müziğimizin baş yapıtlarından. ve hiç kimse erol evgin den daha iyi yorumlayamıyor fikrimce.
ıssız bir yoldan geçerken, bir korku duyup da insan hani bir sarki söyler içinden iste öyle bir şey. öyle işte.
şimdi gök gürlemesi için önce şimşeğin çakması lazım değil mi. hani şu ışık, ses olayı. ışığın hızı daha hızlı değil midir. e öyleyse burada neden gök gürlemesinden sonra şimşek çakmakta.
işte bu şarkı yüzünden ilkokulda hep karıştırmışımdır. ''lan ses mi daha hızlıydı, ışık mı..hangisiydi lan'' diye.
+hani bir yağmur yağar ya bazen, hani gök gürler ya arkasından..
-aa evet evet, hani böyle ıslanırız!
+öhm.. hani ıssız bir yoldan geçerken, hani bir korku duyar ya insan..
-of evet yaa. altına sıçıyo insan.
+kızım ruhsuz musun nesin?
-bilmem.. sen bin yıllık şarkıyı şiir diye satmaya çalışıyorsun?
+işte öylee bir şeeey.
şarkının değeri can dündarın yüzyılın aşkları adlı kitabını okuduktan sonra benim için anlamı daha da artan şarkıdır.büyülüdür..her defasında yarım kalan sözleri anlatır.çiğdem talu ve melih kibarı sonuna kadar anlatan şarkıdır.
"hani bir yağmur yağar da bazen
hani gök gürler ya arkasından
hani şimşekler çakar peşinden"
derken, cigdem talu'nun biraz kafasinin karistigini, ve siralama hatasi yaptigini dusundugum sarki. ***