burasının benim için bir dönüm noktası olacağını içten içe hissetmekte olduğum yer. insan her önemli olayı aynı yerde mi yaşar? var bir büyüsü ama çözemedim.
ben sanki bu şarkıyı yaşamışım gibi, sanki bana yazılmış gibi...
--spoiler--
yıllar külleniyor, izi kalıyor aşkın
yüreğim kurtulsa da yangından, alevden
yana yana kül olayım,
unutup yine sevdalanayım geçmem bir daha kadıköy'den
--spoiler--
ezginin günlüğünün şarkılarından bir tanesi.en kalp sızlatan en göz dolduran en sevdiceği hatırlatanı hatta...
Sen uzaklarda ülkem, ben gurbette bir göçmen
Zamanı durdurabilsem, ne ben kalsam ne sen gitsen..
istanbul'un en kalabalık ilçesidir.
anadolu yakasının incisidir.
futbol mabedidir. (bkz: şükrü saraçoğlu stadyumu)
anadolu'dan istanbula gelen insanların ilk ayak bastığı yerdir. (bkz: haydarpaşa garı)
rapçilerin uğrak mekanıdır. (bkz: kadıköy acil)
90'larda satanist yuvasıdır. (bkz: akmar pasajı)
enfes bir rıhtıma sahiptir.
sıcak insanlara, iç içe geçmiş sokak ve evlere sahiptir.
yurdumuzun en işlek caddelerinden birine sahiptir. (bkz: bağdat caddesi)
...
çok güzel bir klibe sahip çok güzel bir şarkı. enfes sözler, muhteşem vokal. ezginin günlüğü'yle henüz tanışmamış birileri varsa sırf şu şarkı bile üzülmeme sebep olur.
ezginin günlüğü tarafından, acı çekerken daha çok ağlayabilelim diye yaratılmış süper ötesi eser.
keşke bu denli yanarken canımız, harbiden geçmesek kadıköy'den... ama el mahkum, her gün orada olmak zorundayız... her gün bir anının üzerine basıp geçmeliyiz...
"yana yana kül olayım, unutup yine sevdalanayım... geçmem bir daha kadıköy'den..."
eskiden burada doğanların kimliklerinde doğum yeri olarak istanbul değil kadıköy yazar*. ne ilginçtir**.
ayrıca yazar kişinin gözleri kapalı bile olsa nerede olduğunu anlıyacağı, istediği yeri bulacağı ilçedir. candır.
her nekadar doğup,büyüdüğüm,yaşadığım ve vazgeçemediğim bir yer olsada özellikle moda sahilindeki çiçekçi ve selpakçılardan bir an önce arındırılması lazım,artık nükleer bomba mı atarlar üzerlerine pitbull mu salarlar bilmiyorum. sevgilimizle 10 dakikalık sahil yürüyüşümüz boyunca birbirinden farklı 3 tanesi yanımıza yaklaşarak sözüm ona gaz verici türlü türlü süslemeleriyle "abi 1 tl,oğlum askerde,bak yanındaki güzele hediyen yok mu " gibi nerden topladığı belli olmayan kurtlu çiçekleri satmaya çalışmaktadırlar. ama size taktik veriyim laflarına gider yapın sizde altta kalmayın ozaman siktir olup gidiyorlar,çünkü "istemiyoruz,yok kalsın" sözcükleri onların literatüründe yok sadece küfürden anlıyorlar.
bir akşam masası,
iki kişiyiz, sen ben
gidiyorsun hiçbir şey söylemeden, birden
kadıköy'de de bir yağmurlu bahçeden
yıllar külleniyor, izi kalıyor aşkın
yüreğim kurtulsa da yangından, alevden
yana yana kül olayım,
unutup yine sevdalanayım
geçmem bir daha kadıköy'den
sen uzaklarda ülkem,
ben gurbette bir göçmen
zamanı durdurabilsem,
ne ben kalsam ne sen gitsen
yana yana kül olayım,
unutup yine sevdalanayım
geçmem bir daha kadıköy'den
ey akşam vapuru sana mı kalır dünya?
ben o yağmurlu iskeleye inmem, inmem!
yana yana kül olayım,
unutup yine sevdalanayım
geçmem bir daha kadıköy'den.
ezginin günlüğü'nün son albümü eski arkadaş'ın açılış şarkısı. tatlı şarkısı.
ve ben denizin en sevdiği şarkı albümdeki.
edit: duramıyorum dinlemeden yapamıyorum.