türkiyede bir eşi benzeri bulunmayan yuaşanılası yer . gerçi izmirde de artan bir toplum var ama adını ağzıma almayayım . onlara rağmen hala güzel . kordonda bile rahat bırakmasalar bile güzel .
(bkz: kordon)
heryerinde deniz olduğu zannedilen , otogara gelindiği zaman ''aaaa hani deniz'' denilen , kızları gerçekten ve gerçekten güzel olan , bütün tatil mekanlarına yakınlığıyla dikkat çeken egenin incisi
altyapısını tamamlamış;parkıyla,yürüme bandıyla,yollarıyla herşeyin insanlar için olduğu,bir istanbullu izmirde bulununca artık istanbulun yaşanılacak bir yer olmadığını anladığı güzide kent...
(bkz: istanbul trafiği)
güzel mi değil mi tartışılır ama kesinlikle alışkanlık yapan şehir. buna rağmen o kadar yılın sonunda koşa koşa bursaya gelmişimdir. bursa'nın yeri apayrı.
turkiyenin en kulturlu, en medeni, en gelişmiş, hayat standartı en yuksek, yaşaması apayrı bir şehirdir..Gecesi gunduzu ayrı guzelliktedir..cıvıl cıvıl sokakları, guleryuzlu sıcak ve canayakın insanları yüzünüzün hep gulmesini saglar..kordon boyu, konagı, alsancagı,bornovası,kıbrıs şehitleri,karşıyakası, goztepesi, vapurları, inciraltı, kemeraltı herkesin aklında guzel anılar bırakmış, izmiri izmir yapan bazı yerleridir..barları, eglence yerleri, mekanları ayrı bi canlı ayrı bi havaya sahiptir, insanlar huzurlu mutlu v eyaşamdan zevk alırlar..kordonda o çimlerin uzerinde oturup muhabbet etmek, izmirin o eşssiz korfezine karşı biraları fondip yapmak mukemmel bir duygudur.kimsenin kimseye bakmadıgı, herkesin rahatca huzur içinde gezip, tozabildigi, eglenebildigi bir şehirdir izmir..kumrusundaki tat, başka hiçbir yerde yoktur..izmirine sahip çıkar izmirliler..lafta değil icraatla korurlar, guzelleştirirler izmirlerini..evsahipliği yaptıkları buyuk organizasyonlarda gostermiştir izmirli kalitesini..izmir, anlatmakla bitmez, yaşanması gorulmesi tadılması gereken bir şehirdir..izmirden ayrı kalmayan, hasretin ne demek oldugunu bilemez..
yıl 1923
Adres, numara 248, Kordon...
Naim Palas... ikinci kat...
Cumbada oturuyor Mustafa Kemal.
Sevmez fazla yemeği.
Leblebi var yine önünde...
Garson titriyor. Çünkü çocuk, Rum.
Sesleniyor Gazi, şefkatli bir ses tonuyla...
"Vre Dimitri" diyor, "gel bakayım."
Çocuk, "buyur pasam" diyor, ş'lere dili dönmeyen, kırık dökük Türkçesi'yle.
"Sizin Kosti" diyor... işgal sırasında izmir'e gelen Yunan Kralı Konstantin'i kastederek... Sizin Kosti, geldi mi buraya?
Geldi pasam...
Oturdu mu bu masaya?
Oturdu pasam.
Güneş batarken rakı içti mi?
içmedi pasam.
E o zaman sormadın mı çocuk, ne halt etmeye almış izmir'i? (yılmaz özdil'den)
işte böyle batar güneş izmir'de
herkesin bu şehirle ilgili farklı bir anısı vardır
benimse dile kolay 7 yılım çocukluğum gençliğim bu şehirde geçti. öyle dünya şehirleri de görmüş değilim ancak, söyleyebilirm ki insan bir yere ait olabiliyorsa ben izmir'e aidim ve ayrı kaldığım her dakika bu şehri, kokusunu ve anılarımı çok özlüyorum.
mevcut kelimelerin anlatamadığı, tanımlayamadığı, betimleyemediği şehirdir. kordon'da bir kere gün batımını izlemeyenlerin, hakkında yorum yapmaması, gittim gördüm dememesi gereken şehirdir aynı zamanda.
ha bir de, moderndir, demokrattır. hurafeye, safsataya prim vermez. e bu da batar birilerine tabi. o da batanların ayıbıdır şüphesiz.
eğer ılık bir imbat esip de körfez kokusunu getiriyorsa burnunuza..o şehir izmir'dir..eğer ki hayat, ağır çekim bir film karesi gibi akıp gidiyorsa etrafınızda..o şehir izmir'dir..
bir şehir, taşıyla toprağıyla, mavisiyle siyahıyla kanınıza işlemişse eğer..işte o şehir izmir'dir..