- ne kadar işsiz kaldınız askerlikten sonra
+ 14 ay
- o süreçte ne yaptınız?
+ dermatoloğa gittim.
- ???
+ napayım stres işte, modern zamanların bir numaralı hastalığı
- iyiymiş... yani geçmiş olsun.
+ saolun.
+cv'niz çok güzel.
-yani işe alındım mı?
+tabii neden olmasın.
-görevim nedir?
+şu önünüzde duran düğmeye her saat başı basacaksınız.
-sadece bu mu?
+evet. başka bir şey yok. haa unutmadan yabancı dil vardı değil mi?
-hayır.
+kusura bakmayın o zaman sizi işe alamayız.
işimden memnun olduğum halde, bakalım piyasamız nedir, fiyatımızı öğrenelim diye gittiğim bir iş görüşmesinde yaşanan diyalogtur.
odaya girmemle, karşımdakinin de benimle aynı kafadan bir adam olduğunu anlamam zor olmadı. o da benim gibi olduğu için haliyle, ayna teorisi haklı çıktı. ikimiz de beş dakika sonra geyiğe başladık. bir yandan da didişiyoruz tabi haliyle. arada ufak laf sokmalar filan. gene de geyiğe devam.
geyik ama, ciddiyiz gene öyle kafa göz yarmıyoruz...yarmıyorduk...yarmıyordum.
ta ki hobiler kısmında yer alan go, video games, biographies vs vs kısmını görene kadar.
- bu kadar yoğun çalışırken oyuna zaman ayırabilmeniz ilginç doğrusu
+ o oyunlar olmasa o kadar yoğun çalışamam ki
- ben de severim, ne oynuyosunuz bu aralar?
+ modern warfare
- hadi ya? iyi misin bari? (bak bak küçümser tavra bak)
+ akşama oynayalım da vereyim eline
zaten yalan olan mülakatın, tamamen yalan olması beklenirken akşam buluşuldu. arkadaşın hesabı görüldü, biralar içildi, pazartesi iş teklifi de alındı.
sonuç: gidilir mi o şirkete, zaten benden var orda!
kuzenlerle bir ilan üzerine mağazaya girilir. kasadaki elemana, satış elemanı arıyor musunuz diye sorulur ve cevabı beklemeden o ben olabilir miyim diye söylenir. durun olay şöyleydi:
- mrb, bizimle çalışmak ister misiniz ilanı üzerine geldik. satış elemanı mı arıyorsunuz?
- eevv..
- o ben olabilir miyim acaba?
- kendinize güveniyor olmalısınız?
- eh az buz var bişeyler usta sen kurcalama da yetkili birini çağırsana. eheh.
- ben mağaza müdürüyüm beyfendi, gelin sizinle iş görüşmesini kapıya doğru yapalım? hem siz de başka mağazalara doğru bakıcaktınız sanırım.
- eheh, oldu evet teşekkürler. lcw şu tarafta mıydı? ehe. tekrardan iyi günler..
bir kariyer sitesi aracılığıyla bana ulaşmış bir şirketin baş amcalarından biriyle görüşürken başa gelmiş hadisedir. raporlama ve analiz bölümü için görüşüleceği sanılmıştır. fakat, pozisyonun "raporlama ve analiz de yapacak asistan" olduğu, gidildiği zaman fark edilmiştir.
orta yaşlarında, bakımlı, süper havalı ama az tipli ama pek etkileyici bir genel müdürle görüşülür. 20 dakika boyunca sohbet edilir ve sosyal ilişkileri çok da güçlü olmayan fakat, 7/24 bilgisayar karşısında inekleyebilecek yapıdaki işsiz kişi (ben) "haa öyleyse bu iş yalan olur" moduna girer. bu sırada iş hayatında başarısı tavan yapmış biri olarak, asistanlık işinin görsellik gerektirmesinden (topuklu ayakkabı, etek giymek gibi kadınsal şeyler yani), iş hayatına girerken şu sorulur, şunlar şunlar dikkat çeker, bunlar bu yüzden önem taşır gibi konuşmalar ve arada bir kahkahalar atmalık diyaloglar da yaşanmıştır bu sürede. tam vedalaşırken de "vakit ayırdığınız için teşekkür ederim" dedi "esas işveren" ve tebessümün de ötesinde; hafif sesli gülüşlerle "asıl ben teşekkür ederim, olumsuz geçtiğini bilmeme rağmen hayatımda yaptığım en eğlenceli iş görüşmesiydi gerçekten" dedim ve tam pılımı pırtımı toplayacakken, "nasıl yani? eğlendin mi?" diyerek afalladı ve tekrardan konuşmaya devam ettik. "bak sen çok samimi bir insansın en azından bundan sonra işine yarayabilecek bir şeyler söyleyeyim sana ya da bundan sonra dikkat etmen gerekenleri" dedi ve başladı bütün beden dilimle ilgili açıklamalar yapmaya... ben dumurlardan dumurlara koşturdum tabii o sırada, benim bile fark etmediğim şeyler söyledikçe... tabii görüşmenin esas amacının başarısızlıkla sonuçlandığının bilincinde olarak daha bir koyvermiş şekilde kasıntısız bir şekilde konuşmaya başlayınca, işveren kimse şaşkınlıklar içine girdi. gittikçe "sen aslında pek normal, alışıldık biri değilsin ama hiç farkında değilsin. hatta biraz fırlamasın da sanki... ama kendini çok sınırlandırıyorsun" dedi. sonra da kendini tanıman gerekiyor "mesela ben seninle alışverişe çıksam seni tam olarak olduğun gibi göstermeni sağlarım; ben bile seni senden daha iyi tanıyabiliyorum. işte o zaman her türlü giderin olur (yani tam olarak bunu demedi de... ben o sırada bu anlama geldiği için koptuğumdan içten içe, tam olarak ne dediğini duymadım ama ana tema buydu)" dedi ve zaman geçtikçe de "mesela bugün eve gidince aynaya bak. kendini incele. hatta iç çamaşırlarını giy aynaya bak. nasıl biriyim, nerelerim güzel, nerelerim nasıl olsa daha iyi olurdu, diye bunların bilincine var." dedi. aslında derken çok sapıkça gelmedi yani konuşma içinde normal görünüyordu. benim içses "olduuuhh... seni de düşüneyim mi bari o sırada bebeğğmm?" şeklindeydi tabii. ama neticede bir iş görüşmesi için yine de kolay kolay duyulamayacak diyalogların sahnelendiği bir görüşme gerçekleşmişti. en son ayaklarımı çapraz olarak birleştirip hafiften el ense yapıyor gibi havaya doğru kaldırıp, "böyle güzel oluyormuş yahu! ben arada geleyim de böyle terapi yapalım. malum kimse kimsenin gözünün içine bakınca nasıl biri olduğunu anlayamıyor." dedim.
en az dört kere vedalaştık. fakat 1.5 saat sonunda görüşmeyi sonlandırabildik ve adam hala bir umut gözlerimin içine bakıp, "n'olur kendine biraz daha çeki düzen ver de seni işe alayım" bakışı atıyordu. bir yandan da "muhtemelen seni ikinci görüşme için aramam" diyordu. ikinci görüşmeye çağrılırsam daha farklı bir görüntüyle gitmem gerektiğinin farkındaydım ve bu da muhtemelen sırtını çiğnemek için giyeceğim uzun ve sivri topuklu bir ayakkabı ve bir kırbaç eşliğinde olabilirdi. lakin 2 gün sonra "seni aratmam ama..." demesine rağmen, beklediğim üzere ikinci görüşme için aradılar ve ben çok teşekkür ederek gitmeyeceğimi belirttim! allah beni top etsin sözlük! çok sinirim bozuk, anlatmasam ölürdüm! daha da neler vardı da işteah... aralardan seçmek gerekirse en az alışıldık görünenler bunlardı. çok tuhaftı çoook! *
-......haklısınız.peki ne ücret konusunda ne düşünüyorsunuz.
-5500 tl, artı şirketten aylık 3 depo benzin istiyorum.
-anlıyorum.her şey için teşekkürler biz size daha sonra haber vereceğiz.
bazen işverenlerin de kafaları karışık olduğu için biraz tecrübeli biriyseniz gayet enteresan olabilecek diyaloglardır. Patronları mecazi manada tokatlamak ve hırpalamak uzun yıllar maddi ve manevi olarak sömürülmüş iş arayanlar için iş görüşmeleri tam bir ego tatmini, orgazm anıdır. Hele ki çok acil paraya ihtiyacınız yoksa kendinizden emin tavırlarınız beden dilinize yansır ve mutlaka iş teklifi alırsınız.
+ buyrun?
- meraba.. ben iş başvurusunda bulunmuştum da... biz sizi ararız demiştiniz...
+ evet?
- aramayınca korktum. başınıza bişey geldi sandım. herşey yolunda mı?
+ yolunda yolunda...
- oh oh... yarın gelip başliyim o zaman ben...
- hah hah hah... has.ktir!
-boru sektöründe firmamızı seçmenizdeki etmen nedir?
+boru sektöründe türkiye'de en iyi ve kariyerim açısından en uygun firma olmanız.
-boru sektörü acılıdır baştan söyliyim. borular ile ilgilenir misin, takip ediyor musun?
+yeterli değilim. çünkü ben ne kadar da bilsem kendimi hiç bir zaman yeterli görmeyecek biriyim. meali:(boru takibi mi nasıl bir ruh hali lan bu!)
-güzel. ne kadar maaş istersin?
+benim bir rakam söylemem doğru olmaz.
-tamam bir haftaya kadar olumlu ya da olumsuz geri bildirimde bulunacağız.
+unutmadan hep boru işi yapmak istemiştim valla boru çarpsın!
Şu etilerde ki çiçek isimli sokaklarda bulunan estetik merkezlerinden birinden çağırıldım. herşey yolunda giderken kadın bana şu soruyu sordu.
+ Peki bir sabah ben geldim ve benim için o kadar kötü bir sabah ki bütün sinirimi senden çıkarmaya başladım bağırıp çağırıp sana kızıyorum, bu durumda tavrın ne olur ?
- iç ses: saçını başını yolarım lan senin, sen kimsin ki bağırıyorsun, git tedavi ol hasta ruhlu
dış ses: eğer bu işyerinde böyle bir durum varsa bu durumu kaldıramayabilirim. böyle agresif yerlerde çalışamam
+ ama ben tamda aradığım insanı bulduğumu düşünmüştüm, siz bu cevabı verene kadar.
- iç ses: bu ne pişkinlik, sen kimsin, ne sanıyorsun sen kendini azcık yol yordam insanlık öğren hayvan.
dış ses: kusura bakmayın ben bu konuda çok netim etrafımda birbirine bağıran insanlar varsa asla çalışamam benim için önce huzur, size iyi günler.
sonra utanmadan aradılar tekrar görüşmeye çağırdılar. tabi ki gitmedim.