süper yazmıştır ,gerekeni söylemiştir ama ne yazık ki onun da söyleyebilecekleri karşısındakinin anlayabileceğinden öteye geçmeyecektir. ancak kendisi ile aynı hisleri paylaşmaktayım.sinirliyim,kızgınım,ayrıca utanıyorum.
son yazısıyla herşeyi o kadar güzel özetlemiştir ki üzerine laf söylemek oldukça saçma olacaktır.helal olsun cesaretine ve o güzel sözleri sarfetmesini sağlayan yüreğine.
adamdır. galatasaray'lı değilim ama son olaylarda kim haklı kim haksız iyi bilmek lazım. yazının sonunda şu var: ''büyük camialar bedel ödemez, ödetir. galatasaray'a, fenerbahçe'ye, beşiktaş'a ezik muamelesi yapmak kimsenin yanına kalmaz.'' elin sikko bürokratı kalkıp senin ölmüş başkanına ezik muamelesi yaparsa o zaman ordaki gerçek seyirci o adamı yuhalarda küfürde eder. bu kadar. senin başkanında yağcılık yapmaz o adama. sırf ihale kaybetmiyim diye onun bunun orası burası yalamak ne demek arkadaş?
1 ekim 1905te mektebin beşinci sınıfında edebiyat öğretmenimiz merhum ata beyin dersi esnasında birkaç arkadaş baş başa vererek galatasarayda bir futbol kulübü kurmaya karar verdik.
ilk girişimciler oyuna ve mücadeleye yönelik arkadaşlardan asım tevfik sonumut, reşat şirvani, cevdet kalpakçıoğlu, abidin daver, kamil gibi gençlerdi.
okulda eğitim gören bulgar ve sırp öğrencilerden çevik ve kuvvetli olanlar da bize katılmışlardı. asımı muhasebeciliğe, cevdeti ikinci reisliğe seçmiş, kendim de reis olmuştum.
asım her hafta arkadaşlardan birer kuruş toplamakta mahir olduğu için kendisini muhasebeci yapmıştık. ben reisliği topu yağlayıp şişirmekle almıştım.
topumuza evladım gibi bakardım. zaten varımız yoğumuz da toptu.
mektebe gelirken domuz sokağından geçer, domuz yağı alırdım.
topu onunla yağlar, şişirirdim; yamasını yeni pabucumdan kesmiştim.
bunu gören arkadaşlar, bana hepimizden fazla paye vermişlerdi.
yani o zaman reisliğe ve diğer vazifelere payeyi en çok çalışan kazanırdı.
cevdet de ikinci reisliği formaları yıkadığı için almıştı.
maksadımız i̇ngilizler gibi toplu bir halde oynamak, bir renge ve isme malik (sahip) olmak ve türk olmayan takımları yenmekti.
(ali sami yen, galatasaray terbiye-i bedeniye kulübü kurucusu ve 1 numaralı üyesi.)
* * *
özhan canaydının karşımızda naif ve güçsüz duruşu dün gibi aklımda.
(erdoğan bayraktar, toki̇ başkanı)
* * *
elimizde 200 stat, 40 polis kamerasının görüntüleri var. i̇ncelemelerini emniyetle birlikte yapacağız ve bu insanları stadımıza sokmayacağız.
(adnan polat, galatasaray spor kulübü başkanı.)
* * *
şimdiii...
başbakan erdoğan, bu stat için uğraş vermiştir, teşekkür ederiz.
yuhalanması güzel olmamıştır.
buraya kadar mutabıkız.
fakat...
ya ne yapacaktınız? yüz milyonlarca dolarlık ali sami yen arazisinden çekildik, ihalesinden kalkacak para bütçeye, türk ekonomisine armağan olsun... da demiyoruz ama galatasaraya kimse ezik muamelesi yapamaz.
kızgınım. öfkeliyim. kendimi zor tutuyorum.
toki̇ başkanı unvanıyla toplanan vergiden bina diken zatın rahmetli özhan canaydının arkasından atarlanması için terbiyesizlik etti demekle yetinemem.
galatasaray kim, sen kimsin?
kimin malını kimin kafasına kakıyorsun?
galatasarayın ölmüş başkanına laf edersen yuhalanırsın, nokta.
al stadını ve çevre yolunu ve bağlantılarını
ve metro istasyonunu kafana çal.
telegole çıkıp kimseden özür beklemiyorum demiş bir de.
pişkinliğin böylesi 7/8 hasan paşa fırınının leziz ekmeğinde, kekinde, mekiğinde görülmemiştir.
sen çıkıp özür dileyeceksin galatasaraydan.
* * *
bir taraftarın dediği gibi sokakta oynar, kaldırımdan destekleriz...
lisenin bahçesine, doğduğu yere, grand coura döner, duvara tırmanıp seyredilir.
o bürokrata özür diletemezse, galatasaray üyeliğini iptal edemezse adnan polata da yuh olsun.
sen galatasaray başkanı olacaksın adnan polat, bina memuru, stat müfettişi değil.
yapamıyorsan -ki belli ki yapamıyorsun- çek git.
büyük camialar bedel ödemez, ödetir.
galatasaraya, fenerbahçeye, beşiktaşa ezik muamelesi yapmak kimsenin yanına kalmaz.
ölen başkanına laf ettirdin ya, çıkıp o adama doğru söylemiş dedin ya, yazıklar olsun.
daha lafım var ama cem yılmazın dediği gibi kamera kaydediyor...
--spoiler--
hani bazı insanlar vardır, aynı safta olmaktan gurur duyarsınız. kanat atkaya da öyle işte. hem görüşleri, hem renkleri, hem de karizmasıyla çok önemli bir insandır.
tek başına medya ajansı gibi olan hürriyet gazetesi yazarı. spor, köşe yazarlığı ve hafta sonu eklerini nasıl bir arada yürütüyor hayret ederim. samimi ve içten bir adam, hiç ayırt etmeksizin oldukça geniş kitlelere hitap ediyor. daldan dala atlayan bir üslubu var. merak edip okuyor insan. ilginç konulara değiniyor genellikle. gündemden uzak kalacağı zamanları iple çekiyorum. tuhaf şeyleri bulup buluşturuyor, merakla başlıyoruz okumaya. spor yazarlığıda var, kırk yıllar futbol eleştirmenleri gibi döktürüyor. fanatik galatasay'lı ayrıca. ha bir de dikkatimi çeken bir durum var. barış özbek karşıtı bir adam. her fırsatta mimliyor bu adamı, hedef tahtası olarak belirlemiş.
yıllar önce ne de güzel bir popüler kültür programında izlerdik kendisini. can çobanoğlu ile birlikte ufkumuzu genişletirdi. cuma akşamlarını iple çekerdik. yıllar sonra tv'da futbol yorumlarken rastladım kendisine. sevinçli bir telaş içindeydi. derinden bakmak istedim gözlerine. başını önüne eğdi.
soyadı tersten okunduğunda "ayakta" olmaktadır. adı tersten okunduğunda ise pek bir şeye benzememektedir. kendisinin ayakta ne yaptığı konusundaki gizemini çözenleri, altı yıldızlı otelde üç gece (gündüzsüz) tatil beklemektedir.
bundan senelerce önce tahta bavulunu alıp beyoğlu'na ilk kez kendi başına gidebilecek yaşa gelmiş olan bir genç kızın karşısına tesadüfen istiklal caddesi'nde yürürken, meşhur sırt çantası ile "dan" diye çıkarak gülümsetmiş insandır.
ozellikle sinema ve muzik alaninda epeyce bilgiye sahip olan, hurriyet gazetesi kose yazari. 6 yildir hemen hemen butun yazilarini okumusumdur heralde. kendine has uslubuyla gune kocaman bir tebessumle baslamaniza sebep olur bu sahis. ayrica hasta bir galatasaraylidir. daha ne olsun.
meriç tunca, hıncal uluç, ahmet çakar,ömer çavuşoğlu gibi gereksiz insanların spor yazarlığı yaptığı ülkeye entellektüel bilgisi ile fazla gelen yazar.
müzik zevki, spor bilgisi, geyiği hepsi yerinde . saçı da uzun. acayip ev arkadaşı olur lan bu adamdan. ama bulaşıkları yıkamayan bir tip gibi geldi bana. *
her konuda bilgisi olan ama boş olmayan,harika tahlilleriyle yazılarını bir solukda okuduğum,galatasaraylı olması sebebiyle de koltuklarımın kabardığı futbolu farklı bir gözle izleyen tam anlamıyla yazardır efenim..
90'lı yıllara damga vuran albümleri sayarken nirvana'dan nevermind'i, radiohead'dan ok computer'i örnek vermesi (ki haklı olabilir) ve fek'at queen'in 8. dünya harikası innuendo'yu anmaması şaşırtmış ve yetkilileri göreve davet etmemize neden olmuştur..