aslında kız kulesinin hikayesini sinema filmi yapsalar ne güzel olurdu.bizde sinema
yapılcak senaryo çok ama farkında değiliz.mesala şahmaran efsanesi ,zeugma,hz
süleymanın tılsımı daha bir çok şey..sonuç olarak bu güzel mirasımıza sahip çıkalım
sevgiliyle romantik bir akşam yemegi için dogru tercih olabilir ama zamanlamayı iyi yapmak gerek. aksi halde bir grup iranlı turistin gelmesiyle akabinde çalmaya başlayan ibrahim tatlıses şarkılarıyla çoşan orkestrayı görüp dumura ugrayabilirsiniz. ortamın içine ettiniz ulan.
kanlıcada oturulmaktadır yan masada tiki kılıklı bi kaç kişi vardır.
-kız 1..Kız kulesi hikayesini biliyor musun?(ben kendi kendime aa bu insanları dış görünüşüyle yanlış anladım kız kulesinden söz ediyo derken).
-kız 2..hangi hikaye?(farklı duymuş olunabiliyor ya ben hala şaşkınım)
-kız 1..hani geçen ay kenan'lar la yemeğe gittiğimiz.
(yuh dış görünüşten herşey belli oluyormuş 2 dakikadır kendimi niye üzüyorum).
Kız kulesi hakkında anlatılan son hikaye Osmanlı imparatorluğu dönemine dayanır.Hikayeye göre; istanbul'u feth etmek üzere şehre giren Battal Gazi bunun mümkün olmayacağını anlar. Yine de deniz kenarında kamp kurar ve orada yedi yıl boyunca kalır. Bu uzun bekleme süresi boyunca Gazi'nin Tekfur'un kızına olan aşkı sürer.
Tekfur Battal Gazi'nin duygularından haberdardır ve korumak amacıyla kızını ve hazinesini kulede saklar. Battal Gazi Şam seferinden sonra istanbul'a döner ve kuleye doğru kayıkla yola çıkar. Kızı ve hazineyi kaçırır. Kıyıya gelince atına atlar ve kızla beraber şehri terk eder. "Atı alan Üsküdar'ı geçti" deyiminin kaynağı da bu hikayedir.
istanbul'un güzelim süsüdür.
kız kulesi'ne aşık biri için keyifli bir şey değildir kız kulesi'nden istanbul'a bakmak...
üstelik bunu sadece ben değil, sunay akın da söylüyor.
--spoiler--
kız kulesi istanbul'un uyur gezer kızıydı. uyandırıldı. ve cidden bunu kabul edemiyor. o düşlerden uyandı. oraya gitmenin, orada mönülerden yemek seçip salt yemek yemenin, arkadaşlarla buluşmanın hiçbir anlamı ve güzelliği yok... çünkü içine girdiğinizde kız kulesi'ni göremiyorsunuz ki zaten... yani istanbul'da istanbul'u sevdireceğiniz en çirkin yer kız kulesi'dir, çünkü yalnızca oradan baktığınızda kız kulesi'nin güzelliğini göremiyorsunuz. ne kadar insanı yozlaştıran, istanbul'a sırt çeviren bir bakış açısıdır, ben bunu anlayamıyorum. ne kadar sahte istanbul seviciliğidir bu.
--spoiler--
boğaz köprüsünün nazar boncuğu kesinlikle.. ve geçerken şöyle varpurla yanından, gözünüz takılmadan edemez.. ve her gözü takılan da hayallere dalmadan bitirmez o vapur yolculuğunu..
romantizm denince aklıma gelen tek şey, belki saçma, belki de klişe kimine göre, ama bana göre de böyle. her kızın evlilikle ilgili çeşitli hayalleri vardır. kimi gelinliğini şöyle ister, kimi gelin başını daha çocukluğundan tasarlamıştır, kimi kır düğünü ister kimi yurtdışında evlenmek... benim aklıma evlilik, aşk ve romantizm kelimelerini bir araya getirince tek bir şey gelir, kız kulesi'nde evlenme teklifi almak. ondan sonra nasıl evlenmişim, düğünüm olmamış, kına gecesinde bilmem ne şarkısı çalmamış hiç umrumda değil. sevdiğim adam böyle bir şey yaparsa, evet cevabı garanti olduğu gibi, hayatım boyunca da bana bunu yaşattığı için ona daha bir farklı gözle bakarım kesinlikle. istanbulda doğup büyümeme rağmen daha kıyısına bile gitmemem de garip olabilir. belki de hala beklemem gereken bir şey vardır, kim bilir?
Yaz akşamlarında oturacak yer bulmaya zorluk çekilen yer.
Ayağımın tozuyla yazıyorum sözlük. Liseden arkadaşlarla karşılaşıp da geri dönüşte trafik kurallarını altüst edip 7 kişi aynı arabada gelerek unutulmaz olacakların arasına girmiştir. En kötü günler böyle olsun be sözlük.
o kadar yalnızki ve o kadar sevimliki saatlerce bir denize bir kızkulesine bakası gelir insanın.akşam ışıklarını yaktığında şık bir elbise giyer ve yakar ışıklarını.sessizliğiyle her zaman dikkatleri üstüne çekmeyi başarır.
Ulaşılmaz olduğun için anlatılan nice hikaye ve kavuşamayan aşklara ithaf olunan nice hikaye ve kaç sevgiyi yeşerttiği, kaç sevgiyi yeşerteceği bilinmez olan, her biri adıyla anılacak nice hikâye.
Hero ile Leandrosa yasaklanan aşkı mı yaşatır ruhunu, yoksa Cleopatra ile aynı kadere namzet tazenin on sekizini göremeden ölümü bekleyişi mi? Atı alan Üsküdarı geçmiş midir, yoksa sevgine müptela olanlar güzelliğine mi gelmiştir? Üzerine yazılan bunca efsane midir seni mutlu kılan, yoksa doğan bu hikâye midir fark edilesi olan?
Bir gece vakti yine, gece siyah yine. Her aşkın noktasında ölüm. Çöller birini sayıklıyor, dağlar aynı isimle uyanıyor, peçeler aynı harfler için açılıyor. Bir tutam hüzün serp üzerimize, bir kafiye tuttur yalnız kelimelerle, aşk kat ismimize, hasret ek aradaki tüm mesafelere. Dedik ya vakit gece ve gece siyah yine. Parçalanmış istanbul, kendinden geçmiş rıhtım, bulutlarda bir nem, ay dolunay yine. Diz çökmüş de deniz "sevgili" ile cümleler kuruyor yine..
Sevgili! Gönlümü yakan, adımı unutturan, dilimi bağlayan sevgili! Bıraktım senden gayrı ne varsa, vazgeçtim her şeyden ve fakat geçemedim ölümü özleten sevginden. Sev diyemem, bak diyemem, hisset diyemem! Senin için benden geçtim, benim için kendinden geçme! Bir bakışın için ruhumu verdim, boynumda idamım, yok de! Sevgine muhtacım, ya bırak sineni yaslan, ya al hançeri sapla yüreğime..
Açılıyor perde ve iniyor gece, beraberinde dönüyor bir vücut kendine yüklemsiz cümleler kuran meçhule. Söz onda, o ise çıkmaz sevdalarda.
Dalgalan sevdası kendine yeten deniz ve sus ve pus ve saklan yelkenini rüzgara çevirmeyen nazlı dehliz. Başını sevdasına eğmiş, başını sevdadan çevirmiş...
ana üç kala, ilk nüktenin son noktasıyla..
Sevgilimin güzelliğini gittikçe artır
Bela geldikçe derdine daha beter müptela et beni
Vücudumu onun ayrılığında öyle hafif kıl ki
Hafif esen sabah rüzgârı bile ulaştırabilsin ona beni..
boğazın karşı kıyılarını seyrettirir size. sanki bir gemide gibi hissedersiniz. ve eğer vapurdaysanız her gün ve her gün fotoğrafını çekmeden duramazsınız. istanbul' un aşık olduğunuz değişik yönlerinden biridir kız kulesi.