bu gençlik sıçmış hacı dememe sebebiyet veren şarkı. nitekim bu arkadaşlar yüksek sadakat'in yorumunu 15 milyon kez daha beğenebilirmişler ve levent yüksel'den daha iyi olduğunu söylemişler ama dinlemişler mi acaba levent yüksel'den ?
kendinizi bir kere levent yüksel'in yerine koyun veya o zamanlarda aşk yaşayan birinin yerine... veya hiç olmadı tüm sadakatinizle(!) açın bi levent yüksel'den dinleyin. kaset ile dinlerdik be kaset! facebook'ta videoları izleniyor şimdi. şarkıda da olduğu gibi, yazık!
ve evet öyleyse öyleyim arkadaş, ben geri kafalıyım.
yüksek sadakat in hoş bir şarkısıdır aynı zamanda bu şarkı bana mahalledeki caminin müezzininin * ezanı do minör den okuduğunu anlamamda yardımcı olmuştur. şarkı çalmaktayken gelen ezan sesi şarkıyla inanılmaz uyum yakalamış olmakla beraber bu uyum dip sos kişisini dumurlardan dumurlara koşturmuştur.
bu kelimeyi söyleyen insanın bıraktığı etki; hatun kişinin, hayatı boyunca unutamayacağı türdendir. erkeğin; sıcacık, sevgi dolu, gerçek hislerinin böyle olduğunu bilerek duymak, insanı aşık edebilir.
hayatta sadece tek kadının hakedeceği sahiplik bildirisi. sahiplik de denilemez aslında hayatın kendisidir bu söz. asla haketmeyen kişiye söylenmez, bazı kadınlar hayatlarına girdikleri her erkeğin onlar hakkında bunu düşündüğünü sanarlar ama sadece tek kişiye aittir o aynı tanju okan ın şarkısındaki gibi.
levent yüksel'in tarihindeki unutulmaz parçalardan biridir. farklı bir sızı taşır bu şarkı. "sana dargınım" derken bile "bir kere sarılsan ağlamaya başlarım aslında" der gibidir. cinsiyetsiz bir şarkıdır.
erkeklerin sırf kız kendini iyi hissetsin diye söylediği, buram buram sahtelik kokan kelimelerdendir. %99'u söylediği kadınları kadını gibi hissetmemekle birlikte ağızlarına pelesenk olan bu laftan da vazgeçememiştir bir türlü.
Hoş geldin kadınım benim hoş geldin
yorulmuşsundur;
nasıl etsemde yıkasam ayacıklarını
ne gül suyum ne gümüş leğenim var,
susamışsındır;
buzlu şerbetim yok ki ikram edeyim
acıkmışsındır;
beyaz ketenli örtülü sofralar kuramam
memleket gibi yoksuldur odam.
Hoş geldin kadınım benim hoş geldin
ayağını basdın odama
kırk yıllık beton, çayır çimen şimdi
güldün,
güller açıldı penceremin demirlerinde
ağladın,
avuçlarıma döküldü inciler
gönlüm gibi zengin
hürriyet gibi aydınlık oldu odam...
gözlerinde kendinizi gördüğünüz kadına hitap şekli. söylendikten sonra sıkıca sarılır onun o kıymetli boynuna bir buse kondurursanız combo tamamlanmış olur. afiyet olsun.
70 lerde " hatırla o günü karşıkı sokakta, seni öptüğümü ilk defa hayatta " iken, 90 larda " sevdin mi gerçekten seviştin mi, söytle onları da öptün mü " ye dönüşmüş sevgiliye hitap şekli. ha çok mu önemli; değil, böyle de sikimsonik tespitlerin adamıyım ben işte.
demek 70 lerde sevgililer ilk kez öpülürken 90 larda sevişilebilir hale gelmişler. vay arkadaş. hala daha kurcalıyorum.