adı ahire kalmasın diye değiştirdiler kızıldere'nin adını... ama mahir'in sanını nasıl değiştirecekler bilmiyorlar... bilmiyorlar ki kızıldere direnişi sıradan bir direniş değil , bilmiyorlar ki direnişçiler sıradan direnişçiler değildi.
biz halk için savaşmıştık
mahşerinde kızıldere...
haberleri yok ki oraya gidenler ölmeyi göze alacak kadar davasına inanan insanlar ve iş bu yüzden ölseler bile tarihe kalacak yoldaşlar. anlamayacaklar ki onlar öldürerek kaybedilmeyecek insanlar. -beni vurmak kurtuluş mu? -
kahpe faşistin elinden
direniyor kızıldere...
öğrenemeyecekler kızıldere bir mağlubiyet değil bizim için , kızıldere uygulamalı bir direniş dersidir , yaşayarak ve ölerek davaya inancın anlatıldığı bir derslikti kızıldere...
söyle nedendir dere
vurulur gençlerimiz...
kızıldere devletin faşizan düşünce kalıplarına sığmayan insanlarını nasıl kolayca harcayabileceğini bize gösteren bir ibrettir. kızıldere hatırlandıkça pasif devrimci gençliği utandıracak bir köydür.
bir de bunun sonu vardır; sanma faşist olandan/bir gün hesap sorulmaz diye. işte insanın o an oturup düşünesi geliyor, tıpkı gence kurşun sıkıldığında düşündüğü gibi.
bir sevinç eratalay şarkısında geçiyordu. sözleri ise şöyle:
Kızıldere adın ahire kalsın
Yiğit yoldaş seni, Mahir`e kalsın
Halklar düşmanını sürsün çıkarsın
Kızıldere sana yine geliriz
Kızıldere sana bizde geliriz
Gazetede yalan, radyoda yalan
zalimlerin sesi zehirli yılan
Dokuz yoldaşıyla vuruldu çayan
Günden güne yanarım yiğitlerime
Acı doldu bütün türkülerim
Garip anam yaşı salsın gönlüme
Kızıldere sana yine geliriz
Kızıldere sana bizde geliriz
(bkz: sevinc eratalay)
...
katliam için düğmeye basılıp, otomatik tüfeklerle yaylım ateşi açıldıktan sonra, talepler konusunda uzlaşmak için çatıya çıkan üç kişiden mahir en geride kalır ve ölümsüzleşir.
daha sonra füzelerle başlatılan ikinci dalga sırasında, direnişçilerin el bombaları kendiliğinden patlar. savaş alanına dönen alanda bir bir ölümsüzleşen direnişçiler arasından ertuğrul kürkçü sağ kalır.
ateş kesilir ve birlikler içeriye doğru yönelince, kürkçü, yan taraftaki samanlığa gizlenir. işbirlikçi muhtar, tehşis için çağırılır ve içbirlikçi muhtarın verdiği rakamlarla, ölümsüzleşen direnişçilerin sayısı aşağı-yukarı örtüşmekte olduğundan, ölümsüzleşen direnişçilerin cesetleri de alınarak, alan terk edilir.
ertesi gün cesetleri tehşis için gelen direnişçi aileleri arasından kürkçü' nün babası, cesetler arasında oğlunun olmadığını (neden bunu söyleme gereği duymuşsa) bildirir.
ve yapılan aramalarda ertuğrul kürkçü, sağ olarak ele geçirilir.
Kızıldere olayı veya Kızıldere katliamı, 12 Mart 1971 muhtırasından sonra yakalanan Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin inan'ın idamlarını engellemek için 27 Mart 1972'de Ünye'deki NATO üssündeki yabancı görevlilerini kaçıran Türkiye Halk Kurtuluş Partisi - Cephesi kurucularından Mahir Çayan, Dev-Genç Genel Başkanı Ertuğrul Kürkçü, Dev-Genç MYK üyesi Hüdai Arıkan, THKO'dan Cihan Alptekin, Fatsalı Nihat Yılmaz, öğretmen Ertan Sarıhan ve Ünyeli Ahmet Atasoy, iki ingiliz ve bir Kanadalı radar teknisyenini NATO üssünden kaçırdılar. Kendilerini Kızıldere'de bekleyen Dev-Genç Genel Sekreteri Sinan Kazım Özüdoğru, SBF Öğrenci Derneği yöneticisi Sabahattin Kurt, THKO'dan Ömer Ayna ve 'Hava Kuvvetleri Proleter Devrimci Örgütü'nün kurucusu olarak aranan üsteğmen Saffet Alp'le buluştular.
Grup köyün muhtarının evinde mevziilendi. Helikopter destekli güvenlik güçleri, köydekilerin ihbarı üzerine evi buldu ve kuşattı. Ağır makineli tüfekler ve (köylülerin iddialarına göre) NATO askerleri kuşatmayı destekledi. içeridekiler, rehineleri dışarı gösterdiler fakat bilinmeyen bir sebeple güvenlik güçleri rehinelere önem vermedi. Grup lideri Mahir Çayan, güvenlik güçleriyle iletişime geçmek için çatıya çıkıp konuşma yapmıştır: Sıradan askerleri çekin üst düzeyler gelsin. Biz bu yola dönmek için değil ölmek için girdik.
Makineli tüfekler yaylım ateşine başladılar. Çatıdaki Mahir Çayan kafasına isabet eden bir mermiyle orada öldü. Geriye kalanlar savunma mevziine geçerek kapının arkasına yerleştiler. içeri giren güvenlik görevlileri ateş açanları vurdu yaralananları da kafalarına kurşun sıkarak infaz etti. Yapılan otopside rehinelerin açılan ateş sonucu öldüğü kanıtlanmıştır. Alt kata samanlığa kaçan Ertuğrul Kürkçü dışında 30 Mart 1972 günü evdekilerin tümü öldürüldü.
KIZILDERE SON DEĞiL
HEPiMiZ MAHiR'iZ HEPiMiZ DENiZ