?
işte bu yüzden komünist partiler dergi satıyor, film yapıyor, bildiri yayınlıyor, elinden geldiğince mücadele ediyor ama satılmış yandaş medya bunu da sınırlandırıyor elbet..
bu eleştiriyi yapan insanlar eğer komünist partiler kadar işin ucundan tutsaydı şimdiye kadar, şimdi bunları konuşuyor olmazdık.
Kapitalizmin insanoğlunun kötü bir seçimi değil; insanoğlunun kötülüğünün bir sonucudur. Birey çıkar peşinde koşar, başlıkta bahsedilen işçi eğer eline fırsat geçse kendisi de aynısını yapacağından kendisine yapılan zulmü de mazur görmektedir.
dar düşüncelidir. kapitalizmin kendisine verdiği haklardan daha fazlasını düşünemez. daha doğrusu kendisini gerçekten adil bir düzende sanar ve karnı doyduğu için kendini şanslı addeder. bilgisizdir, kapitalizm altında eğitimini ve düşünsel gelişimini almış birisinin de(işçi veya başka bir sınıf) komünizmi savunmasını bekleyemeyiz elbette. ancak proleter bir gün kabuğundan çıkıp birşeylerin farkına varacaktır.
--spoiler--
dindar ve beyinsizdir.
--spoiler--
kendisi gibi düşünmeyene beyinsiz diyorsak o düşünce değil bir din ya da totemdir. komünizm dini ya da totemi gibi. daha önce de söyledim kapitalizmin de bir felsefesi, entelektüel birikimi vardır. kapitalizm bu şekilde hödükçe reddedilemez. ama lanet olsun ki bu ülkedeki bütün komünistler ergen ya da ergenlikten çıkamamış.