zıvanadan çıkmak üzereyken zikredilen zırva. işten kovulmuşsun, bir haftadır takım taklavat yayıp camışlar gibi yatmışsın, ne çayın tadı kalmış ne sabah sabah seda sayan 'ın. günlerdir giydiğin pijamalar madara olmuş, saç baş darmadağın açık saçık... yani hiç bir halt yiyesi kalmaz insanın.
kötüdür efendim bu haller. akşama kadar ne yapacağını bilmez halde en sevmediği vaziyetlere katlanmak zorunda kalınca böyle tarümar olup mırıldanma süreci başlar. ardından ben ne bok yiycem şimdi diyerek devam eder.
yalnız başına odanın ortasında otururken, bir elde sigara, televizyonda karıncaların istilası adlı siyah beyaz başyapıt, kimse yok, ayaklar üşümüş, kuyruk sokumuna ağrılar girmiş öylece kukumav kuşu gibi otururken içimden geçen en güzel şey.
evet düşünmek istiyorum da ulan ben ne düşüneceğim şimdi? kafamda bir sürü dert, hikaye, hayal, plan vesaire var. almıyor lan aklım. gitgide arıyorum o düşünmem gereken şeyi.
bu kadarı fazla mı bilmiyorum. yıllarca aynı şeyleri düşünmek.
ne olduğumuzu, ne olacağımızı düşünmek. beynim bir köşesini sadece sana ayırdım, tamamen sana tahsis edilmiş bir ortam ve senin bundan haberin yok. zaten neden olsun ki?
belki yalan, belki gerçek.
kimsin sen? içimden sürekli seni düşünmek geçiyor...
Sürekli düşünesi gelir insanın tutmakta zorlanır kendisini. Beyin sanki düşününce rahatlayacağını mutlu olacağını biliyor sürekli bir şeyler çıkarıp çıkarıp önümüze koyuyor lakin düşünmek kısa vadede çok hoş gelsede kendi oluşturduğun hayallerde mutlu olsanda uzun vadede yıkıcı bunalıma sokucu yıpratıcı etkisinden dolayı pek yapılmaması gerektiğine inandığım şeydir. Düşün düşün foktur işin diye güzel bir sözde vardır. Genelde üzgün mutsuz pek fazla eğlenceli vakit geçirmeyen çok konuşmayan insan çok düşünür mutluluk için bir şeyler yapmak ister tek yapabileceğide düşünmektir.