işte bu da oldu Tanrım içimi kanattılar
Sürdüler ışkınlarımı kapkaranlık dağlara
Bilmediler topraklar en çok beni ağlatır
Oyunsuz çocuklar tılsımlı kalabalıklar
Her gün okunan kitap öldürmeyen intihar
Giderken ne bulacağımı bilmeden yürüyorum
Gözlerim şarabî
Gölgem boğuk düğümler atıyor cesetlere
Her köşe başında yanılgı korosu kahkaha ilahisi okuyor
Yalnız bıraktıkları sûretime çıkıyor en büyük ikramiye
Ama iş işten çoktan geçti
işte bunu anlamıyorlar adımı yanlış biliyorlar
Yükümü taşıyan beden ısınıyor toprağı görünce
Sesim papatyalar içinde tohum serpiyor darağacıma
Sonra buz kesen dilime yapışıyor bir ayrılık türküsü...