kabir azabı gözün, kulağın, ağzın, dilin, elin, ayağın, karnın, bedenin işlediği tüm günahlardan olur.
1- Allah'a şirk koşmak.
2- Münafıklık yapmak. iki yüzlü davranmak.
3- Yalan söylemek, yalan yemin etmek.
4- Farz namazlardan ve Kuran'dan uzak olmak.
5- Zina etmek.
6- Haram para yemek.
7- Temizliğine dikkat etmemek.
8- insanlar arasında söz taşımak. Dedikodu yapmak.
9- insanları küçük görmek. Kibirli olmak.
10- insanların ayıbını aramak, gizli hallerini ortaya koymak ve eziyet etmek.
11- Kamunun malını çalmak.
12- Cinsel yönden dinin çirkin gördüğü ilişkiler -çarpık ve sapkın- içinde olmak.
13- Hırsızlık yapmak.
kabir azabı nasıl oluyormuş hz osman anlatmış:
"Hz. Osman mezar başında durduğu zaman sakalını (gözyaşlarıyla) ıslatıncaya kadar ağlardı. Bu nedenle kendisine "sen cenneti ve cehennemi anıyorsun. Ağlamıyorsun da bundan -kabir korkusundan- dolayı ağlıyorsun" denildi.
Hz. Osman şöyle dedi: "Peygamberimiz (s.a.v.) mezar hakkında şöyle buyurdu: 'Muhakkak mezar, ahret konaklarının ilkidir. Eğer ölü, onun azabından kurtulursa ondan sonraki konaklar ondan kolay olur. Şayet ölü onun (kabrin) azabından kurtulmazsa, ondan sonraki konaklar (yani mahşer yeri) ondan şiddetli olur.
Ben mezar kadar korkunç hiçbir feci manzara görmedim."
cenazesi yakılanlara ne olacağı merakını uyandırır. yanlış anlaşılmasın elhamdülillah inançlı bir müslümanım . sadece biri meraktan .bana bu soruyu sorsa cevap veremezdim. aydınlatın lütfen kafama takıldı.
Tartışmalı bir konudur. Prof. Sn.Mehmet okuyan, bu konuyla ilgili araştırmalar yapmış ve olmadığına dair açıklamalar yapmıştır.
Kabir azabı, hayatı var mı? [Prof. Dr. Mehmet Okuyan]: https://youtu.be/C7U1B0IabPE
hak olan kabir hayatı(azabı)dır. bu konu ile alakalı sahih hadisler mevcuttur. araştırınız. efendimiz sahabilere; "kabir azabından allah'a sığınınız" buyurmuşlardır. insan dünyada nasıl yaşadıysa manevi hayata ilk kabul yeri olan kabir hayatına o şekilde karşılanacaktır. dünyada yaptığı işlerde-ilişkilerde allah'ın rızasını gözettiyse şayet biran önce daha kabirdeyken ona bir ikram olarak gösterilen cennetin güzelliklerine hemen kavuşma isteğiyle tabiri caizse yanıp tutuşacaktır. gayri müslim olarak hayata gözlerini yumduysa, gideceği yer olan cehennemin baskısı, sıkıntısı daha o zamandan hissettirilecektir. kıyametin kopmasını istemeyecektir. Daha rahat anlaşılacağını düşündüğüm şu örnekle açıklamak isterim.
kabir hayatını duruşma salonundan önceki bekleme odası gibi düşününüz. Davasında haklı olan gönlü rahat bir şekilde bekleyecektir. Hatasını bilen ise sıkıntılı ve ne yapacağını bilmez bir halde orada duruşmayı bekleyecektir.
hadislerde sahih olanla olmayanı ayırmak gerekir.
mesela peygamber efendimiz bir ticaret adamı olmasına rağmen şu sözü demiş midir? kim pazara çarşıay giderse şeytanın bayrağını alır da gider. bu sözü demiş olamaz
ayrıca bugün diyanetin özellikle bu alanda uydurma hadisleri ayırmak için özel kadrosu vardır.
peygamberin varlığına inanmak imanın şartındandır
ayrıca sözüne inanmadığınız birinin peygamberliğine nasıl inanıyorsunuz imanın şartını mı red ediyorsunuz
imanın şartlarından birini bile ret edemez bir mümin
son olarak veda hutbesinde
ben size iki şey bırakıyorum biri kuran biri de benim sünnetimdir demedi mi? dedi daha ne hadisi ret ediyorsunuz.
sanıldığı gibi kabir azabını kıyamete kadar bir kesim çekip kıyamet günü de ölenlerin kabir azabı çekmemesi gibi bir şey yoktur allahın adalet sıfatına ters düşerdi eğer öyle olsa idi.
bundan milyon sene önce ölenle bugün ölen ya da kıyamette ölen arasında geçen zaman farkı vs düşünüldüğünde insan çıkmaza girebiliyor
ama tam manası ile durum şundan ibarettir ki ceza azap katları artırılarak aradaki fark kaldırılır.
rivayettir. hadislere iman islamın şartı değildir. hadislerin yazarı buharidir ve peygamber değildir iki yüz küsür sonra yazacağı tutmuş yazmış. doğruluğu tartışılır. hadislerin tamamını peygamber kelamı olduğuna inanmak salaklıktır. buna inan varsa peygamberi küçük düşüren deve sidiği içme hadisinede inansın.