filmi izledim on numara fantastik film. uzun olmasına rağmen hiç sıkılmadım izlerken. başroldeki kıza ayrı bi hasta oldum zaten. o değil de marstaki köpek bana tom ve jerry deki köpeği hatırlattı lan.
aslına bakılırsa bir çok bilim kurgu filmin geçmişine bağlanabilir bir film. devamı gelecek gibi gözüküyor bir 2saat 12.dk'lık film daha çıkar o sondan lakin avengers gibi bi hikayeye bağlasalar ne kadan mikemmel olur aslında değil mi? bakınız john carter in yeğeni ned ... *
güzel olmuş türüne göre imdb'den az almış gibi geldi ilk etapta ama demlenince ne olur kimse bilmez.
filmin başında bu ne amk dediğim ama ilk yarım saatten sonra kendine bağlayan fantastik film. filmin uzaylı karakterleri avatar'daki uzaylılara, filmin başrol oyuncusu da johnny depp'e benzettim ayrıca. uzun olmasına rağmen gayet sıkmayan filmdir ayrıca. beklenmeyeni bekleyenlerin şaşırmayacağı finali olan filmdir ayrıca.
bilim kurgu sevenlerin kesinlikle izlemesi gereken bir film. sonunda aha olayı çözdüm derken, aslında çok daha farklı bir şey olduğunu fark ediyorsunuz.
Çok güzel bir film olmasına rağmen pahalı olan maliyetini karşılayabilecek bir kar marjinine ulaşmadığı için planlanmış olan devam filmleri iptal olan, aslen 1912 yılında edgar rice burroughs tarafından yazılmış "barsoom" serisinin ilk bölümü. Kitabının adı "a princess of mars"tır.
Devam filmleri çekilmiş olsa sinema tarihinin en muhteşem serilerinden biri olabilirdi, çünkü hikaye gerçekten çok derinleşiyor.
Ülkemizde "Tarzan" ı yaratan adam olarak tanınan Edgar Rice Burroughs; 1875 ve 1950 yılları arasında yaşamış ve "ucuz roman" geleneğinden büyük servet kazanmış, çok ünlü bir yazardı. Ne gariptir ki onun şöhret basamaklarında ikinci sırada yer alan diğer serisi Türkçe'ye hiç çevrilmemişti. Bilim kurgu, fantazya ve romantizmin harmanlandığı bu seri;fitili "The Princess of Mars" (Mars'ın Prensesi) ile ateşlenen "Barsoom" serisiydi. Bu seri, Burroughs'un ölümüne dek 10 kitapla devam edecek ve kitapların hepsinde değil ama tamamına yakınında "esas oğlan", dünyalı Jonh Carter olacaktı.
Bu seriden uyarlanan filmin yönetmen-senaristi Andrew Stanton'un; "Oyuncak Hikayesi"nden "Wall-E"'ye, "Kayıp Balık Nemo"dan "Monster, Inc."e çok sağlam referanslarla dolu bir kariyeri var. Disney, bu projeyi ona vermekte tereddüt etmemiş olmalı. Ama Stanton bu kez baltayı taşa vurmuş. Tamam, halihazırda öyle çok ahım şahım bir hikaye değil, John Carter'ınki. Zamanını aşan bir hayal gücüyle yazılmış olsa da, bu güne gelindiğinde, eskimiş ve zaten sınırlı bir edebi yetenek içerdiği için; en çok "beyaz dizi" standardına sahip bir hikaye. Stanton, bu hikayeyi, çeşitli eklemelerle güncellemeye çalışsa da; önceki filmlerindeki gibi bir sinama büyüsü yakalayamamış.
Romantik sahnelerdeki gereksiz konuşmalar, savaş sahneleri barındırmayan filme karşı ilgiyi iyice düşürüyor. Andrew Stanton, bu filmi çekerken, kendi içindeki çizgi roman müptelası , bilim kurgu manyağı sivilceli ergeni uyandıramamış ki seyircinin içindekini uyandırabilsin. Hikayenin en çekici yanı, üç ayrı dönem içermesi: "Vahşi Batı","Viktöryen" ve Mars gezegenindeki kısmen fantastik kısmen tarih öncesi dönem. Eğlencelik olarak tüketilecek; yani ancak türün meraklılarının arşivine girecek bir film.
(Ege Görgün, Esquire,Eylül 2012)
konusu olay örgüsü ve işlenişi güzel, efektleri ve finali mükemmel olan filmdir. kötülenmeyi haketmiyor, harika bir fantastik/bilim-kurgu örneğidir. keşke devamı çekilse, tabi ki yine john karakterini taylor kitsch in canlandırması şartı ile.
Yakın zamanda pek göremediğimiz fantastik kurgu adına Türü itibariyle iyi bir film ve 2 saatlik süresine rağmen zevkle izletiyor. Zayıf olan yönleri bazı karakterler hakkında bilgi verilmemesi, aksiyon yapacağız diye her daim olaylara bodoslama atlanması ve zorlama romantizm diyebilirim. Sonunu oldukça güzel bağlamışlardı ve devamı gelecek gibiydi, umarım gelir.