kız arkadaşın yanında göt eden ibne seyyar satıcı

entry5 galeri0
    1.
  1. "ibne seyyar satıcı". tamlamaya bak amına koyim. sıfat sıfat tamlaması. sıfatı bile pekiştiriyorum tamlarken. ya da noluyor lan neyin tamlaması oluyodu bu? yamulmayalım, götü çizdirmeyelim durduk yere şimdi. olm zaten bi yanlış tamlama dedik diye göt çizecek adamlarsanız da götü meydanda kıbleye ters istikamet açar, forul forul osururum. forul forul osurabiliyorum yani ben, osuruk götümden çıkarken "forrul!" sesiyle çıkıyor. götümde öyle bir ambiyans var benim. küçükken düşüp kırınca kaseyi, dayım yurt dışından getirdiydi. öyle fiyakalı bi göt. gözünüzde götüm canlandı dimi? çok terbiyesiz adamlarsanız, hayal gücünüze destur çekin hele.

    bu ankara'nın ense gavuran sıcağı yok mu? heh. yine onun kederiyle karanfil 2'den asla değişmeyen buluşma noktası olan ykm önüne doğru çılgın ata ata gidiyorum. o yakıcı sıcak kendini çok hissettirmesin, yürüme yol çabuk geçsin diye de bi yandan kulağımda iron and wine çalmaya çalışan teki cızırtılı, bir diğer teki isyankar(keyfine göre çalışıyor ipne) kulaklıkla çok hareket ederek yürümeyeyim de iletişimsizlik yaratmasın çilesiyle boyundan sabitlenmiş halde koşmaya çalışan ibrahim üzülmez tarzı hızlı hızlı yürüyorum. mevzuat şudur ki, buluşacağım insan buluşacağımız yere buluşacağımız vakitten tam tamına 28 dk sonra gelmeyi alışkanlık haline getirdiğinden, onun verdiği özgüvenle yola 13 dk geç çıkıyorum ben. amma velakin, küçük alameten o gün 5 dk erken geliyor kızcağız. bu kendi istatistiğinde 33 dakikaya tekabül ediyor tabi. 40 çıkacak sandınız dimi? baymadı mı lan o artık..

    2 şeye çok sinirlenirim. bunlardan birincisi; baş başa buluştuğun herhangi bir insanla birlikteyken uzun uzadıya yapılan telefon konuşmalarıdır. ikincisi; gıcık olunan iki şeyi sıralayacakken ikinciyi unutmaktır. ykm ile mcdonalds, belki colins ile mcdonalds arası o yer, ki efsanedir bambaşkadır orası, eski buluşma noktası olan ptt önü ptt kapandığından bu yana ün kaybettiğinden dolayı içlerinde benim de bulunduğum yığınca bir gerzek grubu nedense orada buluşur gibi ek bilgiyi herhangi bir tırnak ve parantez açmadan da verdikten sonra.. ne diyeceğimi unuttum lan yine.

    heh, gittiğimde telefonla konuşmasını beklemek suretiyle yanında yer edindim. marjinal ibrahim üzülmez yürüyüşümün yerini bu sefer volkan demirel kontrölünde gol olan topu izleyen volkan demirel ensesi hali almıştı. bu eziyetten kurtulmak sebebiyle derhal kulaklığı çıkartıp, şahsın çantasına sıkıştırıp telefon konuşmasının bitmesini beklemeye, afra tafra ve bilimum geç kaldığı halde üste çıkmaya çalışan insan tavrıyla koyuldum(bu ibne seyyar satıcı kalıbı bambaşka cümlelere terk etti lan beni).

    obj : bitti mi?
    kız : bitti, naber?
    obj : iyi, hadi.
    kız : nereye gidiyoruz?
    obj : las tapas?
    kız : üff ya yine mi bahçeliye gidelim ya
    obj : bahçeliye gitceksek burda niye buluşuyoz?
    kız : ben başka yer mi biliyorum cemre
    obj : ulan yıllardır burdasın ykm'yi bile zar zor buluyosun
    kız : bahçeliye gidelim
    obj : yok hadi

    derken tam arada bi kafa belirir, ama tam arada;

    iss : abi anahtarlık verelim abi? kalem verelim? kalemler güzel tükenmez kalemler var, anahtarlıklar yunuslu var, balıklı var.
    obj : yok birader eyvallah
    iss : abi kendine al, yengemize al
    obj : yok almayacam
    kız : -dürter-
    iss : şu adam sana yakışıyor mu yenge? 5 liralık anahtarlık kadar değerin yokmuş, al hadi bak 3,5 liraya veriyom
    obj : birader ne ayaksın sen?
    iss : bırak şimdi birader ayaklarını gardaş, yengemize bi anahtarlığı çok görüyon. 3 lira yaptım, 3 lirana kıyamıyon mu şu güzel ablam için?
    kız : kıyamaz o. anca içsin.
    obj : birader git işine, akşam akşam..
    kız : bi de böyle asabi beyimiz
    iss : yazık valla yenge, bi anahtarlığa 2.5 lira bile vermiyor.
    obj : lan tamam ver bi tane kaybol git!
    iss : 5 lirana kıyacaksan gül var abi gül de vereyim 10 liraya -ibneye bağele-
    obj : ver ver anahtarlık ver, gül solar gider. al bibuçuk
    kız : -dürter-
    obj : ne var?? gitmiyom bahçeliye
    kız : ankamall?
    obj : lan yürü!
    kız : lan deme bana
    iss : abi ayıp oluyo..
    obj : la havle vela kuvvete!
    iss : yahşamlar yengeee!

    öyle yani. böyle diyalog falan uzunken anlatınca o anki etkisini kaybediyor ama. hani şey gibi bu; o an çok güldürdü gibi. o an çok göt edici bi tavrı vardı ibnenin. bi yer de ben de sinirli adamım, sırf çok para verdim bi de garantisi peşinde koşturamam diye bozuk kulaklık kullanan obsesif bir yapıya sahibim, ama gel de anlat ibneye.

    olm hiçbi komikliği, şempanzeliği, kumpanyalığı kalmadı lan olayın.

    kız : taktın sen de oraya, ne varsa orda?
    obj : orası bizim gelecekteki how i met your mother barımız. üst katından ev alıp, 3 de güzel kanka yapacam.
    kız : anahtarlık çok tatlıymış ama, ayy yunus.
    obj : tabii, belki başkasıyla..

    'ibne seyyar satıcı' 'ibne seyyar satıcı' 'ibne seyyar satıcı' 'ibne seyyar satıcı'

    böyle tekrar edince anlamsızlaşıp, komikleşiyor. hani entryde olmadı, belki burdan diye hani.
    19 ...
  2. 2.
  3. 3.
  4. sevgilinin yanında olmadık konulara girip,yüzde kızarma yaratabilecek bir satıcıdır(lar).
    olmadık konularla ilgili ayıp bir anınız olmasa bile o kızarma olur,oldurturlar.sonra olmayan anıyı sevgiliye anlat hadi,kolaysa.
    0 ...
  5. 4.
  6. yavaş yavaş kan damarlardan çekilir o anda bir şaşkınlık ve şaşkınlığın panik gerilim ve saldırma hissi uyandırdığını fark edersiniz alnınızda oluşan terin yavaşça aşağıya aktığı hissiyle nefret dolu bakışları dikersiniz ibneye. ama ne yazıkkı yanındaki hatunun yanında yapıla bilinecek tek şey ya saldırmak yada kızın yanında madara olacaksınız. seyyarın yanında dikkatli olacaksın.
    1 ...
  7. 5.
  8. eskişehirde adalarda, ben, hatun ve gül satan bir velet... ulan nerden buluyolar o kadar gülü kışın bi vakti. bütün adalar bunlarla dolu. her taraftalar. nefes aldırmıyolar dişiyle yürüyosan. migrosun karşısında hatunla sırtımızı porsuğa vermiş bunun bi arkadaşını bekliyoruz tamam mı? eskişehirde arkadaşını bekleme yeri 1: esnaf sarayı önü. 2: adalar migros karşısı zaten. neyse bekliyoruz. geldi bu velet. *
    - abi bi gül al yengemize.*
    - yok kardeşim eyvallah.
    hatuna:"ablacım gül vereyim sana"
    ...
    bana turns and smiles:"bak nasıl bakıyo ablam. al hadi al."
    "yok kardeşim yok, hadi." bizimkide körüklüyo hemen ortamı, durur mu:"anlamaz o öyle şeylerden, odun o odun."
    sonra ibine oğlu ibine bi anda vurmaz mı omzuma:"almıyon mu yani sen şimdi?"
    "elini kolunu indir, sikerim seni çocuk. bas git lan." diye bi çıkıştım ki çarşıdaki herkes bize döndü zaten "aha olay var lan" gibisinden. sonra bu göt oğlanı biraz da gerileyip atıvermez mi elini arkasına:"göz yaşartıcıyı sıkayayım mı? ha! sıkayım mı? sıkayım mı? söyle. ha?" bir atar. bir curcuna. sonra bir bağrış, çağrış derken "sen görcen, görcen sen" diye diye uzaklaştı bu ortamdan. bütün bunlar yaşanırken, kızcağız yanımda öylece donup kalmıştı. neden sonra,* "hadi gidelim. gidelim hadi şurdan." diye çekiştire çekiştire götürdü beni. sinirden kudurmuştum tabi. o gün bi yarım saat 45 dakka bok oldu böyle. o gün bugündür küsüm bütün çiçekçilere, gül almıyorum. ondan önce her gün alırdım halbuse. *
    1 ...
© 2025 uludağ sözlük