azap içinde kıvranmaktır aslında. kalkıp yüzünü yıkamak,gidip yatağa yatmak çelik gibi irade ister, mangal gibi yürek ister.oda soğuksa g.tünüz donar. her tarafınız tutulur. saat 3 suları anneniz gelir " ooğlum niye yatağına yatmadın!" der.
ne kadar uykunuz olursa olsun her nedense, 1 metre uzağındaki yatağa kalkıp geçmenle tüm uykunun kaybolması bir olur. ulan daha 1 dakika önce deli gibi uyuyordum, şimdi niye cin gibiyim? o yüzden kanepeden hiç kalkılmaması gerekir.
müthiş bir duygu...çok yorgunsunuzdur, ya da çok yorgun olmanıza bile gerek yok vazgeçtim. hafif uykunuzun geldiğini hisettiniz, bu tarz bi durumda önce uygun ortam hazırlanmalıdır. kanepeye en sevdiğiniz yastığı koyun, havalar bu ara buz olduğundan en sıcak tutan battaniye, tv nin sesi sadece size bi ninni gibi gelicek kadar açık olsun, akşam vaktiyse en loş duruma getirin lambanızı ve sonrası...yatağınıza gitmek ızdırap, o kanapede uyumak... işte bu paha biçilemez bence.
yorgun olduğun bir anda, televizyon karşısında keyif çatarken fark etmeden dalıp gitmektir. gece uykusundan, derste uyuklamaktan çok daha tatlıdır. uyandığınızda anneniz tarafından üzerinize örtülmüş bir battaniye bulmanız mümkündür.
en tatlı uykudur. yatağa oranla uykuya dalma süresi daha kısadır. fakat anne buna izin vermez.
(bkz: kalk yatağına git)
ayrıca üniversitede yurttayken ev özlendiğinde akla gelen ilk fantezilerinden biridir.