bugün kendimi daha yakın hissettiğim, hatta psikolojisine girdiğim olay. insan bu olay olmadan hissediyor, bazı iğnelemeler, kovulmaktan bahsetmeler vs. bunlar gün içerisinde git gide artar. arttıkça bu olaya daha çok yaklaşırsınız.
mesela bugün genel koordinatör yavuz çetin'den her şey biter şarkısını dinliyordu, beni çağırdı basit bir şey istedi, yaptıktan sonra teşekkür ederiz, şarkıda sana teşekkür ediyor dedi. yakındır hafta sonuna işsizim sanırım.
kibar söylemi için
(bkz: bildirimli fesih)
sonrasında yaşanması muhtemel diyaloglar çok boktandır.arkadaş ortamlarında durumu anlatırken direk kovuldum demek yerine iş yerinden bildirimli fesih oldum denir mesela.
an itibari ile başıma gelmiş durumdur. kapitalizm herzamanki gibi kazanmıştır. 2 liraya çalıştıracak adam varken seni 4 liraya neden çalıştırayım deyip tekmeyi basmışlardır. verdiğim emekler gecelere kadar kaldığım vardiyalar haram olsun. umarım en kısa sürede batarsın turkcell ve lanet olasıca mehmet emin karamehmet.
bundan yaklaşık 2 sene önce, kriz bahanesi ile başıma gelen tatsız olaydır, hemde düğünüme yaklaşık 1 ay varken.. çok şükür işten çıkarıldıktan 10 gün sonra daha iyi bir iş buldum ve halen çalışmaktayım, ancak, yaşadığım bu acı tecrübenin tekerrür etmemesi için tüm kararlılığımla kendi işimi kurmanın yollarını arıyorum, yani, b planını hazır tutuyorum.
geçen cumartesi başıma gelmiş durum.sözlüğe de yalan söylenmez sanırım degılmı.inanın hıc haketmedim.üstüme vazife olmayan butun islerin içine girdim hepsinden de alınımın akıyla çıktım.Aile şirketinde yabancılar uzun süre barınamaz arkadaş sakın ola sakın bulaşmayın derim uzak durun.hele eğitimliyseniz başınıza ilkokul mezunu bir müdür.tabiri caizse ananızı beller valla.o işyerinde sadece kişilerle uğraşılır.insanı dert hastalık sahibi yapar genç yaşınızda.milyar verseler uzak dur arkadaş.ki milyarda vermez adiler...
Türkiye'de bu düzen çok daha kolay ilerliyor. büyüğü küçüğünün kaşından gözünden hoşlanmadığı zaman yol veriyor, ellerinde çiçeklerle karşılıyor evdekiler. yapacak bir şey yok diyor kurallarda, alacağın yok vereceğin yok. Bunu nasıl beceriyorlar diye düşünmek yerine sistemin senin sırtından kazanmasına izin vermenin başka yollarını araman lazım.
Oralarda bir yerde pislik var görebilirsen. sana dayatılmaya çalışana sende kendince "hoop biraderim bak bende senin açtığın deliğe sıçabiliyorum" zihniyetiyle yaklaşman lazıum. çamura çamurla karşılık vermen gerekiyor. kitabın sonunda da "yaşasın özgürlük".
kimseyi zorla gönderip işten çıkarmıyorlar. Artık işten çıkarılmak diye bir şey yok çünkü; işten atılmak var. atılmak. onun bile kibarlaşması yok olmuş.
Sonuç; birisi sana "haydi" dediğinde üzerindekileri de bırakıp gidiyorsun, ağzında "mır mır" dönen küfürler senin vicdan duvarıondan dönüyor mına koyam.
birkaç ay boyunca varlığı hissedilen ve bu nedenle stresle dolup taşan bünyenin patrona dalmasıyla sonuçlanacak eylemdir. sonrasında renkli kalemlerdi, bir kaç paket a4 kağıdıydı falan ganimet olarak götürülmelidir.
eğer beklenmedik bir anda vuku bulmuşsa, insanın kimyasını bozan şeydir. bir anda paranoyak olursunuz, ''acaba hemen iş bulabilir miyim'' diye kafanızda komplo teorileri üretirsiniz.
dunyanizin yikildigini hissedersiniz. neyle hakettim bunu diye sorarsiniz ilk anda. gecici oldugunu bildiginiz halde yine de cok uzulursunuz. hayat iste.
okulunu uzattığı için ailesine karşı utanç hisseden and justice kişisi iş bulmuştur 3 aylık arama sonuncunda. hesaplara göre yıl boyunca evden hiç para istemeyecek ve bir nebze vicdan rahatlatılacaktır. sabah 8 de işyerinde olunup 3 te çıkılır ki akşam 5 teki ikinci öğretim derslerine girilebilsin. neyse işler iyi gitmektedir ve evden 4 aydır para istenmemiştir. ama o gün gelir çatar.
muhasebeci: al kardeş bu maaşın. şunu da imzala bir zahmet.
ben: abi burda ne diyo. '... aş. den hiç bir hak talep etmeyeceğime ve isteğimle işten ayrıldığıma*'
muhasebeci: kardeş malum kriz var ve şirket küçülmeye gidiyor.
ben: dur bi şefle konuşayım ya olurmu öyle şey. öğrenci adamım ben ne b.k yiyecem sonra.
.
.
.
ben: abi işten çıkartıyormusunuz beni ? yani inanamadım da. öğrenci adamın ne zararı olacak koca şirkete. burs sayın benim maaşı bari.
şef: valla and justice elimden gelen birşey yok. tamer beyle (patron) görüştük ve genel bir küçülmeye gidiyoruz. malum kriz var. yani yapabiliceğim bir şey yok.
ben: (bu konuşma cumartesi günü olmakta) yani pazartesi gelmiymmi ben şimdi? (hiç işten kovulmadım ki daha şoktayım soruya bak)
şef: sen bilirsin ama maaş alamazsın gelsen bile.
ben: anlıyorum abi. (bok anlıyorum, 3-4 gün nasıl bir ruh hali içindeydim anlatamam. hem seviniyorum artık sabah erkenden kalkmayacağım için, hemde üzülüyorum babamdan para istemek zorunda kalacağım aklıma her geldiğinde)
yani sonuç olarak işten kovulmak (hele ilk işinizse) adamın ağzına s.çar.
bir kere cok zordur, özellikle ilk işiniz ise.. fakat ayni zamanda o işten ve calışanlarından nekadar hazetmediğnizi anlarsınız, ki hafifletici bir duygudur. ohh ne iyi oldu iyiki istifa etmişim * dersiniz.
hiçbir şeyin sonu olmayandır. bir kapının kapanıp diğerinin açılacağına dair umudunu yitirmeyenler, her zaman kazançlı çıkar. eğer insan kapasitesine güvenir ve çok çalışırsa işsiz kalmaz.
eğer çalıştığınız işyerinde 1 yılınızı doldurmuşsanız, iş veren tarafından 15 gün önceden haber verilmemek suretiyle gerçekleştirildiğinde çalışanın kıdem tazminatı+ihbar tazminatı almasına imkan tanıyan durum. kullanmadığınız ücretli(yıllık) izilerinizin parası da ödenmek suretiyle çıkış paranızı alırsınız.
eğer son 3 yılda 600 iş günü priminiz ödendiyse iş ve işçi bulma kurumunamüracaat ederek işsizlik maaşı alabilirsiniz. bu da son çalıştığınız işyerinden aldığınız brüt ücretin yaklaşık 3 te 1 ine tekabül eder.