kendinizi hiç bir boka yaramayan insan zannedersiniz ta ki bir iş buluncaya kadar. ilk başlarda sabah 8 de kalkılır bakınılır bakınılır bulamadığın zaman artık 10 a 11 e uzar kalkma saati. Hala bulunamadıysa bu sefer akşamdan sabahlamalar başlar ve bu sabahlamalar öğlen 2 de 3 de kalkmalara döner. artık aileninde hoşuna gitmez ve babanın iğnelemeri başlar. bir süre sonra annende iğnelemeye başlar. cebinizde para yoktur dışarı çıkamazsınız ve evde pinekliyip kötü ter kokunuzla bilgisayar başında tv başında günü bitirmeye çalışırsınız. gece yatarken bile banyo yapmak istemezsiniz. kendinize olan güveni kaybedersiniz bir süre sonra. aileden ve bilhassa babadan para istemek ızdırap hale gelmiştir. anneye sokulursunuz para için ama babada anneyi tembihlemiştir ona iş bulana kadar para yok diye. bir de sigara içiyorsanız bir taraflarınızı yandan tutmuşsunuz demektir. bir yerlere yan bastınız demektir. iş arama bir süre sonra çok lüks hale gelir, çünkü yol masrafına ayıracak para bulamamışsınızdır. Tabana kuvvet dersiniz gidersiniz gidersiniz gidersiniz ta ki iş buluncaya kadar. yolunuz açık olsundur ve allah kimseyi işsiz bırakmasın dersiniz.
Düzenli yapılmalıdır. kariyer sitelerinde en büyük sorun. çok fazla gereksiz başvuru olması ve çoğu cv’nin gereksiz metin dolu olması. her cv’yi inceleyemiyorsun. sadece %10’u falan inceleniyor başvuruların.
başvuran tarafında çözüm günlük olarak düzenli başvuru yapmak lazım. mesai harcar gibi yakınındaki bütün ilanlara alakalı alakasız başvurmak lazım. ön yazı cv’ye bakanın menüsünde extra bir ayırt etmene ve gereksiz bir başvuru değil, gerçekten niyetli olduğunu gösterir. her başvuru için o ilana özel kelimeler ve hitap içerek ön yazı önemli. daha önemlisi günlük düzenli kaliteli başvurular yapmak. hergün 1 saat ayırmak.
liseden yeni mezun oldum, maddi sıkıntılardan dolayı tam zamanlı veya yarı zamanlı iş arıyorum. sormadığım dükkan, konuşmadığım adam kalmadı ama tek yaptığım ayaklarım şişene kadar dolaşıp cv dedikleri boş kağıdı doldurmak oldu. zaten tecrübe ve sözde referansım olmadığı için dikkate bile alınmadım.
mağazaya girip iş aradığımı belirttiğimde çalışanlar sanki onların ekmeğini alıyormuşum gibi davranıyorlar hatta birkaç tanesi "burada çalışacağına git inşaatta çalış, müdür çok kıl..." gibi şeyler dedi.
not: birçok kariyer sitesine başvurdum 50-60 civarı ilana başvurdum ama sonuç yok. tahminime göre bu siteler firmaların reklamlarını yapmak üzere varlar. mesela bir ilan gördüm 500-600 kişi başvurmuş 3 kişilik kadroya. resmen umut tacirliği.
işi matematiğe döktüğümüzde 3 kişilik kadroya 600 kişiden bir kişinin girme şansı 0.005 oluyor tabi yerse.
hemen çözüme kavuşmaz ise zulüm gibi gelmeye başlayacak olan eylemdir. iş verenlerin mülakat veya adına her ne diyorlarsa o görüşmelerdeki hal ve hareketleri, sizden evvelki çalışanına yaptırmadığı veya yaptıramadığı pek çok işi size yükleme çabaları, verecekleri maaşı mümkün olduğu kadar en alt seviyeden kabul ettirmeye çalışması ve sizin işsiz kaldığınız süre uzunsa işsizlikten dolayı iyice bıkkınlığa girmeniz dolayısı ile ( mecbur olduğunuzu hissediyorlar avcı hayvanlar gibi ) hem etinizden hem sütünüzden mümkün olduğunca faydalanmaya çalışmaları gibi şeyler gerçekten hoş değil.
askerlik görevinden döndükten sonra birkaç ay kadar iş bulmakta sıkıntı çekmiştim. askerden evvelki işime dönmek istemiyordum ancak bu iş verenlerin hal ve hareketlerini görünce birazda mecburiyetten en iyi bildiğim işe döndüm. üstünden geçti 13 sene. bildiğiniz işlere yönelin size nacizane tavsiyem budur zira iyi olduğunuz işte bu yukarıda yazdığım şeylerin yarısı kadarı ancak başınıza gelir.
üniversite bitmiş, mühendislik fakültesi geçmiş üstümüzden, ehliyet yok, tecrübe yok, askerlik yok, borç var, kyk geri ödemesi var(devletimize göre zengin sayılıyoruz). ailenin maddi durumu yerlerde, eksilerde, rahmetli anne zamanından kalan harcamalar, kemoterapi sürecinden kalan ödemeler, vergi borçları, kepenk bile açılamayan bi atölye.
askere gitsem bütün borçlar babamda kalacak, idare edemeyecek, ödeyemeyecek, gırtlağa kadar dolmuş, ekmek alacak para bulamadı da, şu ünlü lafın akıbetini yaşadık; pasta yedik!
askere gitmesem de iş bulamayacağım. hani insan bazen durur durur bi ölüm şekli düşünür ya, hah, tam öyle. "bıçağı bi anda kalbime soksam, 5 katlı binadan kafa üstü atlasam ya da yok yok acımasın canım bi silah bulup beynimi patlatsam aslında otoyolda bi tırın altına girsem, acaba o an ne hissederim, nasıl bi duygu olur o anlarda." devamlı kendin için en acısız ölüm şekli geçiyor aklından, yok yapacağından değil de bozuk psikoloji böyle bişey.
sigara parasını bile borç aldığım (ve muhtemelen alabileceğim son borçtu) bir zaman geldi. "aydınlığa en yakın nokta zifiri karanlıktır" sözü gelirdi hep aklıma. o son borç alışımdan sonra bi daha borç istemeye yüzüm olmayacaktı.
kariyer.net, eleman.net, yenibiriş falan filan. umutsuzca doldurulan özgeçmiş, yapılan başvurular. girdikçe, iş ilanı gördükçe, mesaj kutusuna "ilginiz için teşekkürler" mesajları doldukça kafayı yememek işten bile değil. allah kimseyi düşürmesin..
bi sabah çalan bir telefona uyandım ve hayatım değişti. şimdi bi işim, ofisim, yeni bir telefonum( 8 sene ekranı kırık 6300 kullandım), faturalı bi hattım (6 ayda bir tl yükleyebilirdim anca) yakında ehliyet alacak param olacak ve hayatımda ilk defa bir mağazada çok beğendiğim gömleğin fiyatına bakıp yerine koymak zorunda kalmadım.
okulu bitmiş ya da okula devam etmemiş, artık kendi parasını kazanmak isteyen kişilerin, aylarca süren, arama, tarama, yakınlara haber salma, etrafa sorma eylemlerini kapsayan çalışılacak iş bulma çabası.