bazı seferlerde egomu çok da rahatlatmama yaramış aktivite.
.....
.....
işveren: önceki çalıştığınız projeden haberimiz var, batık proje o, çalışmıyo
Ben: proje şu an çalışıyo ve müşteriye sunuldu, siz bilgilerinizi güncelleyin
dedim ve çektim gittim. yüzü iyiydi elemanın.
.....
.....
IK'cı kadın: biraz da ingilizce konuşalım
Ben: Sure yeah
IK'cı kadın: what do you do in your free time?
Ben: (tööbeee) such an obselete question, let me ask,
your necklace is sweet, who gave it?
IK'cı: mm, my mother (tıkanır)
Ben: tıs tıs
bize dayatılan bilgiler ışığında yeni mezunların kendilerini yersiz yere hırpaladıkları görüşmelerdir.
bize aşılanan ve olmamız gereken rolü o denli iyi oynamamız beklenir ki aslında o rol sadece sahne önü olup, alan da satan da bunun rol olduğunu çok iyi bilir.
o kadar büyütülecek bir şey değildir. sakinlik ve kendini bilmek kazandırır, zaten bu zamanda millet birlikte çalışabileceği kendini bilen düzgün adam arıyor ama bulamıyor. bir şekilde olur eğer belli şartları üzerinizde taşıyorsanız. ayrıca iş seçiminde aceleci olmamanızı ve önünüze ilk geleni kabul edip başlamamanızı tavsiye ederim. özellikle yeni mezun arkadaşlar parayı ikinci plana alıp kendilerini geliştirebilecekleri bir işe ilk adım atmalılar, burada size verilecek parayı bir süre önemsemeyin. belli bir yere gelmiş insanlar bilir ki önce on çalışıp bir kazanıyorsunuz sonra bir çalışıp on. sigara içiyorsanız kabul edilmeniz zor, açıkçası günde 1-2 saati sigara için harcayacağınızı bildiklerinden kabul etmiyorlar. dahası ofis ortamında bir çok insanı rahatsız edeceksiniz, bu sebeple işe kabul edilseniz bile ortamda aleyhinize esen rüzgarlar çok daha kuvvetli olacaktır söylemesi. iş hayatına başladıktan sonra sigara içmediğime defalarca şükrettim. görüşmeye sigara kokarak gitmeyin. bunun yanında, görüşme esnasında çekingen davranmayın. kendi pazarlamanızı yapın, hatta mümkünse ne kadar dandik sertifika ve belge varsa hepsini dosya yapın getirin. üniversitede yaptıklarınızı abartın, beni almanız lazım bu işi benden iyi yapanı bulamazsınız, bulsanız da bu paraya çalışmaz imasını karşı tarafa verin. kısaca işe almalarını beklemeyin siz işi alın. kendine güvenen ve ne söylediğini bilen kişi imajını yaratabilirseniz ortada sorun kalmaz, ağzınız biraz laf yapsın. ayrıca gideceğiniz iş ne kadar dandik olursa olsun takım elbise ile gidin. ben üniversiteden sonra gittiğim ilk iş görüşmesinde görüşmeden 10 dakika sonra işe başlamıştım. her şey insanın kendisinde ve özellikle de çenesinde bitiyor unutmayın.
iyi hazırlık gerektirir. öncelikle kendi cv'nize çalışmak, sonra klasik insan kaynakları sorularına ne cevaplar verebileceğinizi yazarak fakat sallamadan gerçekçi olarak düşünmek, giyiminiz için gerekli hazırlıkları bir gün öncesinden yapmanız gerekir.
ha ben bunları yaptım mı? hayır, kafamı sikeyim. hatta dün bunları erteledim, şimdi de bunları yapabilecek bir-iki saatim varken entry giriyorum. hay kafamı sikeyim. neyse tamam yeter şimdi başlıyorum hazırlığa, göstericem onl...
edit: son dakika organizasyon yeteneği üst seviyede olan şahsım -bak bak bak laflara bak- sayesinde bir traş, bir duj, bir ütü sonra eskiden yaptığım mülakat hazırlıklarını mail kutumda saklamam sayesinde 1 saatte tüm hazırlıkları tamamlayıp 10 dakika erken bile varabildim görüşmeye.
baya olumlu geçti lan. sanırım aldım işi. enteresan nokta ise pozisyonun aciliyetinden dolayı mülakat sürecini bile uzatmamışlar 3 kere git gel yapmama gerek kalmadı. ilk oturuşta kimle çalışacaksam ve ik yetkilisi dahil hepsi karşımdaydı. basın toplantısında hissettim kendimi amk.
bu arada bu başvurumu yurt dışında yapıyorum, zaten halihazırda yurt dışında çalışıyorum; arkadaş bizim türkiye'deki ik'cılar manyak hakkaten. türkiye'de mülakat sırasında psikolojini sikip gerçek kimliğini ortaya çıkarmaya çalışırlarken burda -bu ikinci oluyor- insanı rahatlatarak, hatta gevşeterek sana ulaşmaya çalışıyolar.
tabii ki anadolu çocuğu yemez, verdim ayarı, verdim ayarı...
Kibarca reddedilmek de adama ayrı bi' koyuyor arkadaş. Şöyle ağız dolsusu bi' siktir çekseler ben de içimi boşaltıcam ama adamlar kibar hacı ne yaparsın. Teşekkür edip yolladılar yine.
+Anlıyorum ibrahim bey, teşekkür ederiz.
-Ne demek amk ben teşekkür ederim ederim. Bize de gelin.
ilk olmasından mütevellit ne yapacağını bilmeyen masum karakterin, mevcut en şık takımını giyip karşısına çıktığı işvereni t-shirtle gördüğünde dumur olma sebebidir.
yanlış anlaşılmasın ben işveren konumundayım burda, eminim iş aramak da büyük karın ağrısıdır ama iş görüşmesi yapmak, hele işe almayacağını kapıdan girer girmez anladığın birini 10 dakika sırf ayıp olmasın diye dinlemek, işi anlatmak, maaş pazarlığı yapmak kaprislerini dinlemek emin olun büyük sıkıntı.
bazı iş görüşmelerinde maalesef şunun gibi bi şekle dönüşüverir, genelde 2 görüşmede yaşanan durumdur şöyleki; üstünüze daha rahat bir şeyler alında görüşelim!*
en çok stresin yapıldığı anlardır saç diplerinize kadar gerilirsiniz.
torpille bir iş görüşmesi ayarlanmıştır dandik bir copy center'da. tabi copy centerin ne kadar iğrenç bir yer olduğunu bilmeyen vivaldi * hoplaya zıplaya gider görüşmeye.
+merhaba ben iş görüşmesi için gelmiştim. *
*tamam yukarı çık x'le görüş.
aynı replik tekrarlanır.
- hangi okuldan mezunsun.
+ xxx okulu grafik tasarım.
-çok iyi.
+*..
-neden biz vivaldi?
+* kendimi maatba alanında geliştirmek istiyorum. daha sonra reklam ajansında çalışmak istiyorum tabi ki istanbul'da şartlar daha iyi, * istanbul'da devam ederim. *
-hmm ama biz maatba değiliz.. copy center.. sana ne olduğunu anlatayım. vıdı vıdı..
+şey yani ben copy cen...
-neyse çalışmalarını göster.
-sen mi tasarladın bunları..
+evet. bir sorun mu var?
-yoo hayır.. tasarımlarını beğendim formu doldur bekle beni..
+peki.
yarım saat geçer..
-patronla görüşmeye gidiyoruz.
+peki.
*tasarımların iyiymiş. 15 gün deneme süresi. şuan masan yok masayı geçtim bulduğun sandalyeye oturursun. 16. günde masan sandalye her şey hazır. maaş konuşmam 17. gün konuşuruz. kabul mü?
+ * peki. kabul.
sonu ne mi oldu. 3 hafta ayakta dolaştım. benden 3 ay önce işe giren kıza aşağıdaki baskı makinelerini kullanmayı öğrettim. çay, su taşıdım. aralarında kavga ettiklerinde ben öne sürüldüm. grafiker değil amele oldum. stresten sivilceler kapladı suratımı. daha sonra ablamın desteği ile 4. hafta çıktım işten.
ve artık en büyük korkumdur iş görüşmeleri. görüşme yapmadan işe alan bir firma var mı?
memleketin çok etkili olabildiği nane. efendiler 1 aydır sayısız yerle görüştüm. 3 olumlu dönen yerden 2si memleketim nedeniyle beni işe almak istiyordu. birinde görüşmedeki amcanın hemşerisi idim, diğeri ise bizim ordan çok evliye çıkar diye bana başla dedi. şaka yapmıyorum lan; iki yabancı dilim var güzel bir okuldan mezunum ama ilk soru: "memleket nere?". valla referans olarak dedemi, amcalarımı vereceğim artık. cv'ye de bizim köyün fotoğraflarını iliştirdim mi tamam. bir de çok ciddi yerler ha dediklerim. onu geçtim bir yerde bana namaz kılıp kılmadığımı sordular. onu da geçtim adamın biri bana gece baskını yapar mıyım diye sordu... olur dedim de tereddüt ettim tabi. hani ayrıntı da vermiyor, elimde dosya baskına gidecektim herhalde. bir de şey vardı lan, ofiste sadece 10 bayan var rahat çalışır mıymışım? başka bir yerde ise 70 çalışan var hepsi erkek. valla yarın bir yere 4. görüşmeye gidiyorum, ilk üçü birbirisinin aynısıydı ama rütbe yükseliyordu. en son kurucu ortakla görüştüm herhalde bu sefer kurucu ortağın babasıyla görüşeceğim... hayırlısı.
- peki sen kendini 1 yıl sonra bu şirkette nasıl bir yerde görmek istersin?
(genç ve güzel olan personel müdürüne)
- 1 yıl sonra sizin kollarınızda görmek isterim kendimi.