eve gelen misafir cocuklarını cimcikleyip ağlatmak, agladığı zaman da şefkat gösterisi yapmaktır. özellikle konusmaya başlamamış Çocuklar secilir ki annelerine söyleyemesinler.
torpilleri kiremitlerin içinde ateşleyip mahallede iç savaş çıkarmak
bisiklet sürerken akranı olupta pas vermeyen kızların arkalarından gidip havalı kornayı kızların dibinde basmak
9 aylık veya amerikan oynarken mikasa topu mahalleden geçen kızın kafasına veya poposuna nokta atşı yapıp kendını arkadaşların omzunda bulmak.
malzemeler: boş uç kutusu, kalemtraş bıçağı, çakmak.
kalemtraş bıçağı, boş uç kutusunun giriş kısmına yakarak eritmek suretiyle monte edilir ve bıçak haline getirilir.
yağmurlu havada semt pazarında brandanın en çok su birikmiş yerleri tespit edilir ve erafında pusu atılır. gelen teyze grubunun önüne geçilir yavaş adımlarla ilerlenir tam su birikintisinin altına geldiklerinde ani bir refleksle zıplanır ve brandaya bıçak atılır, tüm suyun kadınların başından aşağı boşalması sağlanır.
ardından koşarak uzaklaşılır, ilerde bi yerde yardıra yardıra gülünür. en son pazarcının birine yakalanılır eşek sudan gelinceye kadar dayak yenir.
sanırım ilkokul yılları idi. oturduğumuz apartmanın hemen yanında her iki kaldırımında da büyük kestane ağaçlarının olduğu bir cadde uzanıyordu. arkadaşla oynarken, birden aklımıza yapacağımız terbiyesizlik geldi. ben cadde kaldırımındaki ağaca çıktım. daha sonra iki ağaç arasına ince bir ip çektik. ipin bir ucu bende, bir ucunda ninja kaplumbağaların üstadı "splinter usta" peluş oyuncağı var. düşünce şu idi: ben ağaçta kalıcam. arkadaş aşağıda benim görebileceğim bir yere saklanacak ve aşağıdan geçen vatandaşın üzerine splinter ustayı salacaz. ileriden orta yaş üzeri bir teyze radarımıza girdi. yaklaştıkça yaklaştı. bir müddet sonra benim görme alanımdan çıkıp, tuzak alanına girdi. arkadaşın işaretiyle splinter ustayı saldım aşağı. kadının ödü herhalde ciğerine kadar çıktı. kadın oturdu yere. fenalaştı. meğerse kalp hastası imiş. az daha öldürecektik kadını. bize de bir güzel azar kaydı. (bkz: bu da böyle bir anımdır)
ilkokul son sınıfta hergün 2. sınıflardaki çocuklardan birtanesini seçerek okulun aşağısındaki müstakil evin dış kapısına iple sımsıkı bağlayıp evin yolunu tutardık.
(bu uygulama bağladığımız 12. çocuğun babasının bizi müdüre şikayet edene kadar sürmüştü)
kara sinekleri yakalayi toplu igneye gecirmek. ustune kolonya dokup kibrit tutmak. kap kara olana kadar izlemek, gerektigi yerde kolonya takviye yapmak. boyle de caniyim.
yaklaşık 5 yaşındayken çok yakın bir arkadaşımla mahallenin sevilmeyen çocuğunun yeleğini parkta unutması sonucu yapılan piçliklerdendir.
Ne mi yaptık ? *
ilkokul 4. sınıfta hocanın tahtaya i am teacher yazmasının ardından arka sıralarda yapılan ahahah hoca am yazdı piçliği. o zamanlarda da şaka maka espiriydi ama böyle saçma ayrıntıları dile getirmek.
edit: şaka diyom maka diyom hala eksileyenler var.
arkadaşın kola alır sende para yoktur. içmek istediğini söylersin. O da piçlik yapıp içine tükürür. Ver lan iççem deyip sende içine tükürürsün ve piçlik tavan yapar.
çocukken cam şişelerde süt vardı, bakkal her sabah evlerin önüne bırakırdı bizim mahallede. 5-6 kez o sütlerin kapaklarını açıp içmiştim üzerinden. bakkalla süt sahipleri kavga etmişti. hiç sesimi çıkarmamıştım kavga anında. sonradan sütü içenin peşine düştüler mahallece. bende içmedim bir daha ve yakalanmadım böylece.