sürrealist havasına rağmen o kadar gerçekçi o kadar içten bir film ki...şahsen herkesin küfrü bile güzeldir dediği fransızcayı sevmediğimden amelie'i izlemeye direnmiş olmama rağmen bu filmi gördükten sonra onu da izledim...ama bunu tek geçerim. birine çekinmeden önereceğim filmlerden biridir. genelde insanlar önerdiğim filmi beğenmeyince bi suçluluk duygusu olur anlatmaya çalışırım 'aslında şu şöyleydi bu böyleydi filme...'ama bu filmi beğenmeyen benle konuşmasın ayrı dünyaların insanıyız demek ki der geçerim...gerçi en son dvdyi kaybedince netten indirirken kuzen görüp ' o filmi izledim boşuna indirme çok sıkıcı'dediğinde 'hı öyle mi?' deyip o yokken indirdim. kan bağı var ne de olsa. ama o anlamaz filmlerden izleyin izlemediyseniz derim ben.
birde şöyle bir olay var ki başroldeki marion cotillard ve Guillaume Canet 2007de beri beraberlermiş.2003de film çekilirken bizim julian abimiz başka bir taş hatun olan alman diana kruger'le evliymiş ama 2006da ayrılmışlar.şahsen yakışıyorlar sevindim beraber olmalarına.guillaume'de Fransa da sadece oyunculuğuyla değil yönetmenliğiyle de adından söz ettiriyor.o da çok sempatik ekrana yakışan bir yüz.küçük bir not:Leonardolu Danny Boyle yönetmenliğiyle çekilen the beach filminde fransız oğlanı canlandırıyordu.
aşk yaşarken izlenilmemesi gereken filmdir. hele ki sevgili bu filmi önermişse adının anılmaması yarar sağlayacaktır. aşkın doruk noktasını yaşarken bir anda terkedilirsiniz ve film asla aklınızdan çıkmaz. hayalleriniz bir betona gömülür fakat hayal kurduğunuz insan betonu dökendir.
izlenilen en iyi filmler listesine bodoslama dalan ve bünyede kalıcı bir etki bırakan fransız yapımı film.
çocukluğu, aşkı anlatır farklı ve hoş bir şekilde. içinden gelen sesi bastırmaman gerektiğini söyler film boyunca, geldiği gibi yaşamak lazım dedirtir.
aşkın hayata anlam kattığını farkettirir. *
harika bir yann samuel filmi. yine masalsı bir anlatım yine tutku dolu bir aşk öyküsü. yann samuel'in güney kore sinemalarından coverladığı ve hatta herkes karşı çıksa da kanımca daha iyi uyarladığı bir başka filmi için;
fazla hayal dünyasının içinde kalmış bir film.
acıkcası iddaa kurgusu güzel olsa bile, rahatsız edici boyutlara ulaşması olumsuz etki bıraktı bende.
büyüklere masallar türünden birşey.
aşk filmlerinden hazetmeyen bünyeleri bile kitleyen film. tek bir falso dahi yok filmde. özellikle cast'i çok sağlam. hele de sophie'nin küçüklüğü. arada beliren masalsı görseller filme çok ayrı bir hava katmış..
yalnız izleyin ki rahat ağlayabilin. filmin sonunda gösterilen, iyi de olabilirdi aslında bu hikaye tarzı görüntülerden de anlaşılabileceği gibi esasında çok farklı bir hikaye değil. ama herşey o kadar başarılı ki, içine çekiyor insanı film..
aşk filmi diye nitelendirilen filmlerin arasına bile konmaması gereken bir film. tabi bana göre. bunun sebebi de, aşkın değil hırsın ve galibiyet hissinin insana neler yaptırabileceğinin bir örneği olması.
filmi izlemeye başladığımda, hakkında yapılan olumlu yorumlar, ister istemez daha dikkatli olmama sebep oldu. belki de başta söylediğim başarısızlık tabiri bundandı. film başlıyor, bir hikaye var ve kendinizi filme bırakmak istiyorsunuz. lakin olmuyor. film hep bir yerlerde açık uç bırakıyor. bir hikaye anlatırken tüm öğeleri basite indirgeyip anlatırsınız, anlattığınız hikayenin çekiciliği kalmaz. bu da böyle bir şey.
filmde bir kadın ve bir adam var. kendilerine kurdukları hayal dünyasında yaşarken, dış etkenlerden (aile, sosyal çevre) arınmaya çalışıyorlar. bunu tam olarak başaramadıkları için de kopukluklar oluşuyor.
aşktan bahsedeceksek, kadın ve erkeğin aşka bakışını ele alabiliriz. erkek aşık olduğunu kabul etmek istemiyor, bunu bir yarış olarak görüyor ve tutkusu hırsına yenik düşüyor. kadın ise hep aşkı için oyuna dahil oluyor. sürekli "bu bir oyun mu?" diye sormasının sebebi de bu. kadın aşkı ne kadar yaşamak istiyorsa, erkek de aşktan o kadar kaçıyor. tabi filmin sonunda, artık ikisi de direnmiyor. film süresince devam eden kopukluklar, film sonunda da kendini gösteriyor. birden mekan değişiyor, izleyiciyinin anlamasını hiç de zor olmayacak şekilde film süresince ve de sonunda mesaj verilmeye çalışılıyor. kullanılan efektler de son derece basit. hayal dünyasının sınırı çizilirken hiç zorlanılmamış.
açıksa söylemek gerekirse, büyük bir hayran kitlesi oluşmuş bu filmi beğenmedim. ancak hayalci ve aşkın mantıksız olduğunu ve her türlü çılgınlığı yaşamaya hakkı olduğunu düşünenler beğenmiş olabilir. evet, aşk çılgınlık içerir, normalde yapmayacağınız davranışları yaparken kendini bulabilirsiniz. lakin bunu hayalcilikle bağdaştırırsanız hissettiğiniz aşk değil kendi arzularınızdan ibaret olur.
filmi hala izlememiş olan varsa izlemeli. özellikle de ergenlik döneminde aşkın kollarına kendilerini atıp, dünyayı umursamamak isteyenler. sizler için çok güzel ve basit kurgusu olan bir film. iyi seyirler.
herkese önerilmemesi gereken bir filmdir.
zira bazı bünyelerde istenmeyen tepkilere yol açabiliyor.
izleyebilmek için içinizde olsa çocuksu ruh olması ve çılgın olmanız gerekir.
ayrıca sadece gerekli kısımlarının alınması gereken filmdir.
zira türk ve müslüman olan benim gibilere aykırı yönleri mevcuttur.
ancak herşeye rağmen güzel bir filmdir*, sonu ayakta alkışlanır.
sevgili ile izlendikten sonra ilişkiyi bir kat daha sağlamlaştıran harikulade film. son sahnesinden dolayı hissedilen aşırı romantizm duygusu ile sevgiliye kenetlenme hissiyatı veren ve biraz da duygusalsanız göz yaşlarınızı tutmaya imkan vermeyen tekrar tekrar izlenesi film.
izlenmesi gereken ama izleyenlerin biraz aklının ve kalbinin çalışması gerektiği fransız filmidir.
yapım harikadır, aşkın gereksiz kaprislerle ne kadar mahvedilebileciğinin en büyük örneğidir. aşkı yaşarken sınırsız ve kaprissiz yaşamak gerektiğini anlatır.
bir fransız filmidir. ve fransız sinemasının tüm özelliklerini içinde barındırır. fransızlar sinemaya sanat olarak baktıkları için filmlerinde tiyatro öğellerini kullanmayı severler, aslında buda çok normaldır. ingizlizce bilmelerine rağmen fransızca konuşmakta ısrar eden bir toplumun başka sinema kültürlerine göre film yapmayacağını anlamak gerekir. efektler iyi değildir çünkü fransız sineması bu tarz filmlerde efektlerin filmin gerçekçiliğini öldürüğünü düşünür. filmlerinde zaman kavramı yada mekan kavramları pek umursanmaz. onlar için hikayeyi bildikleri gibi anlatmak önemlidir.
eğer filmi bu mantilede izler ve o gözle bakarsanız filme 5 puan vermezsiniz.
kesinlikle 10 üzerinden 9u hak eden bir filmdir.
herkese tavsiye etmemk gerekir...
yav ne harika bir filmdir öle.birbirinden muhteşem sahneleri vardır.elemanın sophie'ye nikah şahitliği teklif etmesini mi istersin,araba üzerinde öpüşmelerini mi istersin..küçüklük hallerinde her sahne süperdi zaten.
kısacası harikulade pek bir şükela filmdir kendileri..