--spoiler--
insan, zekasının bedeli olarak kansere yakalanıyor. ilk bakışta çok kışkırtıcı bir tez olarak görünüyor. Ama ABD'li bilim insanları, insan ve maymun genleri üzerinde yaptıkları uzun deneylerde bu sonuca vardı.
ABD'de Georgia Teknoloji Enstitüsü'nün araştırmasına göre, maymunların neredeyse kanser hastalığına hiç yakalanmamasının nedeni olarak beyinlerini kullanmamaları gösterildi.
insan ve maymunların gen yapısı hemen hemen aynı. Ancak maymunların sadece yüzde 2 sinde tümöre rastlanıyor. Buna karşın tümör görülen her 5 kişiden biri hayatını kaybediyor. Bu durum bilim adamlarını araştırma yapmaya itti. ABD'li uzmanlar insan ve maymun genleri üzerinde yaptıkları araştırmada, insanda tümöre daha sık rastlanmasının nedeni olarak, hücre yapsının daha karmaşık olması ve beynini daha aktif olarak kullanmasını gösterdi. Yani zeka düzeyi artıkça, kansere yakalanma riski de artıyor.
Dünya Sağlık Örgütü'nün verilerine göre her yıl 7 milyon kişi kanser hastalığından yaşamını yitiriyor. Yine her yıl 12 milyon insan bu amansız hastalığa yakalanırken, 25 milyon kişi de bu hastalıkla birlikte hayatını sürdürmek zorunda kalıyor.
--spoiler--
dört sene önce herşey güzel giderken bir gece bacağımın ağrıması ile tanıştığım ve o tarihten beri beni bırakmayan illet.
ne yaparsanız yapın bu sizi bulur. ister güzel beslenin ister muthiş moralli olun. hiç bir şey işe yaramaz. gün be gün daha çok içe kapanırsınız. herkesin yaşamının sonunda tanıştığı ölümle siz daha çok çok genç iken tanışmışınızdır ve o sizin artık en yakınınızdır. kendi bedeniniz size ihanet ederken geride kalan hiç ama hiç kimse sizin acınızın melhemi olmaz. herkes üzülürmüş gibi yapar , yanınızda olmak istemiş gibidir ama hepsi safsatadır. kendinizden başka hiç kimse yoktur. olamaz. aranıza sanki gizliden bir duvar örülmüştür bütün sevdikleriniz , yaptıklarınız , tüm hayatınızla.. yaptığınız herşey çok çabuk rutinleşir. zamanınızın çok az kaldığını düşündüğünüz için herşeyi bir anda yapmak istersiniz ama hiç birşeyi yapamazsınız. çünkü tedavi sizi bitirmiştir. tam herşey bitti derken bir daha ve bir daha yatarsınız ameliyathane masalarına , kemotrapi merkezlerine.
yaşam ile ölüm arasındaki dengeyi bulmak ve hayatınızı yaşamak için çok zaman olduğunu düşünürsünüz hep. çünkü bu tür şeyler hep başkalarının başına gelir. ama işte bi gün sizi de bulur. bulduğu zaman sizinle bir güzel alay eder , gitmiş gibi davranır ama sizin hiç beklemediğiniz anda geri döner ve sizi küllerinizden yeniden yaptığınız hayatınızı kendi ellerinizle yıkmaya zorlar..
sonra belki bir şey olur ve siz hiç yokken mutlu olmuşsunuzdur. bu daha önce yaşanılmamış bir deneyimdir. yani herhangi bir sebep olmaksızın sadece orada o anda bulunduğunuz için. içinize hiç bilmediğiniz ama aslında hepte varlığını hissettiğiniz bir yerden yaşam dolar. bunu tüm hücrelerinizle hissedersiniz. kimse anlamaz size ne olduğunu çünkü onlar alışmışlardır bir neden uğruna mutlu olmaya. işte o zaman birden beddua ettiğiniz , neden ben diye sorguladığınız kanser size hiç açılmayan kapıları açmıştır. kimseye anlatamazsınız size ne olduğunu. o çok sevdiğiniz filmlerden , şarkılardan , kitaplardan çok daha yüksek bir yerde yaşamaya başlamışsınızdır.
ve başınıza gelen en kötü şey birden başınıza gelen en iyi şeye dönüşüverir...
siz ağzınıza almak istemedikçe, her gün tekrar tekrar duyduğunuz,hem süründüren hem de öldüren hastalık.sevdiklerinizi pençesine düşürtecek kadar sinsi,tam bitti derken yeniden başlayacak kadar iki yüzlü bir illet.babamı iki sene zarfında fiziken ve ruhen bambaşka bir insana dönüştürmüş,gözyaşlarımın sebebi.uzak olsundur herkesten. (bkz: dermansız dert.)
al yuvarların kontrolsüz şekil de çogalması, bir ur, bir karın kası ağrısı, vücutta çıkan morluklar, burundan gelen kan, zayıflama veya kilo alma, halsizlik, öksürük, ağızda iyileşmeyen ağrılı,ağrısız yaralar. göğüs ağrısı,meme derisi üzerinde kalınlaşma, çökme veya çekilme, yutma güçlüğü, uzun süren kusma bulantı, cinsel ilişkiden sonra kanama, testislerde sertlik veya ele gelen ağrısız kitle, çift görme veya görme kaybı, kişilik değişiklikleri, iyileşmeyen yaralar, benler veya bir siğilin belirgin değişikliği. bir kanser habercisi olabilir.
Vücudumuzda tüm organlar hücrelerden oluşur. Hücreler vücudumuzun en küçük yapıtaşlarıdır ve ancak mikroskopla görülebilirler. Sağlıklı vücut hücreleri (kas ve sinir hücreleri hariç) bölünebilme yeteneğine sahiptirler. Ölen hücrelerin yenilenmesi ve yaralanan dokuların (vücut içi ve dışındaki) onarılması amacıyla bu yeteneklerini kullanırlar. Fakat bu yetenekleri de sınırlıdır. Sonsuz bölünemezler. Her hücrenin hayatı boyunca belli bir bölünebilme sayısı vardır. Sağlıklı bir hücre gerektiği yerde ve gerektiği kadar bölüneceğini bilir. kanser hücreleri, bu bilinci kaybeder, kontrolsüz bölünmeye başlar ve çoğalırlar. Kanser hücreleri birikerek tümörleri (kitleleri) oluştururlar, tümörler normal dokuları sıkıştırabilirler, içine sızabilirler yada tahrip edebilirler. Eğer kanser hücreleri oluştukları tümörden ayrılırsa, kan yada lenf dolaşımı aracılığı ile vücudun diğer bölgelerine gidebilirler. Gittikleri yerlerde tümör kolonileri oluşturur ve büyümeye devam ederler. Kanserin bu şekilde vücudun diğer bölgelerine yayılması olayına metastaz adı verilir. Kanserler oluşmaya başladıkları organ ve mikroskop altındaki görünüşlerine göre sınıflandırılırlar. Farklı tipteki kanserler, farklı hızlarda büyürler, farklı yayılma biçimleri gösterirler ve farklı tedavilere cevap verirler.
belirtileri ise;
-normal olmayan bir kanama veya akıntılar
-vücudun herhangi bir yerinde ortaya çıkan şişlik ve sertlikler
-iyileşmeyen yaralar
-Uzun süreli ses kısıklığı ve öksürük
-Yutkunma güçlüğü ve hazımsızlık
-Ben ve siğillerde meydana gelen büyüme, kanama, renk değişikliği, yara...
-idrardaki değişikliklerdir.
erken tanı tedavi şansını artırır, tedaviyi kolaylaştırır, doku ve organ kaybını önler, sakat kalmaktan kurtarabilir. kanser tedavisi ne kadar erken başlarsa tedavinin başarıya ulaşma şansı da o kadar yüksek olur.
koca adam olurken belki de olmuşken adını duyduğumda çocuk gibi ağlamamama sebep olan tanrı'nın şakalarından biri...
komik değil, biliyorsun.
Yıllar önce Dedemin babası bu hastalıktan kaybetmiş hayatını.
Bu adama Yaşar kemal romanlarında yer vermiş. Yöre insanının hala dilinde olan az-çok iyi bir insan. yüce bir insan.
Feodal sisteme her ne kadar karşı olsam, ilkellikle bağdaştırsam bile... o adamın ağalık yaptığını anlattıklarında heycanlanıp gurur duyuyorum.
insanın atası sonuçta. Hiç görmese de, duymasa da sesini, seviyor.
Ve yıllar önce dedemin abisi bu hastalıkla tanışmış.
Dedem anlatırken ağlardı bazen, tutamazdı gözyaşlarını...
Sigara içmeyin evladım derdi, *
Geçen yıl dedemin yiğeni, babamın amcasının oğlu, o da tıpkı babası gibi tanıştı bu hastalıkla.
Gözlerimle gördüm.
Amca dediğim, elinde büyüdüğüm insanın haftalar içinde nasıl eriyip bittiğini gördüm.
Severdi beni. Ayırmazdı yanından...
Son nefesinde, bana küfürler ederek eğlendiğini gördüm.
Yüzüm gülüyordu. zorla. işkenceler içinde...
Yüreğim ağlıyordu derler ya..?
Resmen ıslandığını hissettim akciğerlerim arasındaki atıp duran şeyin..
Aradan bir yıl geçti.
Bayram için okuldan eve döndüm, yorgundum.. uyudum. sonra babamın telefon konuşmasındaki heycanlı sesi yataktan kalkmama, uyumak için sonsuzluk var demeye itti beni.
Öğrendim. Kahroldum.
Dedem, o hayran olduğum insan, ehlikeyf, hayatı oscarlık film olacak adam.
Babasını,
Abisini,
Abisinin emanetini bir bir alan, halk arasında hastalık olarak bilinen iğrenç şaka şimdi onunlaydı.
Babamın gözlerindekini asla unutacağımı düşünmüyorum. Kronik kanser mi olur? şüpheleri dolaşırken aklımda...
Dedem geliyor ya gözlerimin önüne.
konuşması, gülüşü, kültürü, ahlak anlayışı... nerden bilinirdi ki?
onun da bir gün gideceği...
Bir başka şey bu.
Dede değil sadece, ömründen bir parça...
Korkuyorum şimdi.
Yıllar sonra amcalarımı belki de babamı, bugun babamın gözlerindeki ifadeyi aynada izlerken düşüneceğimden korkuyorum.
Ve yemin ediyorum tanrım, bu şakayı yapmaya devam edersen seninle arkadaşlığımız biter.
eksik kalır...
amcamı 1 yıl içinde alıp giden, iğrenç, pislik, illet hastalık. tam da bitti, kurtuldu denen anda tekrar nükseden, bütün vücuduna yayılan, bir deri bir kemik bırakan.
allah düşmanıma dahi vermesin.
Kanser, hücrelerde DNA’nın hasarı sonucu hücrelerin kontrolsüz veya anormal bir şekilde büyümesi ve çoğalmasıdır. Günde vücudumuzda(DNA’da) yaklaşık 10000 mutasyon olmasına rağmen immün sistemimiz her milisaniye vücudumuzu tarar ve kanserli hücreleri yok eder.
Kanser vücut hücrelerinin kontrolsüz bir şekilde üreyerek komşu dokuları işgal etmesi (invazyon) veya kaynağını aldığı organdan daha uzak bir yere, kan veya lenf yoluyla yayılması (metastaz) ile oluşan bir hastalıktır. Hücreler DNA replikasyonları esnasında meydana gelen bozulmalar nedeniyle yapı değiştitirler. Normal vucut hücre ve dokuları, orijinal büyüklük ve yapılarını korurken kanser hücreleri saldırgan bir tablo çizerler.
Antalya Belek'te düzenlenen 3. prevantif onkoloji semineri'nde kanserden korunmanın bulguları şu şekilde açıklanmış:
- Günde en azından 5 porsiyon meyve ve sebze yenilmesi gerekir.
- Sigaradan özellikle uzak durulması gerekir.
- Alkolün, özellikle sigara ile kullanıldığında kanserojen etkisi daha fazladır.
- Soyadaki östrojen hormonu benzer maddelerin fazlası, meme ve rahim kanserine yolaçabilir.
- Yüksek miktardaki domates, brokoli ve lahananın kanserden koruduğu verileri yeterli değildir.
- yapay tatlandırıcıların kansere neden olduğu ispatlanamamıştır.
- Kahvenin kansere neden olduğu ve yeşil çayın kanserden koruduğuna dair bilimsel bir bulgu yoktur.
- GDO'lu gıdaların, kanser riskini arttırdığına dair bulgu yoktur.
- Hazır gıdalardaki katkı maddelerinin, uygun oranlarda kanser yapıcı etkisi mevcut değildir.
gama ışınlarına maruz kalan kişilerde başlangıç gösterebilen ve tedavisinin de yine gama ışınlarıyla yapılması mümkün olan hastalık türü.
hızlı hızlı tekrar ederseniz de bir isim parlar dudaklarınızda. *
herkese ayrı bir hikaye yazdıran, çağın en korkunç, en gözü dönmüş hastalığıdır.
bizim hikayemiz ise şöyle;
bir kadın varmış güzel mi güzel, iyi mi iyi, insan mı insan, anne mi anne, baba mı baba, kardeş mi kardeş, dost mu dost, yoldaş mı yoldaş, sevgili mi sevgili. herkesin sevdiği saydığı, ömrünü iyiliklere, başkalarına yardım etmeye adamış bir kadın. bir direk.
lakin başkalarına hayat adamanın, başkaları için çırpınmanın ağır bedelleri varmış. yıllarca içinizde biriktirdikleriniz, kafanıza takıp gecelerce uyuyamadıklarınız, bir gün kötü bir grip olduğunuzu sanıp hastaneye gittiğinizde, kan değerlerinizdeki anormalliği gören bir doktor sayesinde yapılan çeşitli tetkikler neticesinde kanser olarak ortaya çıkar. artık bunu siz hariç herkes bilmekte ve sizden gizlemektedir.
aradan belirli zamanlar geçer. siz ağır bir grip geçirdiğinizi, kanınızda tehlikeli bir mikrop olduğunu bilerek yaşarsınız. her gün onlarca ziyaretçi dolup taşar evinizden, çocuklarınız sevdikleriniz size bakmak için seferber olmuştur.
"senin yanında gülümserim, eğlen diye sana göbek atarım. sonra içerlerde diplerde ağlarım bilmezsin. sokulup öpemem, enfeksiyon kapmanı istemiyorum, vücudunda morluklar çoğalmış neden diyorsun söyleyemiyorum, geleceğe dair hayaller kuruyorsun, yazın köye, yanına birini bulunca umreye gidiyorsun hayallerinde, dur hayal kurma hayat bize en büyük kazığını attı bilmiyorsun diyemiyorum. ama şimdi söylüyorum işte hayat bize en büyük kazığını attı, neyse ki artık biliyorsun".
1) Herkesin vücudunda kanser hücreleri vardır. Bu kanser hücreleri birkaç milyara kadar çoğalmadıkça standart testlerde görülmezler. Doktorlar kanser hastalarına tedaviden sonra vücutlarında artık kanser hücresi kalmadığını söyledikleri zaman, bu yalnızca kanser hücrelerinin testlerle saptanamayacak düzeyde olduğu anlamına gelir.
2) Bir kişinin hayatı boyunca 6 ile 10 kez kanser hücreleri oluşabilir.
3) Kişinin bağışıklık sistemi güçlü olduğu zaman kanser hücreleri yok edilir ve çoğalarak tümör oluşturmalarına engel olunur.
4) Bir kişide kanser olması, o kişide çoklu beslenme eksikliği olduğuna işaret eder. Bunlar genetik, çevresel, beslenme ve yaşam tarzı faktörlerine bağlı olabilir.
5) Çoklu beslenme eksiklini yenebilmek için diyeti değiştirmek ve ek takviye almak bağışıklık sistemini güçlendirir.
6) Kemoterapi hem hızlı çoğalan kanser hücrelerini, hem de kemik iliğinde, sindirim sisteminde v.s.'deki hızlı büyüyen sağlıklı hücreleri yok eder ve karaciğer, böbrekler, kalp, akciğerler v.s.'de organ tahribatına yol açar.
7) Radyasyon kanser hücrelerini yok ederken; sağlıklı hücre, doku ve organları da yakar, yaralar ve zarar verir.
8) Kemoterapi ve radyasyon başlangıçta tümörün küçülmesine yol açar. Kemoterapi ve radyasyon tedavisinin uzaması tümörün daha fazla yok olmasına yol açmaz.
9) Kemoterapi ve radyasyondan dolayı vücut çok fazla toksin yüklenmesine maruz kalınca, bağışıklık sistemi ya tehlikeye düşer, ya da yıkılır; dolayısıyla kişi çeşitli enfeksiyonlara ve komplikasyonlara yenik düşer.
10) Kemoterapi ve radyasyon kanser hücrelerinde mutasyona neden olabilir ve dirençlerinin artarak yok edilmelerini zorlaştırabilir. Cerrahi işlem de kanser hücrelerinin başka taraflara atlamasına neden olabilir.
11) Kanser hücreleri ile savaşmakta etkili bir yöntem ise onları çoğalmak için ihtiyaçları olan gıdalardan yoksun ve aç bırakmaktır.
KANSER HÜCRELERi AŞAĞIDAKiLERLE BESLENiRLER:
a- Şeker kanser besleyicidir. Şekeri kesilerek kanser hücrelerinin önemli bir gıdası kesilmiş olur. NutraSweet, Equal, Spoonful v.s. gibi tatlandırıcılar zararlı olan Aspartam ile yapılırlar. Daha iyi bir tatlandırıcı Manuka balı veya molastır, ama az miktarda alınmalıdırlar. Sofra tuzunda beyazlatıcı olarak kimyasallar bulunmaktadır. Daha iyi bir seçenek Bragg'in aminosu veya deniz tuzudur.
b- Süt vücudun, özellikle sindirim sisteminde, mukus üretmesine neden olur. Kanser mukusla beslenir. Süt yerine tatlandırılmamış soya sütü tüketilerek kanser hücreleri aç bırakılabilir.
c- Kanser hücreleri asit ortamda gelişirler. Et temelli diyet asittir ve sığır eti veya domuz eti yerine bol balık ve az tavuk eti yemek en iyisidir. Ette, özellikle kanserli kişilere zararı olan, canlı hayvan antibiyotikleri, büyüme hormonları ve parazitleri bulunur.
d- %80 taze sebze ve meyve suyu, kepekli tahıllar, tohumlar, nohutgiller ve biraz meyveden oluşan bir diyet vücudu bazik (alkali) ortamda tutar. %20 de fasulye içeren pişmiş gıdalardan oluşabilir. Taze sebze suları kolayca emilip 15 dakika içinde hücre düzeyine ulaşabilen ve sağlıklı hücreleri besleyen ve çoğalmalarını hızlandıran canlı enzimler içerirler. Sağlıklı hücre üretimi için gerekli olan canlı enzimlerin sağlanması amacıyla, taze sebze (sebzelerin çoğunluğu ve fasulye filizi) yiyin veya suyunu için ve günde 2-3 kez çiğ sebze yiyin. Enzimler 40o C'de yok olurlar.
e- Yüksek kafein içerikli kahve, çay ve çikolatadan uzak durun. Yeşil çay daha iyi bir seçenektir ve kanserle savaşan özellikleri vardır. Bilinen toksinler ve ağır metaller içeren musluk suyu yerine arıtılmış veya filtrelenmiş su içiniz. Damıtılmış su asittir, kaçınılmalıdır.
12) Et proteininin sindirimi zordur ve çok sindirim enzimi ister. Bağırsaklarda duran sindirilmemiş et çürür ve daha çok toksin birikimine neden olur.
13) Kanser hücrelerinin duvarları sert protein ile kaplıdır. Et yemekten kaçınarak veya azaltarak, kanser hücrelerinin protein duvarlarına saldıran enzimler daha çok açığa çıkar ve vücudun öldürücü hücrelerinin kanser hücrelerini yok etmelerini sağlar.
14) Bazı destek maddeleri (IP6, Flor-ssence, Essiac, anti-oksidanlar, vitaminler, mineraller, EFA'lar v.s..) bağışıklık sistemini güçlendirerek, vücudun kendi öldürücü hücrelerinin kanser hücrelerini yok etmesine yardımcı olur. E vitamini gibi diğer destek maddelerinin de, vücudun hasarlı, istenmeyen veya ihtiyaç olmayan hücrelerin atılmasının normal yolu olan, apoptoziz veya programlanmış hücre ölümüne yardımcı olduğu bilinmektedir.
15) Kanser zihinsel, bedeni ve ruhsal bir hastalıktır. Öngörülü ve olumlu bir ruh kanser savaşçısını muzaffer yapar. Öfke, affetmezlik ve acı bedeni stresli ve asitli bir ortama sokar. Seven ve affeden bir ruha sahip olmayı öğrenin. Sakin olmayı ve hayatın tadını çıkarmayı öğrenin.
16) Kanser hücreleri oksijenli ortamda gelişemezler. Günlük egzersizler ve derin nefes alma hücre düzeyine kadar daha fazla oksijen alınmasına yardımcı olur. Oksijen terapisi kanser hücrelerini yok etmek için diğer bir yöntemdir.
JOHN HOPKINS HASTANESi'NDEN KANSER GÜNCELLEMESi
1) Mikrodalga fırına plastik kap koymayınız.
2) Dondurucuya su şişesi koymayınız.
3) Mikro dalga fırınına plastik ambalaj koymayınız.
4) John Hopkins Hastanesi bunu yakın bir zamanda bülteninde yayınlamıştır. Bu bilgi Walter Reed Ordu Tıp Merkezi tarafından da yayınlanmaktadır. Dioksin kimyasalları kansere, özellikle de göğüs kanserine, neden olmaktadır. Dioksinler vücudumuzun hücreleri için son derece zehirlidir. Plastik şişelerdeki suyu dondurmayınız, çünkü bu plastiğin içindeki dioksinin salınmasına neden olur.
Castle Hastanesi Sağlıklılık Programı Yöneticisi Dr. Edward Fujimoto bu sağlık tehdidini anlatmak için yakınlarda bir televizyon programına çıktı. Dioksinleri ve bizim için ne kadar kötü olduklarını anlattı.
en korkutucu kelime. herşeyden çok içten yer bitirir. neden bu kadar korkunç biliyor musunuz? çünkü kelimenin kendisi kanser. düşüncesi bile sizi etkileyebilir. yaratacağı stres ruhunuza yayılabilir. korku hastalığa dönüşebilir.
sigara içip de "bana bir şey olmaz, sigara içmeyen ölmüyor mu?" diye zırvalayan geri kafalıların yaşamının elbet bir bölümünde yakalanacağı hastalıktır. gırtlak kanseri mi olur, testis kanseri mi bilemeyiz.
kesinlikle en korktuğum hastalıktır.bir gün kanser olup ölmekten korktuğum kadar hiçbirşeyden korkmuyorum valla.o doktor olacak zibidilerde yalan söylüyorlar inanmayın asla.kanserin tedavisi falan yok.ben bu illeti çok yakından bir çok kez yaşamış biri olarak şimdiye kadar hiç kurtulanını görmedm.max.1 sene içinde götürüyor öte tarafa.ben size söyliyim eğer bir gün kanser olduğunuzu öğrenirseniz sakın tedavi olmaya kalkmayın.hem sevdiklerinizden onca zaman ayrı kalıyorsunuz hem o kadar acı çekiyorsunuz hem kemoterapiyle kendinizi daha bir hızlı öldürüyorsunuz.gidin efendi efendi ailenizle yaşayın son günlerinizi hiç değilse mutlu olarak ölün sayın sözlük.