var olan tüm istekler gücü arzuladığına göre kadınlar güç ister diyerek yanıtlayabileceğim sorudur. karışık olan nokta güç nedir cevabını verebilmektir. güç fizikzeldir, kimi zaman zihinsel, kimi zaman ekonomik, kimi zaman estetik. kimi zaman gücü kullanabilmek gücün kendisinden çok daha önemlidir. ilk istem güvende hissetmektir. sizin gücünüz karşınızda ki kadına güven duygusu vermiyorsa güçlü değilsiniz demektir.
şöyle açıklayalım;bir kadın için mücadele eden 2 birey varsayalım. bunlardan biri fiziksel olarak çok daha estetik olsun, bu bize normal şartlarda estetik olanın avantajlı olduğunu düşündürecektir. fakat bu erkek eğer bu avantajının farkında olduğunu ve kendisiyle mücadele edilemez olduğunu sürekli dile getirirse; kadın elinde tutamayacağı ve ilk fırsatta kendini aldatabilecek biriyle karşı karşıya geldiğini içsel bir muhakeme yoluyla karar verir. diğer taraftan öteki bireyin daha iyi birini bulamayacağı için buna çaba sarfetmeyeceği, gizli bir sadakat teminatıdır. kadına olan bağlılık durumu kadının kendisini egemen hissetmesi tercihinin bu yöne doğru kaymasına yol açar.
kadınları anlamanın zorluğu işte burada yatmaktadır. avantajlı birey nasıl olduğunu anlamadan çok daha zayıf gördüğü kişiye yenilmiştir. bir çok zengin, bir çok yakışıklı, bir çok kültürlü kişi kendinden çok daha zayıf birine yenilmenin şaşkınlığını yaşamıştır. nasıl oldu da zayıf olan daha üst bir konuma kendinden önce gelebilmiştir?
nerede, ne zaman, hangi koşullar altında, ne yaparsak güçlü oluruz diyebilmek ve bunu doğru düşünebilmektir güçlü olabilmek..
öyle bir an olur ki bazen güçlü olmak o an için acınacak halde olmakla aynı anlama gelir. doğaya bakın en üstün canlılar aynı zamanda insanlara en ürkütücü gelenlerdir. bugün belki de yabani bir kurt açlıktan ölmüş olacakken yine bugün soğukta titreyip duygulu gözlerle etrafa bakan köpek yavrusu yarın sıcak bir evde uyuyor olacak.
valla benim ruh eşim kız iken sevgi,ilgi istiyordu.Sonu da yoktu ve ikimiz de halimizden memnunduk.Evlendikten sonra sevgi ve ilginin yerini para,pul almaya başladı.Kadın her zaman arayış içerisindedir.Yarın öbür gün zikmişim parasını bana at lazım ya da çiftlik al da diyebilir.Hep bana hep bana Rabbena!benim gibiler de didinir durur.Yılın 365 günü iyisin 6 saat içinde sıçtıysan 365 gün çöp demektir.Onu bulur işler,kanaviçe(bu arada ne anlama geldiğini bilmiyorum götümden uydurdum)falan yapar.
hangi yaş grubunda olursa olsun, yakın çevrenizdeki erkeklerden duymuşsunuzdur; "kadınlar çok karmaşık", "kadınları anlamak mümkün değil" "karım benden ne istiyor çözemedim" "bana niye kızgın anlamadım" türünden cümleleri. kadınların erkeklerin kafasını karıştırdığını doğrulayan tezler ise psikanalizin iki önemli isminden biri olan freud'un kadına "karanlık kıta" ikinci isim lacan'ın ise "kadın bilinemez, belirlenemez" demesidir. belli ki konunun üstadları da çok kafa yormuş kadını anlamaya. kaldı ki atatürk gibi bir şahsiyetin "nice savaşlar yönettim ama bir kadını yönetemedim." demesi de oldukça çarpıcı değil mi?"karanlık kıta" da yolumuzu bulmak çok zor anlaşılan..bununla birlikte yukarıda ismini verdiğim iki ustadan da esinlenerek aşagıda yazdıklarım size de tanıdık gelebilir diye düşünüyorum.
kadın, bir erkeğin en özel kadını olmak ister. bunun en iyi açıklaması çok eşli ilişki yaşayan erkekleri daha cazip bulmalarında görülür. cazip bulmalarının nedeni böyle erkekleri beğendikleri için değildir. kadınlar şuna inanır; "ben onu değiştirebilirim, ben onun için özelim, diğer kadınlardan farklıyım". çapkın erkeklerin peşinden koşmaları ve bu tür bir ilişki içinde sıkıntı yaşadıkları halde daha fazla zaman geçirmeleri bundandır. "aşk ve gurur" filminin sahnesindeki verilen bir davette kendisine yaklaşan soylu ve zengin erkeğe başını kaldırıp şunu söylemesi ilginçtir; "niye beni seçtiğini biliyorum, çünkü ben salondaki diğer kadınlardan farklıyım".
kadın, erkeğin anladığının aksine, arzusunun tamamen tatmin edilmesini istemez. tanıştığı ilk zamanlarda cinsellikle ilgili şeyler konuşabilir. eğer erkek bunu seks istiyor diye algılarsa sonuç fiyasko olur. hemen yaşanan bir cinsellik kadının korumaya çalıştığı "arzu"ya terstir. böyle davranan erkeklerle yaşanan yakınlaşmanın hızlıca bitmesi de bundandır.
kadın, ilişki istediği için "kesintiz" bir süreci yaşamaya endekslenir ve erkeğin beyniyle yapacağı dansa odaklanır. oyun arkadaşıdır aradığı ve arzusunu her daim korumak için dolanmak ister ilişkinin labirentlerinde. cinselliği hemen önüne koyup tatmin edilmek istendiğinde ise oyun biter. kadınların evlendikten sonra eşlerinin yoğun seks yapma talebine karşı isteksiz olmaları ve fıkralara konu olan "başım ağrıyor" bahanesi bu durumu anlatmıyor mu?
erkekler ,seksi kadın bedeninin herhangi bir bölümüne odaklanıp (fetişize edip) yaşayabilirken, kadın erkeğin arzusuna odaklanır yani erkeğin kendisine duyduğu arzunun peşindedir. aşka düştüğünde, romantik karmaşanın içinde kaybolması da bundandır.
"eski tarihli olmasına rağmen yapılan bir araştırmada masturbasyonun kadındaki yeri erkekteki yerinden farklıdır. erkek bir kadınla kurulan bir tür cinsel ilişki imgesiyle birleşir. bu bir cinsel haz imgesidir. fakat bir kadının imgesi şöyledir: kocasından kendisiyle yatmasını ister. adam reddedip başka bir kadın için onu terkeder. kadının yeri kaybolmaktır; cinsel sahneden çıkmak. kadın burada kendi çekilişine erotik bir değer katıyor "
ahmet altan bir kitabında(aldatmak) "kadınlar sorularıyla, erkekler cevaplarıyla sıkıcıdır." der. kadının hep sorduğu "beni seviyor musun?" sorusuna erkeğin verdiği "seviyorum" cevabı hiçbir zaman yeterli gelmeyecektir. çünkü kadın "peki neyimi seviyorsun" sorusuna da verilen cevaptan sonra soruları "başka", "daha başka" şeklinde devam edecektir. aslında hiçbir zaman cevabı tam olarak istememektedir.
sokakta yürüyen iki sevgiliye rastlayan kadının ilgisi erkekten çok yanındaki kadınadır. acaba bu adam yanındaki kadında ne bulmuştur? bu kadında benden farklı-fazla olan şey nedir? böylece erkeğin diğer kadına arzusunun neler olduğuna ulaşmaya çalışır. erkeğin ilgisi ise diğer erkeğin yanındaki kadının güzel mi?, seksi mi? olduğuna ilişkindir.
kadın başka çiftlerin bulunduğu ortamlarda erkeğin kendisiyle daha fazla ilgilenmesini ister. başkalarının buna tanıklık etmesinden ve diğer kadınlara kocasının kendisini ne kadar çok ve nasıl sevdiğini göstermekten hoşlanır.
kadın pornografi seyretmez, hatta "iğrenç" bulur. tamamen erkek fantezilerinin ürünü olan kurgular kadın için uyarıcı değildir. pornografide herşey ortadır ve kadının kendi kurguladığı hikayelerin içine otutacağı birşey değildir. zaten erkeğin de uyarılma eşiğini yükselten giderek daha sapkın porno filmleri izlemesi de ayrıca düşündürücüdür. çünkü porno bir süre izlendikten sonra insanın içini bayıltan boğucu bir duygu yaratir. yurtdışındaki "canlı seks" gösterilerinin yapaylığı ve sıkıcığı karşısında seyircilerin komiklik yapmaya başladıkları, kasvetli ortamı dağıtacak gülünç sesler çıkarttıkları ve oyuncuların da buna katıldığı sahneler ironiktir.
kadın erkekle konuşmak ister. bu yüzden erkek "niye artık seks yapmıyoruz?" diye sorarken kadın "niye artık konuşamıyoruz?" diye sorar.
kadın hangi eğitim düzeyinde olursa olsun erkekten, fazla parası olmasından çok sorumluluk sahibi ve yaptığı işde başarılı biri olmasını ister. erkeğe yüklediği en belirgin özellik budur. haz düşkünü ve yaptığı işi ciddiye almayan erkekten asla hoşlanmaz.
kadın kadınsı özelliklerinin daima aynalanmasını ister. cinsel çekiciliği ve dişi tarafı erkeğin her zaman görme alanı içinde olmalıdır.
en önemlisi, "yok sayılmak" ve "görmezden gelinmek" kadın için "zurnanın zırt dediği yer." dir. hiçbir kadın bu duruma tahammül edemez, yok sayıldığında cansızlaşır ve kurur. ne yazık ki bu durum kadın için ilişkinin bittiği noktadır. görülmediğinde, onaylanmadığında ve yaptığı iyi şeyler farkedilmediğinde kadının gidişini, geri döndürmenin mümkünatı yoktur. bu yüzden bir erkek bir kadını asla "yok saymamalı" dır.
kadını ve erkeği daha çok anlamamız için, daha çok özen göstermemiz dileklerimle...
bu sorunun cevabını küçük kız çocuklarının oynadıkları oyunlara bakarak görebilirsiniz. en çok evcilik oynarlar, en çok da anne rolünü üstlenirler. sakın onların istedikleri budur sanmayın. bunlar sadece ilerideki hayatlarına alıştırmadır. bunlar sadece ne olacaklarının bir ön çalışmasıdır.
şimdi size bu sırrı vereceğim, iyi dinleyin:
kız çocukları küçükken en çok prenses olmayı severler. dünyada ki tüm kız çocukları siyahı-beyazı-çinlisi-kızılderilisi küçükken hep prenses olmaktan hoşlanır.
işin sırrı buradadır. kaç yaşına gelirlerse gelsinler tek istekleri kendilerine prensesmişler gibi davranmanızdır. onlara bir prenses olduklarını hissettirin yeter. ve onların kahramanı olun. bu noktadan sonra ne kaç paranızın olduğu ne de ne kadar kaslı olduğunuz farketmez.
cevabını kızların dahi bilmediği soru.
şöyle ki kimi ilgi ister ilgilenirsin kıskanç der. ilgilenmezsin sen beni takmıyosun der. ayarıyla ilgilenirsin ne oldu bi değişik hallerdesin bi yakın bi uzaksın der. der babam der.
özetle kızlar öyle kafalarına ne eserse onu ister. önceden kestirilemez.
cevabı asla kesin olarak bulunamayacak sorudur. kimisi para kimisi ev kimisi araba kimisi adonis kimisi sixpack ister. ama nedense hep sosyal paylaşım sitelerinde iç güzellik önemli gibi şeyler söylerler. (bkz: türk kızı)
aslında duygusal olarak tatmin olmak isterler. Tatmin edicininde aklı fikri cinsel tatmin olduğu için kızlara 2 yol kalır. Ya bir başka deneyim. Sonrası daha başka..daha sonra daha bir başka..sonrası işte" erkek değil mi? hepsinin canı cehenneme" tecrübesi.
2. yol ise : Adama bağlanır.Çocukları olur.Çocuklarına bağlanır.Hayat akar gider. ve bir gün gelir torun tombalak olur. Onlara bağlanır ve yaşlanır..Şeker nine olur..