Hayatının dönüm noktalarından birini yaşayacak çocuktur. Kadınlar hamamı dediğiniz yerde hiç öyle seksi kızlar kurnaya uzanıp şov yapmıyor beyler.
Şimdi önce bi soyunup dökünüp soğuk kısımdan kayıp düşmeyelim diye paytak paytak yürüyerek sıcak bölüme geçiyoruz. Burada bardak gibi çatlamazsanız devam ediyorsunuz. Önce bi girişte şok yaşıyorsunuz, çünkü bazı teyzeler iç çamaşırı mayo falan giymiyor. Giyenlerin de üzerine yapıştığı için giymemiş kadar oluyor zaten. Memeler dizlerde, afedersiniz o neden hiç anlamadım hala götte kırmızı donlar. Böyle saçlar gri beyaz dökülmüş. Birbirlerini keserek keseleniyorlar falan.
Sınra nefes almamaya alışıyorsunuz. Sanki böyle terliyor ama soğuyamıyor, nefes alıyorsunuz ama oksijen yok gibi.
Sizi hamama sürükleyen kişi görev olarak oturacağınız kurnayı sabunlayıp paklarken siz ayağınızdaki ıslak çoraplardan tiksiniyorsunuz. Çocuklar düşmesin diye çorap giydiriyorlar. Bizde o sürükleyen kişi hep anneannem olurdu. Bizi bacaklarının arasına alıp bi de kilitlerdi ayaklarını ki kaçamayalım. Sonra alenen kafa derimizi yüzmeye çalışırdı. Keseleye keseleye pembe bebekler haline getirirdi bizi. Artık deri solunumu yaparsınız o derece.
Hatta bazen bayılanlar oluyor sıcaktan. Onlar arada soğuk yere çıkıp geri geliyorlar.
Ama yine de o soğuk kısımda yenen hıyar ikoniktir benim için. Bi de yaprak sarması.
Bir de unutamafığım iğrenç manzaralardan biri. Dulkarı otu muydu, güzelkadın otu muydu neydi.. tyüleri döken yeşil, krem şeklinde, kabınlerin altından sızıp göl yapmış iğrenç sıvıyı hatırlıyorum. O zamanlar kıl tüy işlerini de bilmediğim için o kabinlerde ne yapıldığı uzun süre soru işareti kalmıştır kafamda.
gorduklerine gordugu anda degil ama ileri ki yaslarinda inanamayan cocuktur. citir hatunlar aklina gelince gulumser, killi teyzelerin sarkmis memelerini dusunmek bile istemez.