Hayat ekşimiş bir meyve tadındadır artık. Hiç bir şeyden zevk almazsınız. Yaşam tam bir acıdır. Sabah olmasın, güneş doğmasın istersiniz. Enerjiniz sıfırdır. Bu iç sıkıntıları belirli bir nedene bağlı ise şayet, geçicidir. En azından şartlar ve nedenler değişecektir. Hayat hep aynı olamaz. Sürprizdir hayat. Hayatı anlamlı kılan da budur. Bu da geçer. Evet geçecektir. Tıpkı her gecenin sabahı olduğu gibi. Hayatınızın geçmişine bir bakın. Onca sıkıntı ve dertler geçirdiniz değil mi? Bu da geçer, hiç dert değil. Tünelde yürüyüş bitince ışık görünür, aldırmayın, sabredin. Geçecektir. Bana inanın.
allahım neden bu iç sıkıntısı. dinmeyen bu ızdırap.
yok işte yok. hayat akıyor. herşey yolunda gibi görünüyor ama neden bu iç sıkıntısı...
yaşlandığımı hissediyorum. bazen nefes alamadığım oluyor.
daraldım. bunaldım.
geçmez misin sen hiç ha. kaybolmaz mısın?
ne illet şeysin sen iç sıkıntısı...
sürekli yanınızda olmasına rağmen kendisinden ve kendi hayatından hiç bahsetmemesinden mütevellit, hakkında pek de bir şey bilmediğimiz, hırlı mıdır hırsız mıdır kestiremediğimiz sevgi yumağı. pardon.. alışkanlıktan öyle çıktı ağzımdan.. sevgi değil, pis elektrik yumağı, deli edesi duygu protonu.
soru cevap yöntemiyle bu şeyi daha yakından tanıyalım şimdi;
1. soru: iç sıkıntısı ne ister?!
cevap: iç sıkıntısı canınızı ister. iç sıkıntısı kan ister. isterseniz bunu gidin sıfıra vurduğunuz saçlarınızın arasından, isterseniz de "hiçbir şey yapmak istemiyor canım"dan bulun ama o kanı bulun arkadaşım! iç sıkıntısı teklik öğrenci biletlerini yırtmak ister. iç sıkıntısı misafirliğe gelmiş amcalarınız, halalarınız, acayip kuzenleriniz karşısında çıkarıp pipisini göstermek ister.
2. soru: iç sıkıntısıyla ne yapılır?!
cevap: iç sıkıntısıyla gerdeğe girilmez. girerseniz de bu sizin için pek hayırlı olmaz. iç sıkıntısıyla bira içilir ama öpüşülmez. iç sıkıntısıyla kulağınıza yeni bir delik açabilir ya da saçlarınızı kısacık kestirebilirsiniz.. bu iç sıkıntının pek hoşuna gideceğinden gece aranızda bir elektriklenme olabilir, hazırlıklı olun.
3. soru: iç sıkıntısını kim bulmuştur?!
cevap: babamın bulmadığı kesin. son 23 yıldır herifin yüzünde tek bir duygu belirtisi görmedim.. iç sıkıntısını bulmuş olsa olsa, türkler bulmuştur. tarih kitaplarında yazan, "türkler asyadaki elverişsiz yaşam yüzünden batıya göçmüştür" lafı büyük bir yalandır. türkler iç sıkıntısından köpek gibi kudurdukları için göçmüşlerdir. iç sıkıntısı öyle büyük ve aman vermez bir şeydir ki: anadoluya geldiklerinde hala sıkıntıları geçmiş değildir. bu yüzden, "gelin lan biraz da şuraya gidelim" diyerek avrupaya geçmişler ve ukrayna civarında aradıkları ulvi şeye kavuştuklarında o rahatlamışlıkla gerisin geri anadoluya püskürtülmüşlerdir gariplerim.
4. soru: iç sıkıntısından nasıl kurtulabiliriz?!
cevap: eskiden olsa bu soruyu belki kısa süreli bir tatille ya da iyi bir kitapla ya da türlü türlü sanatsal aktivitelerle veya içerek veya sevgili bularak diye cevaplardım ama artık bunların işe yaramadığını biliyorum.. cem yılmaz'ın da dediği üzere, küveti sütle doldurup kıçımıza buzlu badem sokalım bence. diğerlerini denedik ve işe yaramadı. bu iyi gelebilir.
5. soru: i. melih gökçek'de iç sıkıntısı var mıdır?!
cevap: you're exactly right!
demir pası gökleri deliyor
kargılarla
siyah adamların ekşi kokuları
pitekantropların orman yapraklarına sinen
ruhları
canbaz gibi sallanırken
ve örümcek ağlarında süzülürken
müstemlekelerde
kolonyal şapka giymiş maymunlar
yazılı viski şişelerini böyle devirir
ve ispanyol kadınları
kastanyetlerinde
karma karışık olmuş don-jose'lerin
dudak hararetlerini ezerken
nerden geliyor iç sıkıntım
çıplak siyah adamlar
kargılarını batırmakla kulağıma
ağaçlarda yaprakların damarlarını görüyorum
yapraklar yeşil
kanım kırmızı
içim siyah
demir siyahı
karga pası kandan olur
siyah adamlar neden olur
yılanlar belinde
kaplan gözleri gözünde
ve sümüklü böcek boynuzları beyninde
kutudan geliyor ıstırabım
kutudan geliyor vâveyla
30.000.000 sene evvelki dinozorlar
bugün ölüyor
sinek vızıltısı seslerile
içime atılmakla
kesilmiş ve derisi yolunmuş kafalardaki
kan pıhtılı gözler
içime atılmakta bir kuyudan
32 yaşında merhum ömer
ölü atı ile
belvü bahçelerinde rakı içen sarhoşların
boyalı kadınları kıskanan bakışları
uyuşmuş todi nağmeleri
içime atılmakta
orada ne bulacakları meçhul
orada ne bulacaklarından habersiz
yirminci asır diye böbürlenen
alık yarı-münevverler
sigaralarını yakıyor keyifle
permanant saçlı pijamalı rüküş hanımlar
kutudan cızırtı çıkartıyor
debussy'nin konserini dinledim
antisantimantâllll
bayan ayten alaturka sevmiyor
ezberlemiş geridir diye
kalbinizde kocaman bir bosluk ve o boslukda dısarı cıkmak icin surekli kanat cırpan bir kus,aldıgınız nefes bogazınızda dugumlenir bogazınız acır nefes almak bile zor gelir.
birden koca bi el yapışır göğsünüze bastırır , nefess alamıyacağınızı sanırsınız, tek careniz ağlamaktır sanki ağlarsınız, ağlarsınız, açılıp düzelmek umuduyla, göğsü sıkan el yavaş yavaş gevşer belki bir süre sonra ama yinede ordadır birdahaki sıkıntı da ortaya cıkmak üzere pusuya yatmıştır...
insanın genelde zevk aldığı durumlardan bile midesinin bulanmasını sağlayan iğrenç bir durumdur. ne yaparsanız yapın geçmez. üstüne üstlük böyle zamanlarda olumsuz olaylar üst üste gelir ve bu b.oktan hali pekiştirir.