insan kaynaklarının ve departman yöneticilerinin işi yoksa veya eleman alımına çok önem veriyorlarsa üç dört aşamaya dönüşüp her biri 1-1,5 saat sürebilen gereksiz görüşmeler.
olumluysa telefonla olumsuzsa e-mail'le cevabı iş arayana bildirilen görüşme. ikisini de yapmayan öküz firmalar ve öküz ik çalışanları konu dışı zaten.
iş başvurusundan sonraki, işe alımdan önceki safha. iş arayanların kendini yarım saat içerisinde ifade etmeleri beklenen lanet bir süreç. piyasadaki ortalama bir işe haddinden fazla kualifiye haddinden fazla sayıda başvuru olduğu için şirketlerin göt kalkıklığının tavan yaptığı platform. genelde kendi övüntüleri ile başlatırlar ve ondan sonra kendinizi tanıtmanızı beklerler. eğer karşınızda ilginç bir insan varsa şanslısınız, keyifli zaman geçirebilirsiniz. yok eğer karşınızda kompleksleri yüzünden okunan nemrut bir insan var ise orada bulunmanın bile bir anlamı kalmamaktadır.
1. görüşme : şirket x, genel müdürü x1, torpil : baba
x1 - ben aslında magazin programlarını seviyorum, paraları 2 ay geç ödüyoruz, sponsor bulursanız programınızı yayınlarız.
nerval - yok ben aslında iç yapım için .. ne ? neyse ya, ben sizi daha sonra ararım.
x1 - buyrun kartımı verim projeleri maille atın
nerval - atarım *
2. görüşme : şirket y, genel müdürü y1, torpil : baba
nerval - ben şöle böle y'yi çok seviyorum aslında en kalitelisi türkiye'nin vs.
y1 - aslında şu sıralar işten çıkartmalar yaşıyoruz kadro geniş
nerval - yok ben 2 ay boyunca para istemiyorum zaten bir nevi test drive, ayrıca şunları şunları şunları; bunları bunları bunları yapmanız lazım.
y1 - dur dur bekle bi
nerval - bi de..
y1 - alo? kızım medya grubu başkanına bir toplantı yaz, arkadaş nerval
nerval - ee .. sağolun
3. görüşme şirket y'nin medya grubu, genel müdürü y2, torpil : y1
nerval - şöle böle, şöle böle yapmanız; şöle böle vs.
y1 - hm ilginçmiş, sen saçlarını niye kazıyosun?
nerval - e.. çıkmıyo tepede ... bi de şöle böle şöle böle..
y1 - ilginçmiş ya hakkaten du senle haftaya gene görüşelim
4. görüşme şirket y'nin medya grubunun yeni medyası, koordinatörü y3, torpil : y2
y3 - ben de göbek yaptım şu sıralar spor yapamıyorum düzenli
nerval - hadi ya şöle böle, şöle böle
y3 - a ben de askerliği sarıkamışta yaptım rezalettir oralar.
nerval - evet, ben şöle böle şöle böle
y3 - 64ler vardı bi de oyun dergisi
nerval - gameshow devamıydı zaten murat adançın yerine webmaster olmuştum bi dönem
y3 - hadi ya ? iyimiş
nerval - şöle böle şöle böle
y3 - bizde de şöle aslında ama düşüncelerini dinlemek istiyorum başka ne var
nerval - ya ben sizle değilde y2 ile görüşücem zannediodum bişi hazırlamadım
y3 - tamam senle bi daha görüşelim biz, bugün bayram öncesi yılbaşı trafiği çok yoğun.
nerval - e peki
-photoshop biliyor musun?
-biraz.
-flash?
-hayır.
-web sitesi kurabilir misin?
-hayır
-e cv'nizde bilgisayar biliyorum yazmışsınız?
-evet yazdım, bilgisayar kullanmasını biliyorum yazdım. siz de ilanda gömlek mağazınız için müdür aradığınızı yazmıştınız?
-ilanı ben vermedim ben bilgi işlemciyim. görüş dediler görüşüyorum.
-müsadenizle.
hayret verici dipnot: tatlıses gömlek mağazasında yaşanmıştır, mağazaya müdür olarak alınacak kişi ile bilgi işlemci görüşüyor...
Cv'nizde ne varsa hepsinin tekrar soruldugu, daha sonra
-kendinizden bahsedermisiniz ?- IK'ci bekardir, flort etmek ister.
-esnek calisabilirmisiniz ?- Fazla mesai odemeyiz.
-bizden beklentileriniz nelerdir ?- Bizden bir sey beklemeyin.
-5 yil sonra kendinizi nerede gormek istersiniz ? - Bolum muduru bu konuda cok hassas.
- sevdiginiz ve sevmedigniz 3 yaniniz - Ayy cok seker.
vb. benzeri sorularla mulakat biter, sonra bekleme sureci baslar, mudurun emmi oglu ise baslar, sizede niteliksiz oldgunuza dair bir mektup gonderirler.
iş arayanların zorlu sınavlarından biridir, ağaçtaki elmayı koparmak merdivenin birinci basamağına çıkmak gibidir.Elmayı koparmak için tüm basamakları başarılıca çıkmanız gerekir.
Daha önce sizi bir saat bekleten hatırı sayılır bir kuruma, ikinci defa çağrıldığınızda yarın geleceğim deyip gitmemenize neden olabilir. **
16 yıl okuyup,üzerine çeşitli sınavlardan geçerli ve yeterli puanı aldığımız halde sözlü,yazılı ve toplu mülakatlarda terletilmemiz muhtemel olan görüşmedir.
p: bi eleman var, başkan söledi işe almamız lazım, sana lazım mı?
a: mesleği var mı abi?
p: çevre mühendisiymiş, yeni mezun.. ben konuştum, bilgsayar kullanmayı biliyo, o çizim programı var ya (autocad) onu da biliyomuş...
a: e çok iyi.. zaten öyle birine ihtiyacımız var.. ne zaman gelecek abi?
p: söyleyim yarın gelsin
--------
a: hoşgeldiniz
e: hoşbulduk
a: hayırlı olsun, yeni mezun olmuşunuz
e: evet teşekkürler
a: peki, işimizle ilgili bilginiz var mı?
e: biraz biliyorum
a: bilgisayarla aranız nasıl?
e: iyi...
a: office programlarını kullanabildiğinizi söylemişsiniz..
e: ııııııııııııııı..... evet
a: autocad biliyormuşsunuz....
e: ııııııııııııııı..... evet
(sorulan bikaç soru sonrasında ulaşılan sonuç: aslında hiçbirini bilmemektedir)
e: aslında çok ii bilmiyorum ben...
---------
p: nasıl alchuck? geldi mi eleman?
a: geldi abi...
p: iyi hayırlı olsun
a: hayırlı? abi almayalım diyecektim ben de...
p: neden?
a: e bilmiyor hiç bişey... işimizi görmez yani
p: e öğrenir...,
a: o öğrenene kadar iş biter...
p: alchuck başkan bana söyledi, ben de sana söylüyorum, işe al...
a: peki....
vel hasılı kelam... aldık arkadaşı işe, hem işi yaptık, hem öğrettik, şimdi canavar gibi... olan bana oldu ama... tabii ki biz de tecrübesizdik işe girdik öğrendik, ama yalan söylemedik, bilmediğimizi saklamadık, bildiğimizi inkar etmedik..
pazartesi günü yapacağım görüşmedir.
+ulan lise mezunu bi kadına kendimi nasıl anlatacam ki?
mesleki olarak bi bok bilmiyor ben bu kadına kendimi anlatacam he?
bari güzel olsa hiç değilse bakarken gözümüz gönlümüz açılır.
nicedir insan içine çıkmıyorum bariz güzel kadın görmüş oluruz be usta.
son 2 aydır "insan kaynakları" ile boğuşuyorum. herşeyiyle kompleks bir yapı arz etmesi gereken insan psikolojisini, karakterini çözümleyen araçlara sahip olduğunu zanneden insanlar bunlar. sordukları sorulara, kişilik testlerine verdiğim cevaplar ile "insan kaynakları" denilen sözde bilimin kalıplarına göre değerlendiriliyor, ölçülüp biçiliyorum. kendimi kafka'nın dava romanı kahramanı gibi hissetmeye başlıyorum.
kişilerin değil, kurumsal kimliğin ön plana çıktığı bir yapı, bir "şirket" var, önce bunu hissettiriyorlar. güvenliğe kimliğini bırakıp turnikelerden geçiyor ve mutlaka dört duvar arasında bir odada bekletiliyorum (kafama acaba tek başıma bir odada nasıl oturduğumu izlemek için kamerayla beni izliyorlar mı gibi paranoyak sorular geliyor). şirketin büyüklüğü, metodlarının görünürdeki "bilimselliği", kişilerinin sahte samimiyetleri insanın kendisini zayıf hissetmesi sonucunu doğuruyor kaçınılmaz olarak.
tabii doğaldır ki oraya kadar gittiğine göre işe alınmak istiyorsun ama fazla heyecanlanmayacaksın, aleyhine olabilir. ha hiç heyecansız görünmekte ters tepebilir. ne aradıklarını çözmeye çalışıyorsun. aslında insan kişiliğini indirgedikleri o birkaç parametrede öylesine sihirli bir bileşim peşindeler ki. ne kadar somut ve mantıklı veya ne kadar soyut ve hayâlci olduğun ölçülüyor misal. bir iş görüşmesinde hayâl kurmayı sevmek gibi basit bir insan özelliği bile kötü değerlendirilebiliyor, bu insan psikolojisi uzmanları tarafından.
velhasıl, benim vardığım sonuç, bu sihirli birleşime sahip olduğu izlenimi yaratacak kadar (çünkü kimse böyle bir insan olamaz) sahtekâr insanları arıyor bunlar.
tanıdıklarınızın zoruyla ayarlanan ve girmeyi hiç istemediğiniz bir görüşmeyse insanın acaip pislik yapası geliyor.
+merhaba.
-merhaba.
+şu an burada bulunma amacınız nedir?
-ee bir arkadaşa bakıp çıkacaktım ben..*
böyle bir cevabı hiç beklemediği yüzünden belli oluyordu. acaip pis göt olmuş gibi ifadesi vardı ve kısa süreli şok geçirmişti. ama cevabı bu kadar belli olan, böylesine sikimsonik bir soru sorulur mu ulan dalyarak başka ne amacım olacak? tuvalette sıçarken aklıma gelen bir konu için sana danışmak mı? iş görüşmesi için geldik işte pezevenk.
+ee.. o zaman sizi dışarı alabiliriz. sizi daha sonra ararız, görüşme bitmiştir.
bir anlık kendimi tutamayışım ve ilk iş görüşmem başlamadan bitmişti.