izmir'den yola çıkılır, takribi 10 saat yolculuktan sonra antalya'ya varılır, olympos'a sapılır ve birkaç kilometre ilerledikten sonra kadir'in tahtadan ulkesi tam karşınızdadır artık!! her yer tahtadır bu ülkede, kaldığınız odadan, yemek yediğiniz kaba, hatta işediğiniz wc'ye varana kadar. gacır gucur eden odalara eşyalar fırlatılır, hangar'a yemege inilir, yemek midede erimeden dışarı ateş başına geçilir. burası apayrı bi alemdir, şarkılar türküler.. ve hiç tanımadığınız tahta ülke insanları bir anda kırk yıllık ahbabınız oluverir. oradan okuz bara geçilir; izmir'de stres topuna donmuş olan bunye burada biranın da verdiği rahatlıkla sabaha kadar tepinir durur. ertesi gun ver elini çıralı; olympos'a gelip de yanan ateşi görmeden giden top olur. orada da şarap ateş türkü üçlemesinden bir güzel faydalandıktan sonra kadir'in yerine geri dönülür. bir gün öncesinde tanışılan insanlar artık en yakın dost olmuştur; böyle de sıcaktır oraya gelen herkes. ertesi gün şafak sokmeden kalkılacağı için, yatmak üzere odalara çıkılır, fakat öküz'den gelen freddie mercury'nin acı acı livin on my own'ları bi turlu uyutmaz, yatakta dort dondurur, insana epey koyar buradan ayrılmak.. ve sabah olur, kahvaltıya inilir, çalışanlarla vedalaşılır, kadir'den bir dahaki sefer için sözler alınır, arabaya binilir, izmir'e geri dönmek üzere yola çıkılır fakat olympos asla unutulmaz, unutulamaz.. böyle bir yerdir...