cesareti olmayıp, sadece bir şekilde var olan sermayesi nedeniyle üretim araçlarını ele geçirip, sermayesi olmayanları, bulunduğu ortamın ekonomik koşullarından da yararlanarak emeğini sömüren ve karşılığını vermeyip bunu artı değer olarak dönüştürenlerin sistemidir.
oturduğu yerden para kazanmak kapitalizmin özelliğidir. * faşistlerin, dincilerin, bu iki özelliği kullanan liberallerin daha doğrusu hepsini barındıran burjuvazinin sistemidir kapitalizm. emeğinin karşılığını almak ve sömürüye son vermek için. (bkz: komünizm)
cesaretli olup parasıyla yatırım yaparak para kazanan kişilerin sistemidir. bu sistemde kaybetme riski de vardır.
tembel ve riski sevmeyen kişilerin sistemi için. (bkz: komünizm)
erdoğan ve akp hareketiyle türkiye de en parlak zamanını yaşayan ve dört şirketin yönlendirmesiyle bugün kimsenin sesini yükseltemediği ekonmik ve dolayısıyla toplumsal-sosyal düzen.
"bundan 35-40 yıl önce dünyanın faşist mi,komünist mi olacağını tartışırken bugün hepimiz kapitalizmin kalıcılığına sessiz sedasız boğun eğdik."
slovaj zizek
"kahrolsun" edebiyatının ötesine geçip, en azından bireysel bir karşı duruş sergileyebilmek için kapitalizmin esasını oluşturan insan tanımından sıyrılmak ve kendi şahsında bu sistemin bütün öngörülerini yalanlamak gerekir. bir tavır koymak, bir karakter geliştirmek meselesidir kapitalizmin karşısında olmak. sloganlar yetmez; beylik laflar, gösterişler işlemez.
çok gerçek, çok doğal bir sistemdir kapitalizm çünkü. "ey insanoğlu!" der, "sen sadece şahsi çıkarı peşinde koşan bir varlıksın. sürekli daha fazlasını istemiyor musun, hep yarış halinde değil misin, olmazsa olmaz bir rekabet içinde var etmiyor musun kendini?" soru sorar sistem, ahkam keser; cevap bekler bir ses.
bu ses ahlaksız ya da kötü bir ses de değildir üstelik. ahlaktan bağımsızdır ve birey için şüphesiz "iyilikler" öngörür. refah vaat eder, özgürlük vaat eder, hatta eşitlikten bile söz eder. ancak, eşitlik için taviz vermez. çünkü, kapitalizme göre eşitsizliği ve hiyerarşiyi yaratan toplumun kendisidir. akılcı ve iktisadi insanlardan oluşan bir toplumun eşitlik uğruna daha düşük bir refah düzeyini kabullenmesinin mümkünatı yoktur. insan doğası buna uymaz. yarışmak, mücadele etmek, kavga etmek ister insan. sistem ise bu kavganın kurallarını koyar sadece. herhangi bir yerde piyasa açık ve temiz tutulursa, iletişim imkanları ve bilgi akışı geliştirilirse, eşitsizliğin gelişmeyi sağlayacak bir unsur olduğunu bile iddia eder bu yüzden.
gayet açıktır, anlaşılabilirdir kapitalizm. her birey çarkın nasıl döndüğünü anlar. nihayetinde hikayedir evet, toplum çıkarının bireysel çıkarlar toplamı olduğu. yalandır vaatler. bölüşüm adaletsizdir. sınıfsal ayrımcılık vardır. kapitalizmin kutsadığı girişim özgürlüğü bireysel hak ve özgürlüklerin önünü tıkamaktadır. her şey sermayeye çalışmaktadır pratikte... bunları herkes anlar, ama herkes karşı durmaz kapitalizme. bedeli vardır karşı durmanın çünkü.
güçtür kapitalizm, güçlünün düzenidir. gücü olan birey zaten kopamaz bu kutsal ittifaktan; kopmaya yeltenirse güç kalmaz, yalnızlık başlar, kendine döner bütün silahlar. gücü olmayan, bizzat "ezilen" ise dengesiz-adaletsiz bu kavganın içine girmekten ürker. ya hayatın acımasızlığı olarak kabullenir bu düzeni ya da bir yerinden tutunmaya, koparabileceğini koparmaya çalışır. neresinden bakılsa zordur "kahrolsun kapitalizm" söyleminin içini doldurmak. sadece cesaret yetmez.
gücünü che'yi satın alıp, resimlerinde oynamalar yaparak daha bir seksileştirip(!), bardaklara, t-shirtlere vs. basıp, koyunlarına satmasından bile görebileceğimiz düzen. [ düzen kelimesi aynı zamanda, düzmek fiilinden türemiştir. ]
emperyalizmin ön ayağı olan ekonomik yönetim. kapitalizm aslında devlet sınırlamaları olmadığı için insanların yaratıcılıklarını ön plana çıkaran,onları en özgür kılan sistemdir. fakat insanoğlunun aç gözlülüğünü de en çok kapitalizm körükler. parası olan konuştuğu ve daha çok kazandığı için zenginler daha zengin,fakirler daha fakir hale gelir ve doğuştan gelmesi gereken bir çok haklar dahi tehlikeye girer. karl marx ve friedrich engels komünist manifesto'yu hazırlayarak kapitalizm buhranından çıkış kapısını göstermiş,das kapital ile ise elimize detaylı harita verilmiştir. *
krizlerle beslenen bir sistemdir.sürekli bir üretim arzı arttırır ve fiyatlar düşer.fiyatların düşmesi beraberinde maaliyetleri arttırır ve nispeten daha küçük firmalar artan maaliyetlerin altından kalkamayacak raddeye gelir.böylece küçük firmalar kepenk çekerlerken,nispeten daha büyük firmalarsa,pazar kendilerine kaldığı için,daha da güçlenerek sistemi devam ettirirler.
sonuç yerine;kapitalizm,güçlünün daha da güçlenmesini sağlayan bir sistemdir.
her şeyin mala dönüştüğü, dolayısıyla her şeyin alınıp satılabildiği, gerçekliğin taşıdığı maddesel değerle ölçüldüğü sistem. kısacası bok gibi bişey. kola içmeyin geçer.
Sorun tamamen neo -liberal üretim ve tüketim koşullarına şartlandırılmış zengin olma fantazisi ile emek sömürüsüne en müsait işlere yönlendirilmiş geniş bir çalışan kitlenin ve bu kitlenin yaşam tarzını , üretim ve tüketim biçimlerini tekeli altına almaya çalışan çok uluslu şirketler ve onlar adına çalışan işbirlikçi sermaye babaları , üçkağıtçılık ile miras ile yolsuzluk ile kanuni(!) bir şekilde zengin edilmiş bir kaç dolar milyarderi ve devlet iktidarının bu kitleye patronluk etme arzusundan kaynaklanmaktadır . Benim gördüğüm en temel nokta , Kapitalizmin toplumsal Sınıfları yok etmeyi amaçlayarak kendi zenginler sınıfını iktidara getirmeyi ve ulusal kaynaklar dahil uluslararası platformda demokrasi , liberalizm adı altında sömürü sisteminin devamlılığını sağlayacak hammadde ve işgücü ihtiyacını karşılamak için uygulanan mali politikalar , antlaşmalar ve kuruluşlar yoluyla bu amaçları doğrultusunda hareket ettiğidir . Neo -liberal ya da emperyalist ya da kapitalist ya da küreselleşmeci zihniyet sömürü düzenini haklı göstermek için yarattığı bir kaç zengini ( ki onların da nasıl zengin oldukları malum ) ile herkese zengin olabilme umudu aşılamakta bu bağlamda da komunizmin yok etmeye çalıştığı özel mülkiyet anlayışını aslında otomatik olarak kendisi gerçekleştirmektedir ; tek bir farkla ! Zengin elitizmine yol açacak bir şekilde , sosyal kamu harcamalarını kısarak , sivil toplumu siyasal kutuplaşmalar yoluyla etkisiz kılarak , neo - liberal sisteme hizmet etmesi için siyaset ve ekonomi alanındaki kavramların tekrar tanımlanarak tekelleştirilmesi yoluyla insanların varlığını ve değerini sanş oyunları ile zengin olmaya indirgemiş hayalperest fakirlere dönüştürmek . Keşke sadece para fakiri olsak akıldan da mahrum ediliyoruz ....
insanin emeğinin, fikirlerinin ve yipranmasinin en büyük ödülü paradir. para kaba bir tabirle algilamamk lazimdir. sadece bir mubadele araci olan para herkezin kabul ettiği bir degerdir. nasil ki bizim bayila bayila servetler harcadiğimiz havyar hazar golu cevresinde sudan ucuz ise, bizim ipimize bile takmadiğimiz zaeytin oralarda bir servet yerine gecer.
bu iki yerin ortak dili paradir. zeytin satip havyar aliriz. buna da ticaret denir.
kuskusuz guclu olan ayakta kalir dusturundan hareketle bu tcaretten rant saglayacak hatta kartellesme istegi kacinilmazdir.
cünkü her iyi bedeli oldugu gibi böyle sıkıntılarda olabilecektir.
yahutta söyle bir bakalim el bebek gül bebek büyümüs bir cocuk ile varolma savasina girmiş ve rekabet içinde olan cocuk arasinda buyuk farklar vardir.
iste kapitalizm de budur -rekabet rekabet rekabet- var olma yahut olmama savasi.
edison babasinin hayrina mi buluslar yapti hayir?
zengin olmak icin yapti.
eger zengin olsa idi buluslar yapamazdi.
ve belki kabaca su anda bir cok seyden mahrum olurduk ya da daha yeni tanisiyor olurduk.
kabaca söylemek gerekirse kapitalizm verimi en yuksek ideolojidir.
kötü yanlari var mi? var tabiki. ama zaman için diyalektik materyalizm yasalarinin emrettiği gibi o sorunlari asacaktir.
nasil ki bu yasalar cervesinde 30 sene once ki dunya ile simdiki dunya arasinda farklar varsa 30 sene sonrasi ile simdi iyi anlamda cok farkli olacaktir.
Kapitalizm rekabet ortamı yaratarak mevcut sistem içerisinde çalışan sınıfın yarattığı ürünleri pazarlayan bir sömürücü sistemdir . Ulusal kaynaklar içerisinde mevcut ekonomik politikalara biat etmiş kendi küçük burjuvazisini yaratır ancak hiç bir zaman kendi ulusal sınırları içersinde zengin bir sınıf yaratmayı hedeflemez .( Mafya gibi )
Kapitalizm çalmaz , üretir(!)
Kapitalizm ulusal kaynakları tükettiği sürece artan üretim taleplerini karşılamak ve hatta tüketim kıtlığı yaratmak üzere depolama yöntemine giderek kar katsayısını arttırmak için uluslararası bir strateji izler ve bu doğrultuda başka kaynakları bol ancak sanayileri az gelişmiş ulusların yerel kaynaklarını ucuz mal alış - verişi yoluyla yüksek kar oranlarıyla ya satın alır ya da o ulusların sahip olduğu üretim hammaddesini işleme ve piyasaya sürme konusundaki iş ve emek beceresini çalarak patent sahibi olur .
Kapitalizm savaşmaz , sevişir (!)
Kapitalizm feodal yapısını korumak için sürekli silahlanır ve gerekli güvenlik önlemlerini sağlasa bile militarizme destek vermek üzere silah üretim ve satışına devam eder . Savaşlar kapitalizmin en büyük sermayesidir .
Kapitalizm özel mülkiyeti ve serbest ticareti destekler .
Kapitalizm liberalizm adı altında değiştirdiği kendi rant ve kar piyasasını tekelleşme ve uluslar arası sermaye birliktelikleri ile siyasi ve ekonomik boyutlarıyla kendi neo -liberal politikalarını uygulayan çok uluslu şirketler ve bu şirketlere destek veren zengin , mülkiyeti elinde tutan bir kaç bürokrat ve para babası yaratır . Komünizm eğer özel mülkiyeti ortadan kaldıracaksa , bunun tek sebebi kapitalist ekonomi modelinin liberal politikalar yoluyla kendi elit zenginini yani küçük burjuvazisini yaratmasıdır .
rekabet uretimi kökler, üretimde refahi saglar. simdi kişi ömrü boyunca calisirsa ve kendini geliştirir ise fevkalade bir yasama mutlu bir emeklige haiz olur.
ama yan yatarsa rekabet etmezse eger daha dogrusu koydugun yerde otlarsa daha dişli birisi tarafindan ham yapilip yutulur.
dünyanin düzeni budur. ol ya da olma savasidir. kapitalizm rekabeti tetikler. evet tekeller olusturur, tröstler vardir yasam zordur falandir filandir. ama insan kafasini calistirirsa secenekleri bulabilir bu sistemde.
s.s.c.b. neden cöktü? bunu bir sormak lazim önce kendimize. ve bu sorulari sorarken insanin daha cok isteme ic güdüsünü göz önünde bulundurmak farzdir.
efendiler unutmadiniz mi 1990'larda s.s.c.b. coktukten sonra ki kızılordu için cikan haberleri? rekabet olmadiği için ve rekabet öldürüldüğü için bir cok askeri muhimmat bir işe yaramayacak kadar cürümüs ve kusurlu idi.
bilmiyorsaniz yakın tarihi utanmayin arastirin. hadi benden size bir kiyak taksim ataturk kütüphanesine gidin bir alt kattaki arsive dalin. bakın bakalim neler olmus.
neden sonuc ilişkisinde iyice irdeleyin.
evet kapitalizm'in olmayacaği tek yer sirinler köyüdür. ama ne yazik ki hayatimiz öyle değil.
--spoiler--
italya'da 30 yıl boyunca manyak borjiyalar vardı. yani savaş, kıyım, cinayet. ama michalengelo, leonardo ve rönesans aynı dönemde var oldular. oysa isviçre'de kardeşlik, 500 yıllık demokrasi ve barış vardı. ama ne yaratabildiler? sadece guguklu saat.george bernard shaw
--spoiler--
kapitalizm adam akıllı bireylerin oldugu sistemlerde fevkalade isleyen sistemdir. ammavelakin köylü kurnazliği ve sark cambazliği yüzünden öcü gibi gösterilmektedir.
buna örnek olarak misal siz bir müsteri olarak diyelim ki burger king restoranina girdiğinizde isleyen sistem sayesinde sinir katsayiniz hoplamaz kolay kolay. hatta bu calisma ahengi ile hiç bir ufak tefek migde bulandirici suprizlere maruz kalmazsiniz büyük olasilikla.
ama diyelim ki biraz ucalim bursa otogarina bir gidin. iste köylü kurnazlğinin tavan yaptiği bir yerdir burasi. belediye anasinin nikahi kadar kira aldiğindan ötürü fiyatlar esek yüküdür.
yahutta topcular-yalova feribotunun kantinin eski halini düsünün. kacak marlboroya tekel fiyatinin üzerine fiyat cekmeler, cay tost ve bilumum yiyecek iceceklere konulan fahiş fiyatlari bir hatirlayin bakayim ey ihvanlar. sanki kiçi kirik tostu ve cayi hiltonda yiyordunuz yahu.
amansiz köylülüğün oldugu ve toplumlarda hiç bir ideoloji adam akıllı oturmaz. otursa bile bir boka benzemez. koylu kominizim kavramini hatirlasaniza bir.
köylülükten hala kurtulmadiğimiz için hala yaşam kötü geciyor cogu kişi için.
bunun ilaci sermaye birikimidir,
bu evreleri gecemediğimiz için vakit zamaninda hala bunun sancilari yasiyoruz.
ondan dolayi kapitalizm gerekli bir şeydir.
sirf para kazanma hirsi olarak algilanmamalidir.
insan kendini gelistiriken bile manevi ve kültürel olarak kapitalist olmak mecburiyetindedir bu sartlarda.
yoksa latif dogan dinleyen ve sabah sekerleri izleyen davarlar surunsunden bir farkimiz kalmaz.
insanlara kendini sevdiren sonra gerçek yüzünü gösteren iğrenç ideoloji.şu anda dünya üzerinde gerçek yüzünü gösteriyor fakat devletler tarafından insanlar cahil bırakılıp bundan bihaber ediliyor.artık dünyada bunu görmemek için tek yolun cahillik olduğu biliniyor devletler tarafından.
karşı olup, karşıtlığı sergilemek için bile ona ihtiyac duyulan kavram. yani karşı olanların demek istediği şudur ki; "ne senle yaşanıyor ne de sensiz oluyor." günümüzde onu bitirebilecek tek şey kıyamettir.