bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olan kişinin demeci.
kabir azabı'nın olup olmadığını burada size inandırmak için çırpınmıycam pek tabi. duymak isteyen açar kitabı okur veya yazar google'a.
çıplak şekilde namaz kılınabilir.
oruçken su içilebilir.
kabeyi tavaf etmesende hacc olabilirsin.
bakireliğini evlenmeden önce başkasına kaptıran kadın günahkar değildir.
gibi saçma söylemleri olan bir insandan daha ne beklenebilir ki ? kendine yakışanı demiş. ortaya atmış kim yerse yesin. delilleriyle olup olmadığını da açıklasa gam yemiyeceğiz ama...
hepimiz biliyoruz ki kabir azabı konusu çok ama çok derin tartışılması gereken, çoğu din bilgininin dahi sınıflara ayrılmasına neden olan bir konu. ben var ya da yok diye kesin hüküm veremem tabi ki ama en azından böyle şaklaban gibi ortaya çıkıp bir yerlerimden uydurmam.
dalga geçmek için yapılmış bir tv programında pek sevgili, az bilgili, erkeklerin idolü, genç kızların sevgilisi zekeriya beyaz hocamızın sarfettiği yanlış önerme.
ramazandan bir şekilde nimetlenmeyi planlamış fakat yanlış yol seçmiştir. söyledikleri doğrultusunda hocayı kim baz alıp da çeki düzen verir yaşantısına orası muamma tabi.
zaten mantık sınırları dışında seyreden konuşmasının devamında "bakın! 70 milyon bizi izliyor! türkiye cumhuriyeti'nde * yaşayıp bunları bilmemek olmaz!" şeklinde devam edecek hissine kapılıyor insan nedense...
aslında duruma göre kabir bile yoktur, cesedini yaktırıp küllerinin alibeyköy barajına veya ağrı dağı eteklerine savrulmasını isteyen çok insan gördü bu dünya.
Berâ b. Âzib (r.a) anlatıyor: Resûlullah (s.a.v) ile ensar-dan bir adamın cenazesine katıldık. Resûlullah (s.a.v) adamın kabrinin başına oturdu, başını öne doğru eğdi ve,
"Allahım! Kabir azabından sana sığırım" diye dua etti ve bunu üç defa tekrarladı.
kabir azabı yoktur diyene söylenenenin ''gidip de gördün müüü'' olduğu tespit.
ulan tüm hayatınız, gidip de görmediğinizi boşver; gittiğini iddia edenlerin kendine ben peygamberim diyen bir avuç insan olduğu cennetler, cehennemler üzerine kurulu.. siz onlara görmeden, gitmeden nasıl inanıyorsunuz da, günahlarımdan biraz fazla sevdiğim zekeriya'nın lafına ''gittin mieee'' diyebiliyorsunuz?
başına "kuran-ı kerim'de" şeklinde bir ibare getirildiği taktirde kesin bir gerçekliği, tek başına kullanıldığında ise şahsi bir görüşü ifade eden cümle. bu cümle, ilk kez zekeriya beyaz'dan duymuş olanlar için şaşırtıcı ve haddini aşan bir ifade gibi görülebilir ancak tahmin ettiğinizden daha geniş bir müslüman kitle tarafından, hem de uzun yıllardan beridir kabul görmekte.
doğru olup olmadığı muamma olan önerme. eğer varsa bugün ölenler kıyamet gününe kadar azap çekecek ama son gün ölenler yırtacak hatta kabir bile görmeyecekler, e nasıl iştir bu sorusunu akla getiren durum.
gitmeyipte görmeyenlerin "gidipte gördün mü" diye sorguladıkları iddia. gidipte görmediğimiz için herhangi bir yorum getiremiyoruz tabii. gidip bi görmek lazım.
bunu savunanların en büyük direttikleri nokta ise; kuran ın sembollere dayandığını söylemeleridir.
bunca ilahiyatçının çıkıp farklı demeçler vermesi, her kitabın birbirinden apayrı şeyleri yazması, birinin sevap dediğine öbürünün günah demesiyle olan bize oluyor malesef. kafamızda o kadar çok soru var ki cevabını bilemediğimiz ve kime neye inanacağımızı çözemediğimiz.
sen kalk allah'a inan, peygamberlerine inan, kitaplarına inan, ahiret gününe inan, kaza ve kaderin allahtan geldiğine inan, günahlarından dolayı cehennemde yanacağına inan, sonra kalk kabir azabına inanma. akıl mı bu? oldu mnskym, butun dunya hayatın boyunca sadece lafta inan, kıçının keyfine göre yaşa, sonra ölünce hesap gününe kadar rahat içinde geçir, peeh! yemezler koçum. ha dikkat ayakta fazla işeme o da kabir azabını en çok arttıran şeymiş.
tanım: zekeriya pıtırcığının en son bombası. saoğol zekoşcum.
(bkz: islam ilmihali) *
kabir: ölen kimsenin konulduğu (defnedildiği) yer demektir. buna mezar da denir. burası dünya hayatıyla ahiret hayatı arasında bir geçiş yeridir.
kabirde sual haktır. ölü, kabre konulduğunda kendisine iki melek gelir. bunlara, "münker-nekir" denir. ölüye: "rabbın kim? peygamberin kim? dinin ne?" diye sorarlar.
mü'min olan kimse "rabbim allah, peygamberim muhammed aleyhi's selam, dinim islam" cevabını verir. * melekler bu cevabı alınca sevinir ve ölüyü kutlarlar. artık kabir bu kimse için cennet bahçelerinden bir bahçe olur ve o, cennet hayatının tadını daha burda iken tatmaya başlar.
inanmamış olan ise bu sorulara cevap veremez. bu kimse için kabir, cehennem çukurlarından bir çukur olur ve o, cehennem azabının acısını burada tatmaya başlar. nitekim peygaberimiz(sas) bu konuda:
"kabir, ya cennet bahçelerinden bir bahçe, yahut cehennem çukurlarından bir çukurdur" buyurmuştur.
sual için kabir şart değildir. herhangi bir şekilde ölmüş ve kabre konulamamış olanlara; mesela suda boğulmuş veya yanıp kül olmuş olanlara da sorulur.
ancak, peygamberlere ve çocuk yaşta ölmüş olanlara sual yoktur.
umarım kafalardaki soru işaretlerini gidermek için yardımcı olur...
olmamasını canı gönülden istediğimiz bir açıklama. inancımız gereği olduğunu biliyoruz. ne kadar acı çekeceğimizide biliyoruz ve neredeyse hepimizin çekeceğide aşikar. o yüzden olmamasını diliyoruz.
ama cehennem azabından daha iyi olduğu kesindir. zira biri kıyamete kadar diğeri ne kadar olduğu belli değil. aman aman..
(bkz: korkuyorum)