Isimi seviyorum aslinda ama haksizliga ugradikca soğuyorum her seyden. Herkesten cok calisip sirf ik ile aram kotu oldugu icin performansi sorgulanan insana donusunce sevmek bir yana nefret ediyorum işimden.
Az önce metro camını kitap sayfası olarak kabul edip pul kadar resmi sayfanın neresine koyarsam metin kaymaz sorununu çözdüm. Şu saatten sonra tüm sorgulamalara kapalıyım.
Maalesef yaşadığım durum.
Yükselmek istemiyorum. Daha iyi bir maasta kariyerde.
Bu iş güzel.
Ama bilmiyorum şartlar insanlar hırs zorluyor bir şeyleri.
Okuduğum bölümle alakalı is olsaydı neyse.
Alakasız ve işini sevince insan bırakmak istemiyor.
benim için en önemli olduğunu düşündüğüm bir hissiyattır. işini ve çevreni sevdin mi değme senin keyfine. Rabbim herkese sevdikleri işi yapmayı veya işlerini sevmeyi nasip etsin.
Devletin "yoğun" çalıştığı iddia edilen bir kurumundan bildiriyorum.Devlet memuru olmak bu kapsama girebilir. Daha çok yaşamak için güzel bir fırsat. Kazancı özel sektöre nazaran daha az.Üçüncü günüm stajda ve ikinci kitabımı bitireceğim.
bakıyorum bazı insanlar ömrünü işine adamış. instagramda talha uğurluelin fotoğrafına baktım. adam etrafına topluyor tarih meraklılarını çeşmeleri, camileri geziyor. hatta belgrad ormanında tarihi su bendlerini görmeye gitmiş. keşke bu kadar tutkuyla bağlı olacağım bir işim olsaydı. daha az kazanmaya da razıyım.
şu an ülke insanının %98 inin yaşayamadığı durumdur her halde.
çevremde yaptığı işi seven tek bir insan yok.
Ve ben de ileride o işini sevemeyecek olan mutsuz tayfaya katılabilmek için 4 yılımı heba ediyor gibi hissediyorum.
Ben çok seviyorum.
Felsefe öğretmeniyim. Daha iyi bir meslek yokmuş benim için. Mutluyum lan mesleğimden. Bir çok insanın sahip olamadığına sahibim. Daha ne olsun ?
çalışılan ortamda çalışanların adam gibi davrandığı, gereksiz hırsları olmayan, üstlerin mevki şabalağı olmadığı, egoların ikinci planda tutulabilindiği bir workgroup ortamında, pekde imkansız olmayan, gerçekten de mutluluğun sırrıdır, işini sevmek. ama genelde iş ahlakı pek mevcut olmadığından ve insanlar devamlı egolarına yenik düştüğünden gereksiz hırslar mide bulandırır, işten soğutur, hayattan bağını koparır adamın sonrada bütün mülakatlarda sorarlar;
'takım çalışmasına yatkınmısınız acep?'.
"ömür boyu mutluluk" olduğunu okumuştum bir yerlerde. ama nerede, hatırlamıyorum.
yazarın demesi, aşk bile sevgi bile bir yerde bitiyor illa. insanlara güven olmuyor, kesin bir şekilde hayal kırıklığına uğruyorsunuz. bu yüzden hayattan beziyor insan yeri geldi mi. amaç diye bir şey yoktur sevgide, ipin üstünde cambaz gibidir insan. bir saniye sonrasını bilemez, aslında bilmek de istemez.
oysa işini seven insan ne kadar hayal kırıklığına uğrasa da çalışmaktan vazgeçmiyor. hep bir amacı oluyor. mutluluk sahiden bu olsa gerek.