okşamalık, öpmelik, hissetmelik kadın partı.
tabi ki yarimiz yorgun ise masaj da yapmalıyız. sonuçta birlikte olduğumuz kişinin kendini daha iyi hissetmesini sağlamamız gerekir biz erkeklerin.
necip fazıl'ın fetiş takıntılarından biridir. kimisi söz konusu şerefsizin "inanç evrelerinden" filan bahseder ama bakmayın. insanın özü yaşı 39 (din ticaretine başlama yaşı) olduktan sonra değişir mi? kesinlikle değişmez
boynuma doladığım güzel putu görseler
insanlar öğrenirdi neye tapacağını
kör olsam da açılır gözüm ona sürseler
isa'nın eli diye, bir kadın bacağını.
dörtlüğüyle şu şiiri yazmam için ilham veren güzel şiir.
gözlerinde parıldıyor bir halkın kaderi
saçların tanrının imgelemi kadar kutsal
hüznün, yüreğimi deler, halkımın kederi
boşansa gözyaşların nerde bizi kurtaracak sal
aç güzel ellerini güzel rahibem
tanrım da kitabım da sensin
kollarını dolasan boynuma sahibem
ey yüreğim sen ancak bir köpeksin
iskender olsam fethetsem de bin diyar
senin gözlerini fethedemedimse neye yarar
aksa oluk oluk kandan nehirler
dünyayı gözlerin yalnız gözlerin temizler.
not: son dörtlük aslında hayallerimi anlatır. dünyayı fethetmek, düşmanları kılıçtan geçirmek ve kafataslarının üzerinde yükselmek. sonra nazlı yarin keklik gibi yürüyerek gelmesi ve güçlü kollarıma teslim olması.
o ağlarsa orada hukuksuzluk vardır ve hiçbir sal bizi onun gözyaşlarından kurtarmaz. o toplumun tanrısıdır. eğer gözleri gülerse o halk mutludur ve savaşın yıkıntılarını onun güzel gözleri düzeltir.
Necip Fazıl'ı hiç bir zaman gerçek yüzüyle tanımayan-tanıyamayan islamcılar elbetteki onu olduğu gibi tanımadılar.
Necip fazil her şeyden önce bir varoluşçudur kendi otobiyografisi olan kafa kağıdı kitabını okursanız Fransa'da geçirdiği varoluş bunalımlarını en net şekilde görürsünüz, tabi önce varoluşçuluğu bilmek anlamak gerekir, annenizden öğrendiğiniz Elif alfabesi dışındaki bütün fikirleri yabancıların üzerimizdeki oyunları olarak gören insanlarsanız necip fazil size istediğinizi sunar hak yolu bulmuş büyük mütefekkir olarak. Namaz kılmayan kumarbaz bir mütefekkir.
Işin aslı ise öyle değildir cancağzım necip fazil senin o Elif alfabesinden öte geçememiş sikko beyninle anladığın tarzda bir mücahit değildir, Fransa'da senin Elifini bile bilmediğin felsefi akımların içinde yoğurulmuş büyük hocalardan ders almış bir varoluşçudur, kitapları şiirleri buram buram varoluşçuluk kokar anlayabilene, geçirdiği varoluş bunalımlarından bıkmış ve teselliyi kendini madde üstü mistik-metafizik akımlardan birine vermekte bulmuş biridir, tıpkı dostoyevski gibi. Işte onun kendine varoluş tutamağı yaptığı metafizik akımın adıdır islamcılık hepsi bu.
aydın, çağdaş, ileri görüşlü bir insan olarak necip fazıl kısakürek`in sevdiğim şiirlerinden biridir. sanata kesinlikle ideolojik olarak yaklaşmıyorum ve estetik değer taşıyan her sanat eserine saygı duyuyorum.
Bir kadının, içinden ağlayışı, gülüşü
Gözlerinden ziyade bacaklarına yakın
Bir lisandır onların duruşu, bükülüşü
Kadınlar, onlar varken konuşmayınız sakın
muhafazakar kesimin ölüp ölüp dirildiği üstadlarının şiiri. bir çoğu necip fazıl'ın hayatının büyük bir bölümünde alkolik olduğunu öğrense komaya girer üzüntüden belki.
yalancılığı, karaktersizliği, örtülü ödenek lüpletmeye, yoksul devletin okusun diye verdiği bursu paris batakhanelerinde yemeye merakıyla bilinen, adı bugünlerde "çocuklar aynen onun gibi olsun" diye okullara verilen necip fazıl'ın şiirlerinden biridir. olmuşken okullarda okutsalar tam süper olurdu. bir de seçmeli olarak kumar dersleri verilmesi... üstad çok meraklıydı. öyle ki millete din ve yalan satarak geçimini sağladığı yıllarda bile vazgeçememiş, kumar oynarken polis tarafından basılmıştı.
hayranları "çöpe attım, unutun" dediği için şiiri yok sayma eğilimindedirler. insanın yapısının ellisinden sonra değişebileceğine inananlar inansınlar...