kaan sezyum

entry191 galeri10
    65.
  1. bu hafta penguen'deki yazısında sansürcü zihniyete * bir güzel saydırmıştır. ellerin dert görmesin.
    3 ...
  2. 64.
  3. inci sözlüğe methiyeler sunmuş kişi. (bkz: ohnnesburger) bir de demiş ki "küfür etmek de bir iletişim yöntemi değil mi?". okumiyciğim bir daha seni kuzum. küfür etmeyi sen bir iletişim aracı olarak görüyorsan ve daha da ileri gidip ana bacı küfür eden, kız arkadaşını becerirken fotoğrafını çekip paylaşan insanların olduğu bir siteyi övüyorsan senin kişilik bozukluğun var arkadaşım.
    4 ...
  4. 63.
  5. (bkz: candır)

    tespit üstadıdır. samimi ve aşmış bir adam olmakla birlikte üretir de. bilgisayar başına oturup "o mal, bu keko" demez.
    5 ...
  6. 62.
  7. 61.
  8. incisözlüğün yeni reisi olmuştur.
    1 ...
  9. 60.
  10. muhtemelen felç geçirmiş. hemen dalga geçin fakirler sizi.
    8 ...
  11. 59.
  12. 58.
  13. 57.
  14. radikal'deki köşe yazısında geçen hafta şöyle güzel bir noktaya parmak basmıştır;
    --spoiler--
    Bu arada içeride de acayip şeyler oluyor. Ne kadar laf etsem de hükümet bi şekilde (Belki de istemeden) serinkanlı bir tutum içinde takılırken, başımızın tatlı belası CHP'den fantastik bir açıklama geldi. Kılıçdaroğlu diyor ki, "Tüm bu olaylarda hükümetin zaafı vardır. Böylesi bir karşılaşmanın olacağı, sıkıntılı bir durumun meydana geleceği belliydi, neden israil'i yardım konvoyunun hareketinden önce Türkiye'nin ciddiyeti konusunda uyarmadı?..."
    Evet, aynen böyle soruyor Kemal Bey. E bir açıdan bakınca da gayet mantıklı bir soru gibi. Ama demezler mi adama, Kardeş, sen bu olayların bu noktaya geleceğini biliyordun, neden kamuoyuna ve hükümete çağrı yapmadın, muhalefetini yapmadın? Neden ortalığı ayağa kaldırmadın, Türkiye bu konvoyun fiili ve fikri olarak arkasında durmalıdır arkadaşlar, yoksa israil bi sıkıntı çıkaracak diye kimseyi uyarmadın? Neden? Eee, testi kırılınca laf söyleyen çok oluyor da, e başımın tatlı belası CHP, neden önceden kimseyi uyarmadın? Yoksa sırf laf olsun diye mi konuşuluyor? Ne oluyor, anlamış değilim.
    --spoiler--
    0 ...
  15. 56.
  16. güldüren insandır, şahanedir, müthiştir, penguen alma sebebidir, sanki msn penceresinden kankanla konusuyormus hissi uyandırır yazıları, muazzamdır, tayyibe 3 göz yapar bazen, bazen köşesini erotik bir resimle süsler. ama hicbiri göze batmaz bunların. sezyumdur o cünkü.
    2 ...
  17. 55.
  18. penguen'de bu haftaki yazısıyla demet akalın'a giydiren yazar,çizer.
    1 ...
  19. 54.
  20. eşini kaybettiği gün adına çok üzülmüş böyle bir üzüntüyü yaşamanın nasıl bir acı olacağını düşünmek bile istememiştim. seni şimdi anlıyorum. tekrar allah sana kolaylık versin.
    1 ...
  21. 53.
  22. Karısını kaybetmesinin ardından iç burkan bir yazı yazmış radikal yazarı. öyle bir yazıdır ki, okuyan herkesin -en taş kalpli olanın bile- yüzünün düştüğü ve burnunu sızladığı...

    yazı ise:

    Kaan Sezyum/RADiKAL
    Hayat ve anlamı

    Geçen haftadan beri hayatımın pek bir anlamı yok gibi geliyor. Ne yazılarımı okutacağım birisi, ne sabah güldüğümüz birisi, ne de balkonda kuşları yemlediğimiz birisi var yanımda. Yok yani. işin en fenası da bu yok oluşun, tam anlamıyla bi yok oluş halinde gerçekleşmesi oldu. Gayet güzel kahvaltı ederken, birlikte Türk kahvesi için tek bir sigarayı ortaklaşa tüttürürken birden akşam oluyor, evde kimseler yok. Çat! Şimdi evde iki kişi kaldık. Kedimiz Tortor da bu vesileyle üzerime kaldı. Yokluk kendisini zamanla hissettiren bir şey. Varken olanı hissetmiyorsunuz, yokken de olmayanı hissediyorsunuz, garip. Kısa sürede çok üzüldüm.

    Üzülmemin sebeplerini düşündüm biraz. insan çok sevdiği birisini kaybedince (bence) birkaç şeyden dolayı üzülüyor. Ben artık onunla bi şeyler paylaşamayacak olmama üzüldüm. Kumda kendisini temizleyen bir serçe, suyun dibinden giden bi balık sürüsü gördüğümde artık gösterecek kimsem yok. Çok yalnızım. Ama arkadaşlar iyidir, beni yalnız bırakmıyorlar. Yalnız kaldığınız her an bi takım anılar çıt, çıt ya da güm güm şeklinde kafanızın içinde patlayıveriyor. Geceleri uyumak çok zor. içki de içmediğimden, uyumak için alternatif tıbbın tüm bileşenlerini devreye sokuyorum.

    Gözlerimi bilinçli olarak kapatmak istemediğimden yapılabilecek en sıradan şeyi yapı TVye bakarken ekran karşısında sızıyorum. Sabah kalkış kısmı daha fena. Uyandıktan sonra yatak keyfi diye bir şey yok. Zaten yatakta keyif yapacak bi şey de yok. Sabahın köründe kargalarla birlikte oturup bok yemeye başlıyorum ben de. Ne yapalım, hiçbir şeyi değiştiremiyoruz ne de olsa. "Hayat devam ediyor"; filan diyorlar ama benim için aslında hayat pek devam etmiyor şu sıralar. Neyi devam etsin? Benim için hayat yeniden başlıyor şu anda sanırım. Hem de sıfırdan.

    Sevindiğim şeyler de var. Son bir yılı reklam acansındaki işimden ayrılıp evde Nurselle birlikte geçirmiş olmamız beni en çok rahatlatan şeylerden biri. Ortalama insanlardan çok daha fazla birlikte ve mutluyduk son bir yıl içinde. Evde sabahtan akşama oturup, ağaçlara bulutlara, Tortora bakıp gülüyorduk. Çok mutluyduk, gerçekten. Çoğu insanın yaşayamayacağı kadar mutluluk yaşadım son bir senede. Ne yazık ki mutluluk da elektrik gibi bir yere istiflenmesi zor bi duygu. Şimdi o mutluluk anları anı olarak suratıma kapanıyor. Yalnızlığın bir başka karanlık tarafı da ortaya çıkıyor böylece; karşılaşmalar.
    Sabahtan akşama çevremdeki birçok şeyde birlikte yaşadığım, eğlendiğim ve mutlu olduğum insanı görüyorum ister istemez. Neyse ki şimdi kendisini Heybeliye bıraktık. Bir süre sonra o da adanın bir parçası olacak, Heybeliye her gittiğimde belki de enseme konan bir sinek, topraktan çıkan bir çiçek, ağacın tekinde ekşi bi erik ya da peşimden gelen yavru bi kedi olacak. Şimdilik beklemekte yarar var. Hiçbir şey kaybolmuyor, bu da bir gerçek.

    Hep çok şanslı olduğumu düşünürdüm. Hâlâ da düşünüyorum galiba. Hep istediğim işi yaptım, beni sıkan protokollere, ıvıra zıvıra bulaşmadım, zora gelmedim, her işim iyi gitti... Ama geçen haftaki bomba biraz fena patladı bende. Şu anda evrensel şans skalasında eksilere düştüm sanırım. Bundan sonrası yukarı çıkış olabilir sadece.

    "Küçük şeylerle mutlu olmayı bilmek lazım" gibi zırvalar vardır ya, işte biz aynen o laflardaki gibiydik. Küçük ama mutlu bi hayatımız vardı. Dolaptan kestiğim bi parça kaşar peynirine sevinirdi. Susadığı zaman götürdüğüm bi bardak suyun yüzünde yarattığı mutluluğu görmeniz gerekirdi beni anlamanız için. Sabahları sağlıklı olalım diye tek bi aspirini içip "Şimdi mükemmel olduk" diye salak salak sevinirdik. Bahar geldiğinde balkonu çevreleyen ağaçların yaprakları yeşerip her yer yemyeşil olduğunda dünyanın en mutlu ikilisi olurduk. insan burnuna Çin yağı sürüp uyuyacak diye sevinir mi? Bazısı seviniyormuş, o da bana denk gelmiş. Şans işi işte.

    Bir yandan da birbirimize hiç benzemezdik. Zevklerimiz çok farklıydı ama bana her zaman yeni bir şeyler gösterirdi. insan olmayı, çevremi sevmeyi Nurselden öğreniyordum, daha da alacak çok dersim vardı. Krediler tamamlanmadan kaçtı gitti, bizim krediler de yandı badem oldu. Daha öğrenecek çok şeyim vardı.
    Beni hayata bağlayan şeydi kendisi. O gidince iyice saçma sapan bir insan olacağım gibi hissediyorum. Bana kızacak, yaptıklarıma laf edecek ya da beni çekip çevirecek birisi yok şimdi. Dımdızlak kaldım evde, bir de kucağımda Tortor var, mal gibi salonda kanepede oturuyoruz, ağaçların gölgelerine bakıyoruz işte.
    Durum böyle olunca hayatın da anlamını görmeye başlıyorum ağırdan. Hayatımızın anlamı anılarımızmış, onu fark ediyorum bi kez daha. Güneş doğuyor, güneş batıyor, haberlerde saçma sapan şeyler, iş yerindeki sıkıntılar, kişisel çekişmeler filan acayip fasa fisoymuş,
    bi kere daha ayılıyorsunuz. Ama narkozdan hızlı çıkmak da bi kafa yapıyor. Anlamsızlık içinde buluyorum kendimi sık sık. Evinde oturan ve yaşadığı hayatın bomboş olduğunu gören bir emekli gibiyim. Tek farkım çok güzel yaşadım, geçen haftaya kadar da kazasız belasız geldiydik. Naapalım, piyango bu sefer bana çıktı, yarın başkasına çıkacak, sonraki gün de bir başkasına. Çekiliş hep devam edecek.

    Bi fotoğraf filan koymak istiyordum ama hiçbir şeye bakamıyorum. Zaten tüm fotoğraflar benim aklımda. Zamanla çıt çıt açılıyorlar. Şimdi onlara bakmak için çok erken.

    Karşılaşmalar, eşyalar ve yerler en fenası. Ama her şey ilk seferinde çok acıtıyor insanın içini. Aynı yerden ikinci geçişinizde sadece içinizde bi sıcaklık kalıyor. Bakalım ne olacak? Hayatımın en büyük darbesinden sonra ne kadar sıcak beni kurtaracak bilemiyorum. Yalnızlık sıcak bi şey değil, onu çok iyi biliyorum.

    Geçen hafta tam da şu satırları yazdığım sırada yanımdan gitti, artık yok. Yani var ama, yok. Üzücü ama gerçek, ne yapalım?

    Şimdi arkadaşlarla daha fazla zaman geçirilecek, onlarla da güzel anlar paylaşılacak, mutlu yaşamaya devam edilecek. Mutlu olmaktan başka yapacak bir şey yok. Yani var ama, yok.
    6 ...
  23. 52.
  24. radikalde ki 19 mart tarihli yazısında güzelliklerin yanındakine gösterilmesiyle güzel olduğuna değinmiş yazar.biliyor gececek ve gercek.
    0 ...
  25. 51.
  26. kendisi eşi ölen ilk ve son kişidir.** bu özelliği ile tarihin tozlu sayfalarında yerini alacaktır.
    1 ...
  27. 50.
  28. kendisine allah sabır versin demekten başka elden bir şeyin gelmediği insan.

    bundan 6 yıl önce askerde en keyif aldığım şeylerden biri radikal'deki o müthiş mizahi yazılarını okumaktı. sonra ne olduysa onu da adını da unutmuş gitmişim yıllar içinde. lisede, üniversitede yıllar boyu mizah dergileriyle yatıp kalkmış olsam da son yıllarda onları da bırakmıştım. insan bir penguen almaz mı? bir radikal okumaz mı bunca zaman ? okumamışım.

    bugün internette, yaşadığı o trajik olayı öğrendim ve yazdığı o iç kanatan yazıyı okudum.
    ben tek bir yazısıyla, salya sümük moduna girmemek için kasarken onun yaşadığı acının sanırım kelimelerle bir tarifi yoktur.
    1 ...
  29. 49.
  30. talihsizlik sonucu eşini sonsuza uğurlamış ve radikalde yazdığı yazı ile herkesi felç etmiş kalemi çooook güçlü bir yazar. başın sağolsun...
    hayat ve anlamı yazısının tamamı için (http://www.radikal.com.tr...03.2010&CategoryID=41 )
    2 ...
  31. 48.
  32. bugün yazdığı yazı ile gözlerimi doldurmuş şahıs.
    halbuki gülerdim yazdıklarına. o daha iyiydi.
    sabır ve mutluluklar...hepimize...
    4 ...
  33. 47.
  34. son zamanlarda kendisini sürekli (dergi ve blog aracılığıyla) ve severek takip ettiğim yazardır. "-arca" ekiyle kurduğu cümleleriyle (bkz: öperceler yolda) farklı tarzıyla, * en okunası yazarlardan biri olmuştur. eşini kaybedişinin üzerine yazdığı yazılarla gerçekten duygulandırmıştır, gözlerimizi doldurtmuştur.
    başı sağolsun.
    3 ...
  35. 46.
  36. son sayıdaki penguende hafifçe gündeme, kendi üslubuyla değinmiş. eşini kaybetmesine rağmen adam dimdik.

    aslına bakarsan hem garipsedim hem de sevindim. yani böyle bir şeyin ardından insan kendini biraz hırpalamalı diye düşünüyorum. salakça bir düşünce belki ama ne bileyim ben öyle yaparım. umarım bu olayla gerçekten yüzleşiyordur ve yakında sağlıklı şekilde hayata karışır tekrar.

    lise öğretmeni klası yakalamak istemem ama yazımın sonuna gelirken cümlelerimi toparlıyım. şuna benzer bir şey yazmıştı bu hafta ve hakkaten koydu bana: "arkadaşlarla olunca iyi ama yalnız kaldığında zor. özellikle sabah kalktığında ve gece uyumaya çalışırken". ne diyim allah sabır versin.
    1 ...
  37. 45.
  38. hayatın en acı deneyimini henüz çok erken yaşamış penguen dergisi yazarı.
    kendisine baş sağlığı diliyorum..
    3 ...
  39. 44.
  40. geleneksel olmayan adam; her konuda. bunun için bile çok özeldir.

    manitasının gittiği yerde eğlenmeye devam etmesi umuduyla, başı sağolsun...
    4 ...
  41. 43.
  42. --spoiler--
    mutlu olmaktan başka yapacak bir şey yok. yani var ama, yok.
    --spoiler--

    bitiş cümlesiyle gerçek anlamda bitirmiştir. mutlu olmalı...
    9 ...
  43. 42.
  44. penguen dergisi yazarı. fotoşopları çok iyidir.
    1 ...
  45. 41.
  46. ...
    "Küçük şeylerle mutlu olmayı bilmek lazım" gibi zırvalar vardır ya, işte biz aynen o laflardaki gibiydik. Küçük ama mutlu bi hayatımız vardı. Dolaptan kestiğim bi parça kaşar peynirine sevinirdi. Susadığı zaman götürdüğüm bi bardak suyun yüzünde yarattığı mutluluğu görmeniz gerekirdi beni anlamanız için. Sabahları sağlıklı olalım diye tek bi aspirini içip "Şimdi mükemmel olduk" diye salak salak sevinirdik. Bahar geldiğinde balkonu çevreleyen ağaçların yaprakları yeşerip her yer yemyeşil olduğunda dünyanın en mutlu ikilisi olurduk. insan burnuna Çin yağı sürüp uyuyacak diye sevinir mi? Bazısı seviniyormuş, o da bana denk gelmiş. Şans işi işte.
    Bir yandan da birbirimize hiç benzemezdik. Zevklerimiz çok farklıydı ama bana her zaman yeni bir şeyler gösterirdi. insan olmayı, çevremi sevmeyi Nursel'den öğreniyordum, daha da alacak çok dersim vardı. Krediler tamamlanmadan kaçtı gitti, bizim krediler de yandı badem oldu. Daha öğrenecek çok şeyim vardı.
    ...
    http://www.radikal.com.tr...03.2010&CategoryID=41

    eşini kaybedişinin ardından radikal'de yazdığı bu ilk yazı belki birilerine bir doz hafif gelmiş olabilir fakat özellikle alıntıladığım kısımları beni çok düşündürdü ve hüzünlendirdi. böylesine hayat dolu bir adamın bu üzücü kaybın ardından ıssız bir adada inzivaya çekilmesi en beklenmedik hareket olurdu zaten. insan tanık olduğu her hikayede (buradaki gibi yaşamın ta kendisi olsa da evet hikaye gibi bir yandan) başrolle kendini eşleştiriyor ve ben böylesine hayatımın merkezine koyacağım kişinin, yanındayken sezyum'un anlattığı kadar mutlu olacağımız birinin kaybını bu kadar başı dik bir şekilde atlatabilir miydim? buna rahatlıkla evet diyebileceğimi pek sanmıyorum. kendisine baş sağlığı, eşine rahmet dilerken beni de daha tatmadığım bir mutluluk duygusunu kaybetmenin, birden boşluğa düşme hissinin nasıl atlatılabileceğine dair düşüncelere ve hüzne saldığı için kendisine ne diyeceğimi bilemiyorum...
    27 ...
© 2025 uludağ sözlük