hani şeker yersin de elinin bir kenarına bulaşmış olur balı, hatta küçükken yumiyum yerken gelirdi başıma en çok..
sonra nereye dokunsan eline yapışır gibi olur bir şeyler.
giderek kararır üzeri etrafından kaptığı tozlarla.
temizleme imkanın yoksa daha da sıkar canını.
bazen de tik oluşur farkında olmadan elin oraya gider, dokunursun yapışkanlığı kaybolsun diye.
bir yandan da dikkat edersin aman üzerime bulaştırmayayım diye.
suya dokunmadıkça gitmez..
uzun zamandır hissetmediğim için sevindiğim , ama bu gece fena halde bastıran his. böyle sanki insanın göğsüne birisi baskı yapıyor gibi oluyor. kötü yani ağlamaya calısıyorum ama ağlayamıyorum da su an. bir çare bilen yok mudur buna?
her suserin nerden geldiğini bilmiyorum dediği ama illa bir sebebi olması gereken bir şeydir iç sıkıntısı.kimi zamana paranız yoktur ve nasıl kazanacağınızı düşünmek zorundasınızdır. haber beklediğiniz bir işiniz, yapmanız gereken bir ders, çalışılması gereken bir vize, bunların hepsi insanın içinde iç sıkıntıyı oluşturur.
öyle bir an gelir ki nefessiz kalır insan. öyle bir histir ki bu sanki en yakınlarına teker teker bir şey olacakmışcasına. kaçmak ister insan, ama kaçacak ne bir yer vardır ne de neyden kaçacağı bellidir insanın.
mideye oturan sebepsiz öküzün sebebini araştırmaktır iç sıkıntısı.
--spoiler--
+ne oldu lan yine kimi özledim acaba?
+özleyecek kimsem de kalmadı amk neyin sıkıntısı bu?
+bizimkilere mi bi şey oldu du bakıyım hemen... yok onlara da bi şey olmamış halla alla.
+dur abimi arıyım.
+alo abi napıyon?
-iyi dışardayım.
+hiç öyle bi sorayım dedim.
-tamam hadi görüşürüz.
+lan dur kızı arayım.
+alo nasılsın?
*iyi oturuyorum öyle sen?
+bende oturuyorum öyle evde içim daraldı da bi şey mi oldu diye merak ettim herkesi aradım.
*yok yok bi şey olmadı. ha bi şey var ama.
+ne var, ne oldu?
*biz barıştık onunla...
+varmış demek ki bi sebebi. neyse rahatsız ettim kusura bakma.
--spoiler--
felsefeyle tanıştıktan sonra hic geçmeyen, kanayan yaram 6 yıl oldu yalnizliktan felsefe kitaplari okumaya baslayali. 6 yıldır icim sıkılır her gun mutlaka, bazen tüm gün bazen arada bi ama her gun mutlaka.
alıştım mi? hayır alışılacak bisey degil bu.
An itibariyle kalbimi değişik ritimsiz attıran, ne yaptığını, gelecekte ne yapacağını, elini ayağını bile nereye koyacağını bilememe durumu. Derin bir ooooffff Çektirir.
oyle biseydir ki, atsan atilmaz satsan satilmaz. gelir oturur oylece bogrune. birileriyle konusayim dersin ama anlatacak bisey yoktur ortada. konusmak, gulmek, yurumek ve hayati fonksiyon gostermek istemezsin. yalnizligin tokat gibi carpar yuzune. cok boktan bir durumdur.